"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Siyah, simsiyah bir kuğu

GÖZÜNÜ yukarılara dikmiş.<br><br>En tepe yetmiyor.

Orada yalnız, tek başına kalmak istiyor.
Zirveye tırmandıkça, zirvede tek başına kaldıkça hırsı artıyor.
Hırsı arttıkça, paranoyası çoğalıyor. Herkesi düşman görmeye başlıyor.
Her köşe bir pusu, her kuytu bir komplo, her adım bir tuzak.
Hep tetikte: Gardını bir saniye bile düşüremiyor.
Hayat, hayali düşmanlarla, hayalet suikastçılarla, görünmeyen komplocularla bitmez tükenmez bir gölge boksuna dönüşüyor.
* * *
O hengâme, o korku, o telaş içinde fark etmiyor, fark edemiyor.
Gölge boksu, aslından yorucudur. Havaya salladığı her yumruk, düşmanın suratına çarpandan daha ağırdır.
İnsanı daha bitirir, daha tüketir.
Hayaletin sıkleti, hakikisinden daha ağırdır.
O korku, o paranoya içinde fark etmiyor ki; havaya salladığı her yumruk, aslında aynadaki suretinde patlamaktadır.
Fark edemiyor ki, yumruğundaki kan, rakibin patlamış kaşından değil, kendi bedeninden bulaşmıştır o yumruğa.
O kan, paramparça bir aynanın bıçağa dönüşmüş kırıklarının eseridir.
* * *
Bir insan düşünün ki:
Yıllar, aylar, günler; hatta saatler, dakikalar, saniyeler sürmüş bir hayalet savaşından galip çıkmış.
Hayalet düşmanları bir bir halledilmiş, komplocular, suikastçılar, organizeler tek tek bertaraf edilmiş,
Ve artık ebedi bir zirvededir.
Kraldır, kraliçedir.
O da yetmez, imparatordur.
İşte o an kendine bakar.
İşte tam o an bir şey daha fark eder...
* * *
Dün olağanüstü bir film seyrettim.
Adı “Siyah Kuğu...”(*)
Genç bir balerinin, “Kuğu Gölü Balesi”nde, kraliçe kuğuyu oynamak için verdiği mücadeleyi anlatıyor.
O mücadele içinde, etrafındaki bütün insanlar, onu devirmeye, onun zaferini engellemeye çalışan birer hayali düşmana, komplocuya, suikastçıya dönüşüyor.
Hayatı hayaletlerle mücadeleyle geçiyor.
Fakat anlıyorsunuz ki, düşmanlar onu çevrelemiyor.
Bizzat kendisi bütün etrafını hayalet düşmanlara çeviriyor.
Annesi dahil herkesi, kendi yerine göz dikmiş, onun zaferini engellemeye çalışan suikastçılar gibi görüyor.
Kazandığı zafer ona yetmiyor.
Kendini alkışlamayan herkes yok olsun, bitsin, ölsün istiyor.
İşte böyle bir duyguyla en tepeye oturuyor.
Etraf alkıştan yıkılıyor.
Zaferin ve bütün rakipleri yok etmenin verdiği huzurla yere uzanıyor.
Yukarılara, daha yukarılara, gökyüzüne, arşıâlâya bakıyor....
Hayaletler yok olmuş, bütün düşmanlar birer birer halledilmiş, sisler dağılmış,
berrak bir gökyüzü...
“Allahım... Nihayet...” diyor, “Nihayet tek başımayım.”
Üstelik o an, ‘kendini en mükemmele ulaşmış’ hissetiği andır.
* * *
İşte o an hakikati fark ediyor.
“Siyah Kuğu’yu...”
Kendi karanlık tarafını...
Bir daha dünyanın bütün dost alkışlarının bile aydınlatamayacağı karanlık yanını...
Bağışlamayan, affetmeyen, yaşatmayan, herkesi düşmana çeviren tarafını.
İşte o an fark ediyor... Zirvenin kızılcık şerbetini içtiği o saniye...
İnsan kendi zıddını göremiyorsa, onunla barışamıyor, onunla birlikte yaşayamıyorsa, kendi ruhundaki Siyah Kuğu, onu yok eden hakikate dönüşüyor.
Çünkü yukarda Allah var.
İlahi adaletin tek ve gerçek sahibi O...

- Siyah Kuğu, Yönetmen: Darren Aronofsky, Oynayanlar: Natalie Portman, Vincent Cassel, Winona Ryder, Mila Kunis. (Her insan için olağanüstü bir hayat bilgisi dersi. Bende etkisi bütün gece sürdü. Geç vakit iki kadeh şarap, aryaları koydum. Sabaha kadar düşündüm. Film bana korkularımdan kurtulmak için harika bir meditasyon gibi geldi.)

X