Sıra dışı bir sanatçıyla tanışın: Sezgi Olgaç!

Güncelleme Tarihi:

Sıra dışı bir sanatçıyla tanışın: Sezgi Olgaç
Oluşturulma Tarihi: Şubat 20, 2017 15:12

Birçok alanda ürünler verip beğeni kazanmış ve her işi tutkuyla yapan başarılı ve yetenekli bir sanatçıyla sizleri tanıştırmaktan mutluluk duyuyoruz. Sezgi Olgaç fotoğraf, müzik, yazı yolculuğundan ve gerçek anlamda yolculuklarından bahsediyor.

Haberin Devamı

Müzik, fotoğrafçılık, reklam yazarlığı…  Bir yandan hepsini bir arada idare ettiğiniz de oluyor mu? Bize biraz kariyer yolculuğunuzu anlatır mısınız?

Aslında müzik, yazmak ve fotoğraf çekmek küçük yaşlardan beri hayatımda belli yerleri olan şeylerdi, zamanı geldikçe benim için daha da önem kazanmaya başladılar. İstanbul Üniversitesi’nde İngilizce İşletme okuduktan sonra yazı yazma becerimi işletme bölümünden gelen pazarlama bilgimle birleştirebileceğim reklam yazarlığını yapmaya başladım. Öğrencilik yıllarımda her zaman devam ettirdiğim amatör müzik çalışmalarımsa reklamcılığın ikinci senesinde profesyonelliğe dönüşmeye başladı. Üç farklı albüm projesinde birer şarkı seslendirdim ve on sene boyunca caz vokalisti olarak hem kendi grubumla hem de birçok farklı grupla birlikte sahne aldım. Lise yıllarından beri uzaktan sevdiğim fotoğrafçılık ise 2010 senesinde İlk dSLR kameramı ve iPhone’umu almamla birlikte sadece dergi ve kitaplardan takip ettiğim bir şey olmaktan çıktı ve pratiğe dökülmeye başladı. Toparlamak gerekirse tüm bunları aynı anda yaptığım zamanlar da oldu ama şu an fotoğrafçılık diğerlerine göre daha baskın durumda diyebilirim.

Haberin Devamı

Sıra dışı bir sanatçıyla tanışın: Sezgi Olgaç

Instagram’da çektiğiniz fotoğrafları takip eden önemli bir kitle var. Yaptığınız işi ‘şehir fotoğrafçılığı’ olarak tanımlamak mümkün mü?

İstanbul’da yaşayıp İstanbul’u sıkça fotoğrafladığım ve seyahat ettiğim yerler de genellikle şehirlerden oluştuğu için fotoğraflarım da genellikle şehirleri konu ediniyor. Guardian’ın 2014’te yaptığı “Best city photographers of Instagram / Instagram’ın en iyi şehir fotoğrafçıları” seçkisinde de yer almıştım. Zaman zaman lifestyle fotoğraflar çektiğim de oluyor ama şehirleri gezip şehir manzaraları ya da özel bir mimariye sahip yapıları, sokak aralarını, insanların şehirle olan ilişkisini görüntülemeyi seviyorum.

 

Haberin Devamı

Birçok insanın hayali olan bir işiniz var gibi görünüyor: Gezerek çalışmak, çalışarak gezmek. Hayallerle gerçekler arasında bilmediğimiz farklar var mı?

Elbette var. Yürümeyi ve sokak sokak dolaşarak fotoğraf kareleri yakalamayı çok seven bir insanım ancak bir buçuk kiloluk bir makineyi ve yedek ekipmanları tüm gün yanımda taşımak, yaşadığım fiziksel zorluklardan biri. Fotoğraf çekmek için en verimli zamanlardan gün doğumunu kaçırmamak için bazen çok erkenden yola koyulmak gerekiyor, ki bu da özellikle benim gibi uykuyu seven biriyseniz bir nebze özveri gerektiriyor. Bir de gezdiğim yerlerle ilgili ön araştırma yapmayı çok sevdiğim için gideceğim zaman görmeyi hedeflediğim birçok yer oluyor ve bazen benim için yoğun bir çalışma sürecine dönüşüyor yaptığım seyahatler. Zaten sizin de dediğiniz gibi “çalışarak gezmek” üzere yaptığınız seyahat klasik anlamda bildiğimiz ve anladığımız “tatil” kavramından çok farklı oluyor. Ama fotoğraf “işkoliklik” derecesinde sevdiğim bir uğraşı benim için, o nedenle acı tatlı tüm gerçekleri kabulüm diyebilirim.  

Haberin Devamı

Sıra dışı bir sanatçıyla tanışın: Sezgi Olgaç

Şimdiye kadar fotoğraflarını çektiğiniz şehirler ya da mekanlar arasında en ‘fotojenik’ yer neresiydi?

Bu soruya cevap vermek zor çünkü son iki - üç sene içinde gördüğüm bazı yerler birbirinden fotojenik yerlerdi. İtalya (Venedik, Cinque Terre), New York ve Küba. Ama sanırım kendine has enerjisi, hayatı sokaklarda yaşayan insanları, canlı ya da soluk renklerle bezeli binaları ve tabii ki insanı geçmişe götüren arabalarıyla Küba en fotojeniği.

 

Okurlarımız arasında sizden Instagram’da çok ‘like’ alan fotoğraf çekme tüyoları bekleyenler mutlaka vardır. Var mı bu işin temeli diyebileceğiniz maddeler?

Haberin Devamı

Instagram’da belli fotoğrafların daha çok ya da daha az “like” alması gerçekten zamanla yadsınamaz bir gerçek haline geldi ama bence buna göre hareket etmemek lazım. Örneğin artık “az like aldığı” su götürmez bir gerçek gibi görülmeye başlayan portre fotoğraflarını çok seviyor ve bu konu üzerine eğiliyorsanız, o sizi başkalarından bir adım öne çıkaran bir avantaj haline de gelebilir. (Humans of New York projesi tamamen portrelerden oluşuyor ama Instagram’da 6,5 milyon takipçisi var.) Seyahat ettiğiniz (özellikle de az seyahat edilen yerlerden) paylaşacağınız fotoğraflar çok ilgi görebilir. Her ne konuya odaklanırsanız odaklanın iyi bir fotoğraf paylaşıyorsanız mutlaka ilgi görecektir, iyi ışık kullanımı, sıra dışı kompozisyon, farklı bir bakış açısı, bunların hepsi önemli. Bir de Instagram bir sosyal medya platformu olduğu için fotoğraflarınızı paylaşırken nasıl anlamlandırdığınız da önemli, altına yazdığınız metin için bile özenmek gerekiyor. Biraz da fotoğrafları hashtag kirliliğinden uzak tutmak ve interaktif bir kullanıcı olmak önemli.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!