Dünya Haberleri

    Sırbistan, AB ve Nabucco

    Emre KIZILKAYA / DIŞ AÇI
    11.02.2008 - 16:02 | Son Güncelleme:

    Korkulan olmadı. Sırbistan’da aşırı sağcı Tomislav Nikoliç değil, liberal Boris Tadiç kılpayı farkla da olsa devlet başkanı seçildi.

    Avrupa Birliği’nin Tadiç’in seçilmesi için Sırbistan’a verdiği “açık çek” meselesini, geçen hafta, özellikle Türkiye ile ilişkilerde ortaya çıkardığı çifte standart ve daha yaralarını saramamış Bosna konusunda yarattığı vicdan azabı bağlamında incelemiştim.

    AB yanlısı mevcut Cumhurbaşkanı Tadiç’in zor da olsa bir kez daha göreve gelmesinin ardından, bu kez makropolitik düzeyinde konuyu ele alalım.

    Nikoliç seçilseydi, Kosova birkaç gün içerisinde bağımsızlığını ilan edeceğini açıklamıştı. Tadiç’in seçilmesi bu süreci durdurmasa da, belki bir nebze yavaşlatabilir. Avrupa Birliği üyeleri arasında Kosova’nın bağımsızlığını tanıma konusunda derin görüş ayrılıkları da berraklaştığına göre, ayrılıkçı bölgenin salt ABD’ye güvenerek bağımsızlık ilan etmesi için iyice gözünü karartması gerekecek.

    AB ve Rusya ile ilişkilerinde Sırbistan bir odak noktası. Kosova meselesi ile birlikte değerlendirildiğinde, Sırbistan’ın AB sürecine ciddi bir Rusya gölgesi düşüyor. Örneğin AB yanlısı Tadiç’in kazandığını söyledik, ama yine de AB’nin “seçim rüşveti” olarak önerdiği siyasi anlaşmanın imzalanması şu aşamada söz konusu değil. Brüksel bunu istese de, Belgrad’da ağır basan görüş, “Henüz bunun zamanı değil” şeklinde.

    Kosova’nın yarattığı endişeler yüzünden AB yolunda, üstelik AB’nin tüm desteğine karşın epey tedirgin davranan Sırbistan, BM Güvenlik Konseyi üyesi Rusya ile çok daha fazla yaklaştı. Geçen hafta bunun maddi bir sonucu da doğdu: Rusya, doğalgaz kaynaklarının Avrupa’ya sevkinde Sırbistan’ı kilit bir transit ülke haline getiren anlaşmayı imzaladı.

    Gerçi Enerji Bakanı Hilmi Güler, Güney ve Orta Avrupa’nın doğalgaz ihtiyacının karşılanması konusunda Türkiye’yi benzer bir kilit konuma taşıyacak Nabucco Hattı’nın herhangi bir rakibi veya alternatifi bulunmadığını söylüyor, ama Sırbistan’ın son hamle ile Ankara’dan rol çaldığı kesin.

    AB yolunda ciddi bir niyet ve istek sergilemeyen Sırbistan’ın, Rusya’nın zoruyla da olsa AB için kilit bir önem kazanmaya başladığı bir dönemde, AB’yi stratejik bir hedef olarak gören Ankara’nın gelişmelerin etkin bir biçimde içinde olduğunu umuyoruz.

     Nabucco Projesi’nde son dönemde yaşanan “bilinçli” hareketlenme (Alman RWE’nin katılımı, Fransız GDF’nin dışlanması) bize bu ümidi verdi; ama AB için vazgeçilmez hale gelirsek, üyeliğimizin çok daha kolay olacağını da hatırlayarak dış politikada daha da kararlı ve planlı olmamız gerekiyor.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı