"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Siyaset yasak, hakaret serbest

Ertuğrul ÖZKÖK

Geçen pazartesi günü başbakan, ülkenin en sorunlu bölgesi olan Güneydoğu'ya yapılacak ekonomik yardımlarla ilgili paketi açıklamaya hazırlanıyor.

Başbakan'ın basın toplantısından kısa süre önce RTÜK'ten bir yetkili TRT'yi arıyor ve şunları söylüyor:

‘‘Ecevit'in basın toplantısını yayınlayamazsınız. Çünkü Yüksek Seçim Kurulu'nun bize bildirdiği 120 sayılı kararın yasaklama kapsamı içine giriyor. Yayınlarsanız suç işlersiniz.’’

YAPAMAZSIN KARDEŞİM

TRT, bu uyarı üzerine Ecevit'in basın toplantısını canlı yayınlayamıyor. Böylece RTÜK sadece sözlü bir uyarı ile devlet televizyonunu sansürlüyor.

Bu uyarı kısa zamanda diğer kanallarda da duyuluyor.

Ancak aralarında NTV'nin de bulunduğu bir bölümü buna rağmen yayınlamaya karar veriyorlar.

Başka kanallarda ise ilginç bir ön izin mekanizması işlemeye başlıyor.

Mesela TGRT'de ‘‘Alternatif’’ adlı bir program yapan Sebahattin Önkibar, ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz'ı canlı yayına çıkarmayı planlamış.

Ama ne olur ne olmaz diyerek RTÜK üyesi Fatih Karaca'yı arayarak soruyor:

‘‘Yarın akşam Mesut Bey'i programa çıkartabilir miyim?’’

Karaca, yanıt veriyor:

‘‘Hayır çıkartamazsın, çıkartırsan suç işlersin...’’

Daha önce Tansu Çiller'i TGRT'de Alternatif programına çıkarttığı için kapatma kararıyla karşılaşan Önkibar, bu defa temkinli davranıyor ve Yılmaz'ı ekrana çıkartmıyor.

Yani orada da sansür etkili oluyor.

Türkiye'nin önde gelen bütün televizyonları geçen haftadan beri böyle kaotik bir durumla karşı karşıya bulunuyor.

Bu komik kriz aşılacak derken aksine iş büyüyor.

Radyo Televizyon Üst Kurulu üyeleri aynı saatlerde toplanarak, neredeyse tüm ulusal TV kanalları hakkında bir dizi kapama ve ihtar kararları alıyorlar.

KARAR NEREDE

Bir o kadar da yerel TV kanalı bu cezalara muhatap oluyor.

Bunlar içinde en ilginci NTV hakkında verdiği karar.

RTÜK, 14 Şubat akşamı FP lideri Recai Kutan'ı Nuri Çolakoğlu'nun sunduğu ‘‘Enine Boyuna’’ programına çıkarttığı için NTV'ye ihtar cezası vermiş.

Ardından terörist Öcalan'ın yakalandığı 16 Şubat akşamı Başbakan Ecevit'i aynı programa çıkarttığı için NTV'ye bu kez kapatma kararı veriyor.

Ancak ortada ilginç bir durum var.

RTÜK, televizyon kanallarını kapıyor, ama ortada iletilmiş bir karar yok.

HAKARET SERBEST

NTV yöneticileri, ‘‘Bize ihtar cezası tebliğ bile edilmedi’’ diyorlar.

Kanal D yayınladığı bazı siyasi haberlerin seçim yasaklarını ihlal ettiği gerekçesiyle kapatılıyor.

Tepkiler çığ gibi büyüyüp, RTÜK ateş altında kalınca bu defa suçu Yüksek Seçim Kurulu'nun üzerine atıyor.

Şikáyetlerin adresinin Yüksek Seçim Kurulu olduğunu açıklıyor.

RTÜK bu konuda YSK'yı suçlasa da, şu noktada eleştiriyi hak ediyor.

İşi bu noktaya vardırmanın ne gereği vardı. Hukuki bir ihtilaf varsa bu makul olan bir çizgiye getirilemez miydi.

Ancak meselenin bu kadar basit bir iyi niyet düzeyine indirgeneceğini sanmıyorum.

Bazı RTÜK üyelerinin, bu sınırı aşarak, sansürcü zihniyeti büyük bir şevkle savundukları anlaşılıyor.

Tabii böyle bir durum karşısında gazeteciler de şu soruyu soramadan edemiyorlar.

Bugün birçok meslekdaşımız, bir özel televizyonun insafsız saldırısı, iftira ve hakaretleriyle karşı karşıyadır.

Oysa aynı RTÜK üyeleri, seçim yasakları konusunda gösterdikleri bu ataklığı söz konusu küfürbaz televizyon için de gösterselerdi, daha inandırıcı olurlardı.

Etrafına çamur saçan televizyon bütün gücüyle yayınlarına devam ediyor.

Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir televizyonun yayın yapmasına izin verilmez.

Üstelik bu televizyon, rakibi gördüğü birçok siyasi partinin yöneticileri hakkında ağzına ne gelirse söylüyor.

KURUMSAL İTİBAR

RTÜK bunları zerre kadar dikkate almıyor.

Ama kanuna saygılı kanallarda ülkenin en büyük sorunu ile ilgili basın toplantısını bahane ederek kanal kapatabiliyor.

O yüzden de kurumsal itibarını giderek yitiriyor.



X