Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Şivan Perver Türkiye’ye gelince…

Adı Kürtçe, “Gözbebeği” anlamına geliyormuş. Çocuksu bakan gözbebeklerini yüzümde kaygılı bir ifadeyle gezdirdi, “Türkiye’ye çok özledim” dedi. Yaşadığı İzmir’i, İstanbul’u, memleketi Varto’yu, tüm ülkeyi çok özlemiş. “Gel o öyleyse” dedim. Yüzüne kaygılı ifade daha derin biçimde yerleşti, sorgulayan gözbebekleri daha da irileşti, “Gelebilir miyim gerçekten?” diye sordu.

16 yaşında, 2000 yılında Kandil’e çıkmış, 2004’te Kandil’den inip Almanya’ya geçmiş. Hamburg’ta müzik öğrenimi yapıyor. Hiçbir silahlı çatışmaya katılmadığını, kimseye silah çekmediğini anlatıyor inanmamızı arzulayarak, “Vallahi” diyor “Kandil’de de gitar aldım elime ben. Hiç kimseye karşı silah kullanmadım.”

“İyi ya” diye üsteledim ben de, “Gelebilirsin işte. Kandil’de eline silah alanlar bile gelmeye başladı. Sen de gel.”

Fate’nin yolu hiç Kandil’den geçmemiş. 1990’larda Türkiye’den doğru Almanya’ya gelmiş. Geliş o geliş. Kalmış. Müthiş bir hançeresi var. Bir Maraşlı, söylediği uzun havayı “Bizim oralardan. Çok bilinen bir stran (şarkı)” diye açıklıyor bana. Fate, Maraşlı değil ama. Nereli olduğunu soruyorum, “Aslında Xan diye Van-Hakkari arasında yer alan bir yerde kökenim. Hani Ahmedi Xani’nin memleketi” diye cevaplıyor; “Ben Van’da büyüdüm. Orada yaşadım.” Türkiye’ye dönmekte tereddütlü.

Birçoğu öyle. Hem dönmek için can atıyorlar, hem de “Açılım”ın nereye, nasıl ilerleyeceğinden çok emin değiller. Hepsi de dönebilecekleri noktaya gelmesini canı gönülden istiyorlar.

Ertesi gün vedalaşırken, aralarından o ana kadar ağzını hiç açmamış, benim neredeyse dilsiz olduğunu sanabileceğim biri, yanıma yaklaştı, “Cengiz abi” dedi, “kim ne derse desin, işin aslı, hepimiz dönmek istiyoruz. Ülkemiz burnumuzda tütüyor.”

* * *

Cumartesi gecesi Bonn’da “Şivan Perver Uluslararası Kültür Merkezi”nin açılışındayız. Kutlama toplantısı Bonn yakınlarında Federal Almanya döneminin “Devlet Konukevi” olarak kullanılan, şimdi Steinberger Grand Hotel’in tarihi salonunda yapılıyor. Salonun girişinde tarihi mekana ayak basmış konukların fotoğrafları; 1938’de İngiltere Başbakanı Chamberlein oradan geçmiş, Brejnev’in, Gorbaçov’un, Haile Selasiye’nin, Habib Burgiba’nın resimleri. 2001’de yeni Afganistan devletinin kuruluşuna giden toplantılar da o salonda imiş.

O gece o salonda, Şivan Perver’in konukları, sırayla kürsüde duygularını anlatıyorlar. Aralarında ta Kazakistan gelen, biri Rektör yardımcısı Kürt akademisyenler, Kanada’dan, Fransa’dan, Avusturya’dan, Bulgaristan’dan, Almanya’nın her köşesinden gelen Kürt konuklar var. Türkiye’den dört milletvekili, Ak Parti’den Diyarbakır milletvekilleri İhsan Arslan ile Abdurrahman Kurt, Van milletvekili Gülşen Orhan, DTP Şırnak milletvekili Hasip Kaplan. Bir de eski bir milletvekili Sedat Yurttaş.

Gecenin sürprizi, Şivan Perver’in şarkılarıyla noktalanan kutlamada Gülşen Orhan’ın sahneye çıkarak büyülü sesiyle, Şivan Perver’le düet yapmasıydı.
Hasip Kaplan, kulağıma eğilerek sahneyi işaret ediyor ve “İnanılmaz bir manzara bu” diyor, “TBMM İdare Amiri Gülşen Orhan, Şivan Perver’le şarkı söylüyor…”

Gülşen Orhan’ın sahneye çıkıp Şivan Perver’in yanına oturduğu vakit söylediklerini bana tercüme ettiklerinde ise ben kulaklarıma inanamıyorum; “Mamusta” yani “Üstad” diye hitap ediyor Gülşen Orhan, Şivan Perver’e ve “Erkeklerimiz, kadınlarımız, çocuklarımız senin şarkılarında senin sesinle büyüdüler. Ben küçük yaşta Van’ın Müküs’ünde (Bahçesaray) senin kasetlerini nasıl dinleyip ezberlediğimizi, sonra da imha ettiğimizi hatırlıyorum…”

Benzeri sözleri daha önce mikrofonu alan çok kişiden dinledim. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın iki “tarihi” konuşmasında ismine gönderme yaptığı Şivan Perver, Kürt dünyasını çok yakından bilmeyenlerin kolay kolay anlayamayacakları kadar dev bir isim. Onun sesi on yıllarca önce ve on yıllardır Türkiye sınırlarının çok dışına taşmış, milyonlarca insan için kimliklerini öğrendikleri –Kazakistan gelenler öyle dediler- bir “simge isim”.

Bir müzik adamının, bir sanatçının, bir çağdaş “dengbej”in böylesine bir gücü olabilir mi?

İsim Şivan Perver ise olabilir. Milliyet’te dün Devrim Sevimay’ın Ahmet Türk’le söyleşisini okuyanlar bunun neden böyle olabileceğini anlayabilir. Şöyle diyordu Ahmet Türk, Devrim Sevimay’a:

“Yazı dili inkâr edildiği için Kürtçe bgün bir müzik dili olmuş, destan dili olmuş, türkülere, hikâyelere yansımış, gece köy odalarında cemaatlerde bu destanlar okunmuş, bu şekilde ayakta kalmış.”

Şivan Perver işte tam da bu nedenle Kürtlerin kimliğini yaştan büyük bir isim olarak parlamış.

Şivan Perver, şimdilerde Türkiye’nin “iç barışı” ve “toplumlararası uzlaşma” için paha biçilmez bir “sermaye” çünkü aklı fikri “barış”ta. “Benim şarkılarımı dinleyerek insanlar dağ yolunu tuttular” diyor gülerek, “şimdi onları dağdan indirmek için şarkı söylüyoruz!”

Şaka bir yana, Şivan Perver’in Türkiye’ye dönüşü –dile kolay gideli 35 yıl olmuş- Türkiye’de “Açılım”ın hedefine çok yaklaşmasını ve “iç barış”ın gerçekleşmesinin güvencesini simgeleyecek.

* * *

İş, sadece Kandil’dekileri aşağıya indirmek ile zaten zor olan bir işin üstesinden gelmekle kalmıyor. Cezaevlerinde yatan ve en az bu ilk ikisi kadar önemli olan “Diaspora”daki on binlerce Kürt vatandaşımızı ülkeye geri getirebilmekten, geri gelebilecekleri şartları oluşturmaktan geçiyor.

Onların çok önemli bir bölümü tıpkı Diyarbakır’daki, nüfusun çok büyük bölümünü oluşturan yeni kuşaklar gibi “ruhî kopuş” halindeler. Türkiye’nin Avrupa’daki milyonlarca vatandaşının Kürt olmayan kesimiyle hem fizikî, hem de ruhî anlamda pek bağlantılar yok.

Şivan Perver ismi ve simgesi, tam da bu nedenden ötürü özellikle önemli. Şivan Perver’in Türkiye’ye dönmesi, Avrupa’daki on binlerce Kürt vatandaşımızın yurtlarına dönmelerinin de önünü açacak; enerjilerini Türkiye’de Türkiye için yoğunlaştırmalarını sağlayacak.

Şivan Perver’in Türkiye’ye dönmesi öyle önemli ki, bu:

1. Dağdan inişin yolunu hızlandıracak;

2. Dağa gidişi durduracak.

Yani, bir büyük “iç barış” olayı gerçekleşmiş olacak.

Peki, Şivan Perver gelecek mi?

“İşler” bugüne kadar olduğu haliyle giderse…

Evet, gelecek… 

X