Şirketlerde ‘görev dağılımı’ yoluyla hapisten kurtulma

Hürriyet Haber
27 Nisan 2004 - 00:00Son Güncelleme : 27 Nisan 2004 - 00:01

HÜRRİYET’te, 21 Nisan günü yayınlanan ‘Yönetim Kurulu Üyeliği Saatli Bomba Gibi’ başlıklı yazımız, büyük ilgi gördü.Endişeye kapılan, çok sayıda şirket yöneticisi ‘Peki, hapis cezasından kurtulmanın bir yolu yok mu?’ diye soruyor ve bununla ilgili yasal yolları da, açıklamamızı istiyorlardı. Özellikle, çalışan sayısı fazla, iş hacmi de büyük olan şirketlerde, bu endişe daha da belirginleşiyor. Hatta, endişenin yerini korku alıyorduÖYasaların, hapis cezası uygulamasında, şirketin kanuni temsilcilerini muhatap alması nedeniyle, şirket yöneticileri, kendilerinin almadığı ya da düzenlemediği bir faturadan dolayı, hapis cezası istemiyle ceza mahkemesinde yargılanabiliyor hatta hapse mahkum olabiliyorlar. Hemen belirtelim, burada sözünü ettiğimiz şirket yöneticileri, kesinlikle vergi kaçırma kasıtları olmayan ancak kendi bilgileri dışındaki gelişmelerden ya da elemanların aldığı faturalardan dolayı güç durumda kalan yöneticiler. Yoksa, kasıtlı olarak vergi kaçıranlar yada hayali ihracat yapanların, en ağır biçimde cezalandırılmaları gerektiğini savunanların başında geliyoruz. Kaldı ki, bunların da, büyük bir kısmı ‘minareyi çalan kılıfını hazırlar’ sözünde olduğu gibi, kendileri yönetime girmeyip odacı, amale, hammal, çoban, alkolik ve benzeri kişileri ‘anonim şirket yöneticisi ya da limited şirket müdürü’ göstermek suretiyle, kendileri kurtarıyorlar...KURTULMANIN YOLUYasalarımızda, işlemediği bir fiil nedeniyle, hapis cezasından kurtulabilmek için, izlenebilecek bazı yollar yeralıyor. 1) Vergi Usul Kanunu Yönünden: Vergi Usul Kanunu’nun 333. maddesinin, üçüncü fıkrasına göre; tüzel kişilerde, hapis cezasının sorumlusu ‘fiili işleyen’ kişi olmaktadır.Bu nedenle, fiili işleyenin kanıtlanabilmesi, kanuni temsilci açısından hapis cezası sorununu ortadan kaldırabiliyor. Şirketin, çalışanlar arasında görev ve yetki dağılımı, alınan mal ya da yaptırılan hizmetle ilgili kararın ve bunun faturasının, çalışanlardan hangisi tarafından alındığının yani fiili işleyenin kanıtlanabilmesi halinde, hapis cezasının muhatabı, ‘fiili işleyen kişi’ oluyor. Ancak, pratikte fiili işleyenin tespiti pek mümkün değil. Özellikle, çok sayıda çalışanı olan bir firmada, belgelerin herbirinin kimin tarafından alındığını saptamak zor olduğundan, Türk Ticaret Kanunu yönünden, şirket bünyesinde bir düzenleme yapmakta yarar var.2) T. Ticaret Kanunu Yönünden: Türk Ticaret Kanunu’nun 317. maddesine göre; anonim şirket, yönetim kurulu tarafından idare ve temsil olunur. Aynı Kanunun 319. maddesine göre de; ana sözleşmede, yönetim ve temsil işlerinin, yönetim kurulu üyeleri arasında taksim edilip edilmeyeceği ve taksim edilecekse, bunun nasıl yapılacağı belirlenir. Yönetim kurulunun en az bir üyesine de; ‘şirketi temsil yetkisi’ verilir. Ana sözleşme ile temsil yetkisinin ve idare işlerinin tamamını ya da bazılarını yönetim kurulu üyesi olan murahhaslara veya pay sahibi olmaları zorunlu bulunmayan murahhas müdürlere bırakabilmek için, genel kurula ya da yönetim kuruluna yetki verilebilir. Bu tür kayıtlar bulunmadığı takdirde 317. madde hükmü uygulanır. Burada sözü edilen murahhas müdürün, mutlaka yönetim kurulu dışından seçilmesi gerekiyor.Yargıtay’ın görüşü de bu doğrultadır (Yarg. 11. Ceza Dairesi’nin 20.06.2001 Tarih ve E.2000/3350, K.2001/7004 sayılı Kararı). Konuyla ilgilenenler, Yargıtay 11. Ceza Dairesi kararının tam metnini ve bu konudaki yedi sayfalık yorum ve açıklamamızı Yaklaşım Dergisi’nin Temmuz 2002 sayısında bulabilirler. Belirttiğimiz Yargıtay kararı; ‘anonim şirket ana sözleşmesinde hüküm bulunması koşuluyla, temsil ve idare işlerinin, tamamının ya da bir kısmının, yönetim kurulu üyesi olan murahhaslara ya da pay sahibi olması zorunlu bulunmayan müdürlere bırakılabileceği, bu durumda da, anonim şirketin tüm yönetim kurulu üyeleri değil, temsil ve idare işleriyle görevlendirilen murahhas üyesi ya da murahhas müdürleri hapis cezasından sorumlu olacağı’ yönünde
Etiketler:

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı