Şıpsevdi yeniden

Güncelleme Tarihi:

Şıpsevdi yeniden
Oluşturulma Tarihi: Ocak 12, 2012 23:10

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın aynı adlı romanından Avni Dilligil tarafından tiyatroya uyarlanan ‘Şıpsevdi’yi Enis Fosforoğlu Tiyatrosu 25 yıl aradan sonra yeniden sahneliyor. Dönemin İstanbul’u ve insanları arasındaki kültür çatışmasını bir konak ahalisi üzerinden sahneye getiren oyunda, aslında baba-kız olan Enis ve Seren Fosforoğlu da bir ağabey-kardeşi canlandırıyor. İkiliyle oyunu ve kesişen tiyatro serüvenlerini konuşmak için bir araya gelmiştik ki, Enis Fosforoğlu “Ben aslında Seren’in tiyatrocu olmasını hiç istemedim” diyerek başladı söze.

Enis Fosforoğlu, kızı Seren Fosforoğlu ile 15 yıldır aynı sahneyi paylaşıyor. Fakat, ülkemizde tiyatro yapmanın ne kadar zor olduğunu bildiğinden, kızı Seren’in oyuncu olmasını hiç istememiş aslında. Hatta, o dönem sahneledikleri bir oyunda henüz çocuk oyuncu olarak rol alan Ayça Bingöl rahatsızlanınca, oyunu kurtarmak için en yakınındaki çocuğu, yani kızını sahneye sürmüş. İşte o güne çok yanıyor!
Zira, henüz yedi yaşındayken seyirci karşısına çıkan Seren, sahne tozunu yutmuş bir defa. İkili o gün bugündür, yani 15 senedir birlikte oyun çıkartıyor. Buna karşın, tiyatronun kapısından içeri girdiklerinde akrabalık ilişkisini kesinlikle bir kenara koyduklarını söylüyorlar.

YAŞ FARKINI KAPAMAK İÇİN SAÇLAR BOYANIYOR

Seren babasına ‘Enis Bey’ diye hitap ediyormuş. Babası ise, diğer oyunculara olduğundan çok daha otoriter bir tavırla dikiliyormuş Seren’in karşısına. Anlattıklarına göre, birlikte çalışırken yaşadıkları tek zorluk, Enis Fosforoğlu halihazırda günün sorunlarıyla uğraşadururken, Seren’in iki sene sonra sahnelenecek oyunun dekor ve kostümleri üzerine çoktan kafa yormaya başlamış olması. Seren Fosforoğlu, her zaman kontrollü olmaktan yana ve biraz tez canlı. Bir de Seren’in erkek kardeşi var. Ancak o işin daha çok teknik kısmıyla ilgilendiği için, Enis Fosforoğlu, “En azından onu kurtarabildim” diyor.
Seren Fosforoğlu, belki de her kız çocuğu gibi, bebekliğinden beri babasına aşık. Tiyatroyu seçmesindeki en büyük etken de yine babası. Gece yarıları işten döndüğünde uykuda olan kızının kokusunu içine çekip, gül yanaklarına öpücük konduran babasına daha yakın durmak istemiş sadece. İkili, 25 sene sonra tekrar sahneye koydukları ‘Şıpsevdi’de bir ağabey - kardeşi oynuyor. Aralarındaki yaş farkını biraz olsun kapatabilmek için ise, Enis Fosforoğlu oyundan evvel saçlarını griye boyuyor.

TABLO SATARAK GEÇİNİYORLAR

‘Şıpsevdi’, 25 sene evvel yine Enis Fosforoğlu Tiyatrosu tarafından sahnelenmişti. Fosforoğlu yine hem oyunu yönetmiş hem de rol almıştı. Çeyrek asrın ardından bugün Şıpsevdi’nin yeniden sahneye konma nedenini soruyoruz sanatçıya. Oyunun güncelliğini hâlen koruduğunu vurgulayarak başlıyor söze ve şöyle devam ediyor:
“Hüseyin Rahmi o dönemin İstanbulu’nu ve insanlarının kültür çatışmasını anlatıyor. Bugün de Avrupa Birliği meraklılarının karşısında, bu konuda tutucu düşünen insanlar duruyor. Hayata entegre olamayan bir konak ahalisi var, bir de. Ben Moda’da oturuyorum. Üretime geçemediği için nakit sıkıntısı çeken zamanın sosyetesi, evindeki tabloları satarak geçiniyor. Yani, sosyal yapı aslında kendini bir biçimde koruyor ama güncel şeyler değişiyor.”
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın 1911 tarihinde yayımlanan aynı adlı romanından Avni Dilligil’in oyunlaştırdığı ‘Şıpsevdi’nin Meftun’u, Batı hayranı bir tip. Paris’teki yaşamını İstanbul’daki köşkte de sürdürmek isteyince, köşk sakinlerine alafrangalık dersleri vermeye kalkıyor. Para sıkıntısı çektiğinden, Erenköy’deki zengin ama pinti köşk komşusu Kasım Efendi’nin kızı Edibe ile evlenmek istiyor. Ama Kasım Efendi reddediyor bu dileğini. O da ortalığa kendisine piyangodan büyük ikramiye çıktığı yalanını yayıyor. Bu arada, Kasım Bey’in oğlu Mahir de, Meftun’un kız kardeşi Lebibe’ye aşık. Neticede, Meftun Edibe ile Mahir de Lebibe ile evleniyor. Böylece ihtiyar Kasım Efendi, iki çocuğunun da bakımını Meftun’un üzerine bir güzel yıkmış oluyor. Ama o günden sonra hiçbir şey Meftun’un planladığı gibi gitmiyor...
Meftun’u Enis Fosforoğlu, Lebibe’yi ise Seren Fosforoğlu’nun canlandırdığı oyunda; Selen Görgüzel, Doğan Dileroğlu, Korhan Karakışla, Özenç Otyam, Yeliz Çelebi, İlkay Çelebi, Seda Özel, Soner Engür, Petek Kırboğa, Can Ergen, Emel Filiz, Deniz Noyan ve Saliha Yalçın rol alıyorlar. Oyunun müzik direktörlüğü Ali Otyam’a, kostümleri Hale Eren’e, dekoru ise Emine Yalçın’a ait.

TİYATRODA DURUM BAŞKA

Son dönemde, Türk edebiyatının klasik romanlarından uyarlanan televizyon dizileri ardı ardına ekrana gelirken, izleyiciden büyük ilgi gördü. Merak ettik; Yaprak Dökümü, Aşkı Memnu gibi dizileri bayıla bayıla izleyenler, iyi bir dönem komedisi izlemek için sıcacık evlerinden çıkmayı göze alabiliyorlar mı acaba? Fosforoğlu “Ben ikisinin çok başka meraklar olduğunu düşünüyorum. Hem tiyatro bir üst yapı kurumu. Onunla tanışmayan kişiyi sahnenin kapısından içeri sokamazsınız. Şayet tiyatroyu tanıyan bir kişiyse, oyuna gelir ve salondan mutlu ayrılır. Tiyatro izleyicisi ise, özel tiyatrolardan genellikle komedi bekliyor. Madem komedi oynayacağız, bari bu işi kaliteli şekilde yapalım, diyoruz biz de. Güldürmek adına insan dışı tiplemeler oluşturmak yerine, yıllardır insanı anlatan oyunlar oynuyor; hayattan durum komedilerini sahneye taşıyarak insana ulaşmayı seçiyoruz.”
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!