"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Sıralı tam liste: İşte kaybetme nedenleri

GEÇEN gün Taksim’den otomobiliyle yola çıkan bir İstanbullu, Mahmutbey Gişeleri’ne iki saat 15 dakikada gidebildi ya...

Biz olimpiyatları işte bundan kaybettik.
-Japonya Başbakanı’nın gururla söylediği, “Biz halkı bir arada barış içinde yaşayan süper bir ülkeyiz” cümlesini, bizim yetkililerimiz gönül rahatlığıyla söyleyemiyorlar ya... Biz olimpiyatları işte bundan kaybettik.
-Biz kazanınca kaybedenin üstüne çıkan, kaybedince kazanana laf sokmaya çalışan bir kültürün çocuklarıyız ya... Biz olimpiyatları işte bundan kaybettik.
-İstanbul dediğimiz güzelim şehri, boş yer bırakmamacasına inşaata boğduk ve boğmaya devam ediyoruz ya... Biz olimpiyatları işte bundan kaybettik.
-Gün geçtikçe daha çok azar, daha çok demagoji, daha çok retorik, daha çok anlayışsızlık sardı ya dört bir yanımızı... Biz olimpiyatları işte bundan kaybettik.
-Olimpiyatlarda oynanan birçok müsabakanın adını bile bilmiyoruz ya... Biz olimpiyatları işte bundan kaybettik.
-İstediğimiz neticeyi alamayınca anında çirkinleşme potansiyeli taşıyoruz ya... Biz olimpiyatları işte bundan kaybettik.
-Bizde spor denilince akla futbol, futbol denilince de vahşi bir rekabet gelir ya... Biz olimpiyatları işte bundan kaybettik.
-İstanbul’un aday olduğu bir büyük yarışta en az konuşan kişi İstanbul’un belediye başkanı oldu ya... Biz olimpiyatları işte bundan kaybettik.
-İktidarımızı destekleyen basın, her olayın ardından halkın bir bölümüne manşetten hakaret etmeye başladı ya... Biz olimpiyatları işte bundan kaybettik.
-Dopingli çıkan sporcularımızın sayısı, dopingsiz çıkan sporcularımızın sayısından daha fazla ya... Biz olimpiyatları işte bundan kaybettik.
-“Akdeniz’e doğru bir kısrak başı gibi uzanan” coğrafyamız ve bulunmaz Hint kumaşı jeopolitiğimiz, en az 15 sene sürmesi mukadder bir savaşın en uzun sınır komşusudur ya... Biz olimpiyatları işte bundan kaybettik.
-Değerli midir, değersiz midir bilmem ama yalnızlığımız var ya yalnızlığımız... Biz olimpiyatları işte bundan kaybettik.
-En küçük bir nümayiş ihtimali belirdiğinde İstanbul polisinin yarısını nümayişin yapıldığı alana sevk ediyoruz ya... Biz olimpiyatları işte bundan kaybettik.
-Birbirimizi sevmekten uzaklaştık, birbirimize diş biler olduk, kıyasıya cepheleştik, ölümüne düşmanlaştık ya... Biz olimpiyatları işte bundan kaybettik.

Not defterimden

-İKTİDAR destekçisi medya, “çapulcular” diye manşet attıkça, adı “çapulcular” olan bir muhalefet odağını hem tescillemiş, hem de serpilip büyütmüş oluyor... CHP, MHP gibi konvansiyonel olmayan, başı sonu belirsiz, geleneksel yöntemleri kullanmayan, lideri belirsiz, bildirisi katmanlı bir muhalefet odağı...
-Başörtülü bir kadınla karşılaştığımızda bir bireyle karşılaşmış oluruz. Fakat ne hikmetse hem başörtüsü destekçileri, hem de başörtüsü karşıtları başörtülü bir kadın söz konusu olduğunda bir bireyle değil de salt başörtüsüyle karşılaşmış gibi davranıyorlar.
-Dün yazmıştım: Umarım biri çıkıp da “Biz de kendi olimpiyatlarımızı yaparız kardeşim” demez diye... Korktuğum başıma geldi... AK Partili Sadık Yakut, dakika sektirmeden patlatmış beyanatı: “Biz de Türk ve İslam olimpiyatları düzenleriz”. İyi de Sadık Bey, düzenleyeceğiniz olimpiyatlara katılacak kaç İslam ülkesi çıkar, hiç hesap ettiniz mi? Suriye, Irak, Mısır, İran, Lübnan, Libya, Körfez, hatta Azerbaycan falan... Ne yaparlar acaba?

Fırlatacaklarmış birkaç bomba Şam’a

OBAMA’ya bakıyoruz:
Acayip kararlı. Ne yapacak ne edecek fırlatacak birkaç bombayı Şam’a... Askerini heder etmeden, askerinin kılına zarar gelmeden ama...
Tereyağından kıl çeker gibi... Bir düğmeye basarak... Yukarıdan, uzaktan...
Fırlatacak birkaç bombayı Şam’a.

*

Tamam fırlatacak, fırlatacak olmasına da...
Fırlatılan bombaların ardından...
-Esad gidecek mi?
-Zulüm duracak mı?
-Çoluk çocuk katliamı anında bitecek mi?
-Nusra çetesinin Alevi çocuklarını, Esad çetesinin muhalif çocuklarını gözünü kırpmadan katletmesi son bulacak mı?
-Esad bir daha kimyasala elini süremeyecek mi?
-İçsavaş sona erecek, ateşkes sağlanacak mı?
-Suriye kurtulacak mı?
Bu soruların tümüne birden kocaman bir “Hayır” ile cevap veriyor hem Obama, hem ABD yetkilileri, hem de ABD’nin ortakları.

*

İyi de o zaman neden fırlatıyorsun bombayı kardeşim?
-Sen bombayı fırlatınca Esad daha da azıp kimyasala iyice abanırsa ne olacak?
-Senin fırlattığın bombaların sivil hedefleri vurmamasının garantisi mi var?
-Sen bombayı fırlattın diye Esad da komşu ülkelere bomba fırlatırsa ne olacak?
-Fırlattığın birkaç bombanın Suriye’deki kaosu daha derinleştireceği kesin değil mi?
-Fırlattığın bombayla ateşkesten biraz daha uzaklaşmış, sorunu daha da çıkmaza sokmuş olmayacak mısın?
-Birkaç bombanın ölümlere yeni ölümler eklemekten, savaşı kızıştırmaktan başka ne faydası olacak?
Obama ve dostları, bu soruların hiçbirine anlamlı bir yanıt veremiyorlar. Sadece “Bombalayacağız” diyorlar, o kadar.

*

“Peki ama neden?” diye sorulduğunda...
Verdikleri cevaplar hep aynı:
“Amerika’nın prestiji... Obama’nın karizması... Kimyasala karşı taahhütlerin yerine getirildiğinin gösterilmesi” falan.
Sözün özü şu:
Fırlatılacak birkaç bomba çözüm için atılmayacak. Prestij için, karizma için, gösteri için atılacak. Olan da yine yeni yeniden Suriye’ye olacak.


Suat Kılıç’a dair 5 maddelik bildiri

-BİR: Yurttaşların büyük bölümü olimpiyatların İstanbul’da yapılmasını isterken, bir bölümü bunu istemeyebilir. Özgürlükler kapsamındadır... Demokrasilerde yeri vardır... Bu bir.
-İKİ:
Olimpiyatların İstanbul’da yapılmasına karşı çıkmak ile vatan haini olmak arasında hiçbir bağlantı yoktur. Tıpkı isteyenler gibi karşı çıkanlar da “vatan” için karşı çıkmaktadır ve ellerinde gayet sağlam veriler bulunmaktadır... Bu iki.
-ÜÇ: Olimpiyatların bir ülkeye yarar ve kazanç sağlayacağı konusunda ihtilaf vardır. Bazıları “Bu iş yarar sağlamaz” demektedirler. Yani “Olimpiyat eşittir mutlak kazanç” diye kanıtlanmış, üzerinde anlaşma sağlanmış bir durum yoktur... Bu üç.
-DÖRT: Bir bakanın olaya demokratça yaklaşmamasını, olimpiyatlara karşı çıkan herkesi “vatan haini” olarak görmesini bile bir dereceye kadar anlayabiliriz. Ancak bir bakanın “Kına yaksınlar” pespayeliğine düşmesini anlayabilmemiz mümkün değildir... Bu dört...
-BEŞ: Bakana sorulan, “Neden kına stokları tükendi diye yazdınız?” sorusu, “Neden düzeyi bu denli düşürdünüz?” sorusudur. Bu nedenle soruya “Şöyle oldu, böyle oldu” diye cevap verilmez. “Yaptık bir hata... Kendimizi tutamadık... Keşke yapmayaydık...” falan diye cevap verilir. Bu da beş.

Bir Alevi diyor ki

“ALEVİLER neden cami-cemevi projesine karşı çıkıyorlar? Bir türlü anlayamıyorum” diye sormuştum dünkü yazımda.
Adı bende saklı bir Alevi vatandaşımız soruya çok güzel ve etkileyici bir cevap yazmış.
Aynen yayınlıyorum:

*

“Bütün Aleviler karşı çıkmıyor bu projeye... Ancak ben karşı çıkanlardanım. Cemevini camiye yapıştıran bu projeyle Alevilere verilmek istenen mesajın farkındayım. Bu projeye imza atanlar demek istiyorlar ki: Meşru ibadethane camidir. Cemevi de meşru bir ibadethane statüsünü ancak bir camiye eklemlenerek kazanabilir. Ben işte bu mesaja karşıyım. Bunu kabul etmiyorum.”

X