"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Sıra kitap okumaya gelince

Doğan HIZLAN

Hikmet Altınkaynak'ın yönettiği Yıldız Teknik Üniversitesi'ndeki açık oturumun konusu KİTAP'tı.

Panelistler, Hakkı Devrim, Tahsin Yücel, Deniz Kavukçuoğlu, Aslı Erdoğan, Güven Turan ve ben.

Konuşmaların gidişatında sevindiğim yan, bazı kitap türlerindeki baskı adedinin azalmasının sadece bize özgü bir yayıncılık ve okur hatasından kaynaklanmadığının ortaya çıkmasıydı.

Özeleştiriye başladık mı, vur dedikçe öldürüyoruz. Özeleştiriyi bir günah çıkarmaya dönüştürüp, doğruluk payını yok ediyoruz. İki uç arasında gidip gelmenin sado-mazo lezzetidir bu bizim hayatımızda.

Kitapların satılması ile okunması arasındaki ince çizgi flûlaşınca kavram yön değiştiriyor.

Gelişme dönemindeki bir ülkenin usule ait teláşı olsa gerek, kitap neden alınmıyor, diye soruyoruz, sonradan da okuma alışkanlığımız yok yargısıyla işi bağlıyoruz. Almak ile okumak bir arada bulunmuyor.

Genellikle ben de helecilik mezhebine sığınıp, hele kitap alsınlar da nasıl olsa okurlar diyorum.

Yayıncının bencilliğiyle okunmasından önce satılmasını arzuluyorum.

* * *

Okunmayan, dekor işlevini üstlenen kitaplar konusunda çeşitli öyküler anlatılır. Mobilyaya uygun renkte, metreyle kitap alan sonradan görme zenginlerden söz ederiz.

Acaba, diye düşündüm, kitap alıp da okumayanların durumuyla, metreye ve renge göre kitap ısmarlayanın durumu aynı mı?

Talat Halman'ın Gazetepazar'daki Okumayan Okumuş başlıklı yazısı ilgi çekici geldi bana:

'Kitap almamak iliklerimize işlemiş bir illet.. Bir başka illet de, alınan kitabı okumamak.'

Son günlerin gündemdeki adı Orhan Pamuk örneğini veriyor. Alanın sayısı belli, okuyanı belli değil.

'Göz gezdirelim evlerimizdeki kitap raflarına. Kaç tanesini okumuşuzdur o kitapların? Kaç tanesini, baştan sona.'

Talat Halman dostumun saptamasına katılıyorum.

Necip Asım Yazıksız'ın Kitap'ını hatırladım. Orada, okur çeşitlerinden söz ediliyordu. Herhalde en yaygın olanı, Talat Halman'ın söylediği tip.

Ancak, Türkiye'deki kitap meraklısının durumunun, ülkenin kendine özgü koşullarıyla değerlendirilmesini öneriyorum.

Gün gelir bu kitap bana gerekebilir diye düşünenler. Geniş zamanlı okur tabanıdır bu kişiler.

İkincisi, bu kitapları ben kütüphanelerde bulamam kaygısını taşıyanlar. En gerçekçileri bu kesimdir. Kitapların yasaklanma tehlikesi ötesinde, her basılan kitabın kütüphaneye ulaşmadığı gerçeğini bilenler için bu doğru bir yaklaşımdır.

Özellikle Derleme Yasası'ndan önceki kitapları bulmanız mümükün değildir.

Benim gibi Celál Sılay'ın şiirlerini baskıya hazırlayan birinin yaşadığı kábusu düşünürseniz, biriktirmeye hak verirsiniz.

* * *

Genede kitap kavramını tartıştığımızda, satın aldıktan sonraki okunma eyleminin de durumunu gündeme eklemeliyiz.

Çünkü kitabı alıp okumayanın, kitapla randevuları seyrekleşir.

Bir gün gelir birbirlerini tanımazlar bile.



X