Sırtında yumurta küfesi taşıyanı susturmayın özel sektörü suçlamayın

Hürriyet Haber
18.10.2008 - 00:00 | Son Güncelleme:

TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, "Devir konuşanı susturma, tartışmaları bastırma, sırtında yumurta küfesi taşıyan özel sektörü suçlama devri" değildir derken, ’özel sektör-devlet bir arada olmalı’ çağrısı yaptı. ’Herkes benim çizgime gelsin’ düşüncesinin yanlışlığını vurgulayan Yalçındağ, "Yolsuzluk uyarılarını karşıtlık olarak görmeyin, üzerine gidin" mesajı verdi.

TÜRK Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD), Yüksek İstişare Konseyi (YİK) toplantısında ’toplumsal uzlaşı’ mesajı verildi. TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, ’herkes benim çizgime gelsin’ düşüncesi ile konuşanı susturmanın, tartışmaları bastırmanın doğru olmadığını anlatırken, "Devir özel sektörü suçlama devri değildir" dedi. Arzuhan Doğan Yalçındağ, mevcut ortamda devlet ve özel sektörün birarada olması gerektiğini vurguladı.

Toplumsal güven önemli

Arzuhan Doğan Yalçındağ, bugün Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ile pazartesi günü de Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Nazım Ekren başkanlığında yapılacak Ekonomik Koordinasyon Kurulu toplantıları öncesinde yapılan YİK toplantısında, öncelikle uluslararası piyasalardaki krize değindi. Bu konuda Avrupa ve Amerika’da yapılanları hatırlatan Arzuhan Doğan Yalçındağ, Türkiye’ye ilişkin şu değerlendirmeleri yaptı: "Toplumda güven böyle zor dönemleri aşmak için en önemli unsurdur. Ülkemizde ise güven duygusunu artıracak olan, küresel krizin boyutları ve Türkiye’nin riskleriyle ilgili ciddi bir farkındalık içinde olunduğunun gösterilmesidir."

Önerilere kulak verin

Hangi durumda ne yapılacağına ilişkin geniş bir istişare ve ayrıntılı bir ön hazırlık içinde olunduğunun gösterilmesi gerektiğini vurgulayan Arzuhan Doğan Yalçındağ, sözlerine şöyle devam etti: "Devir devletin, özel sektörün bir arada olma devridir. Önerilere kulak verme devridir. Konuşanı susturma, ’biz gerekeni yaparız’ diyerek tartışmaları bastırma, yatırım yapan, istihdam yaratan, elini taşın altına koyan, sırtında yumurta küfesi taşıyan özel sektörü suçlama devri değildir."

Yolsuzlukların üzerine gidin

Arzuhan Doğan Yalçındağ, hükümetten bekledikleri tavrı da şöyle dile getirdi: "Demokrasi kültürünü içine sindirememeyi, ’herkes benim çizgime gelsin’ düşüncesini, ülkeyi yolundan saptıran suni gündem konuları ortaya atarak siyasetin ve bürokrasinin ulusal hedeflere kilitlenmesine engel olmayı siyasal istikrar anlayışıyla bağdaştıramıyoruz. Her yapıya bulaşması mümkün olan yolsuzlukları, itibarın ve güvenin düşmanı olarak görüp üstüne gitmek yerine, bu konudaki her türlü uyarı ve eleştiriyi siyasal karşıtlık olarak algılamayı da siyasal istikrarı pekiştirmekten uzak bir tutum olarak görüyoruz."

Türk insanı hak ediyor

Arzuhan Doğan Yalçındağ, TÜSİAD’ın olaylara bakış açısını ise şöyle ifade etti: "Bizim görüşlerimizi ve tutumumuzu belirleyen, ülkemizi gelişmiş ülkeler arasında, refahı yüksek ve özgürlükler alanı genişlemiş bir ülke olarak görme idealinden başka bir şey değil. Türk insanı buna fazlasıyla haketmektedir."

IMF ile yeni bir stand-by yapın

AVRUPA Birliği (AB) ve Uluslararası Para Fonu (IMF) konularının güvenilir ekonomi için ’destek noktaları’ olduğunu söyleyen Arzuhan Doğan Yalçındağ, IMF ile yeni bir stand-by anlaşması imzalanması gerektiğini savundu. Bu konuda ’gereksiz’ bir gecikme olduğunu dile getiren Arzuhan Doğan Yalçındağ, "Küresel sarsıntıdan en az hasarla çıkmanın yolu, iyi düşünülüp tartışılmış bir yol haritasına sahip olmaktır" dedi.

Görünen bir yangın yok ama rüzgár tehdit ediyor

TÜRKİYE’de ’görünen bir yangın’ olmadığını söylemekle birlikte "Ama, yön değiştiren ve kuvvetini artıran bir rüzgarın tehdidi altındayız" diyen Arzuhan Doğan Yalçındağ, bu tehdidi en aza indirmek için IMF ile bir stand-by’ın yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:

AB ile müzakerelerin hızlandırılacağı yönünde inandırıcı bir yol haritası ortaya koymalıyız. Türkiye, yarım bıraktığı mikro reform sürecini artık bu yol haritası çerçevesinde oluşturmalı ve takip etmelidir.

Özel sektör temsilcilerini de kapsayan somut gündemli ve süreklilik arz eden forumlar oluşturmalıyız. Pro-aktif önlemler konusunda ortak akıl aranacak bu forumların zaman zaman Sayın Başbakan’ın başkanlığında toplanmasının özellikle önemli olduğu kanaatindeyiz.

Giorgianni: Karar hükümete bağlı yardıma hazırız

IMF Türkiye Masası Şefi Lorenzo Giorgianni, yerine atanan Rachel van Elkan’la birlikte dünkü özel sektör turu çerçevesinde TÜSİAD’la da görüşme yaptı. Giorgianni, sorular üzerine, "Yeni stand-by anlaşması hükümetin kararına bağlı. IMF her zaman yardıma hazır" dedi.

Teröristin tuzağına düşmeyelim

TÜSİAD
Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, "Ülkemiz, dünya kamuoyunda demokrasi, basın özgürlüğü ve yolsuzluk tartışmaları ile gündeme geldi. Türkiye Aktütün, Diyarbakır ve son olarak Hakkari saldırıları ile sarsıldı" derken, terörizmle mücadele konusunda şu görüşü açıkladı: "Acımız büyük, ama, bu acı ülke sathında sağduyunun yitirilmesine yol açmamalı. Ancak, bunları yaparken, güvenlik gerekleri ile demokratik hakları karşı karşıya koymak, hele Avrupa Birliği uyum yasalarının güvenlik zafiyeti yarattığı noktasından hareket etmek, ülkemizi doğrudan teröristin istediği tuzağa çekecektir. Çünkü terörizm ve onun ideolojisi özgürlüklerin kısıtlandığı ortamlarda daha kolay beslenip büyümektedir."

TÜSİAD’ın siyasi istikrar tanımı

Çatışma ve kutuplaşmaların olmadığı, ulusal politikalarda toplumsal uzlaşmanın tesis edildiği,

Refahın istikrarlı olarak arttığı, bireysel ve bölgesel gelir dengesizliklerinin asgariye indirildiği bir ekonomik ve siyasi ortam,

Siyasal denetim, eleştiri, özeleştiri, muhalefet, basın özgülüğü gibi kavramların korunup kollandığı ve yüceltildiği,

Standartları sürekli yükselen bir demokrasinin ve seviyeli siyasal rekabet anlayışının egemen olduğu bir ortam.

Eleştirilere tahammül edilirse hedeflere ulaşmak hálá mümkün

ATILMASI
gereken adımların ’basit’ olduğunu düşünmediklerini aktaran Arzuhan Doğan Yalçındağ, şöyle konuştu: "İstişare ve koordinasyon en üst düzeyde tutulur, tartışma ve eleştiriler demokratik tahammül içinde karşılanırsa bu hedefleri gerçekleştirmek hala mümkün. Bu bize, kriz ertesi şartları değişen bir dünyada, yükselmeyi sürdürmenin yolunu açar. Bir yandan her türlü şoka hazırlıklı olmak, bir yandan da hiçbir şoka maruz kalmayacak gibi ülkenin sürdürülebilir büyüme çizgisini koruyacak yapısal değişimi gerçekleştirmek, bu dönemin vazgeçilmez yönetim anlayışı olmalı. Unutulmamalıdır ki, mevcut kriz, uzun dönemli büyümenin temellerini değiştirmeyecek, rekabet gücü her zaman büyümenin ve refahın temel unsuru olmaya devam edecek."
Etiketler:


EN ÇOK OKUNANLAR

    Sayfa Başı