Sırada hangi banka var?

Hürriyet Haber
05.12.2001 - 00:00 | Son Güncelleme: 05.12.2001 - 00:01

BU konuda bir bilgim yok. Olsa da yazmam, yazamam. Zaten batan bankaların iflas etmesine izin verilmiyor. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, batan bankaları tüm varlıkları ve borçlarıyla devralıyor. Dolayısıyla, başta mevduat sahipleri olmak üzere, bankadan alacağı olan hiç kimse zarar görmüyor. Sadece bu batık bankaların bigünah küçük paydaşları çırak çıkmış oluyor. Eh o da, hisse senedi almanın rizikosu içinde.Bir batık banka fona devredilince ne oluyor? Devlet, batan bankanın ve onunla birlikte batık olduğu gün ışığına çıkan şirketlerin bütün zararlarını üstleniyor. Yazıp duruyorum; bizim memleketimiz, petrol zengini bir Arap ülkesi değil. Devletin ‘‘kendi’’ geliri diye bir şey yok. Bizim devletimiz bir ‘‘emme-basma’’ tulumbadır. Bir yere para pompalaması için, bir yerden para emmesi şart. Devletin para emdiği tek kaynak, gariban mariban bu ülkenin halkıdır. Zannedildiği gibi ‘‘dış borç’’ bir kaynak değildir. Faiziyle birlikte onu da, devletin bütün giderleri gibi, dolaylı dolaysız vergilerle, halk öder. Anlayacağınız devlet, son tahlilde, batan bankaların tüm zararlarını ‘‘seve seve’’ bu millete ödetiyor. Bu bankaların patronları da, mahcup olup köşelerinde oturacaklarına, hiç sıkılmadan ortaya çıkıp devletten alacaklıyım diye yaygara yapıyor. Bu kadarı olmaz.* * *Pek tabii, devlet ya da onu yöneten hükümetler ve yüksek bürokratlar da masum değil. Onlar da yaptıkları yanlışlarla ve yapmadıkları doğrularla bu ‘‘batık bankalar ve asalak şirketler’’ faciasının baş sorumluları arasında yer alıyor. Sakın burada sözünü ettiğim sorumluluk, mevzuata uygun davranmamak şeklinde anlaşılmasın. Bu ülkede işlenen en büyük iktisadi suçlar mevzuata uyarak, ‘‘yani kanunların etrafından dolanarak’’ işlenir.* * *Batık bankalar konusu, bu ülkenin olduğu gibi, pek çok ülkenin de temel iktisadi meselelerinden biridir. Banka sektörünü adam etmeden, ‘‘reel ekonomiyi’’ adam etmek mümkün değildir. Bu sebeple, reel sektör sözcülerinin, ‘‘hep bankalarla ilgileniyor, reel sektörün sorunlarına eğilinmiyor’’ yollu şikáyetleri kökten yanlıştır. Reel sektörün sorunlarının çözümü, banka sektörünün islah edilmesiyle imkán dahiline girer. Reel sektörün en yaşamsal sorunu, ‘‘borç kaynak maliyeti’’dir. Banka sektörünün reel sektöre verdiği kredinin yıllık reel maliyeti yüzde 8'i geçmemelidir. Buna karşılık, banka sektörünün meseleleri de reel sektörün adam edilmesi sayesinde çözülür. Reel sektör firmalarının banka kesimine karşı sorumluluğu, aldığı kredileri faiziyle birlikte geri ödemektir. Şöyle bir hesap yapalım. Giydirilmiş reel kaynak maliyeti yüzde 6 olan bir banka yüzde 2'lik kár marjıyla (spread), 50 şirkete, yıllık yüzde 8 faizle 1'er milyon dolar kredi verse, bu şirketlerden sadece birisi aldığı krediyi batırsa, bankanın tüm kárı sıfır olur. Banka, bu zararları karşılamak için, ertesi yıl kár marjını yüzde yüz artırmak mecburiyetindedir. Bu da kredi faizini reel olarak yüzde 10'a çıkarması demektir. Eğer yüzde 8 faiz fiyatında, ellide bir kredi batıyorsa, yüzde 10 faizde ellide iki kredi batar. Bu süreç sonunda geriye sadece batık bankalar ve batık şirketler kalır.SON SÖZ: Kör bankanın, kel müşterisi olur.
Etiketler:

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı