Sınırları aşalım

EDİTÖRDEN: Otomotiv sektöründe en çok otomobiller, yeni yatırımlar, kárlar ve zararlar konuşulur. Ancak, otomotive yön veren isimler gündemde fazla yer almaz.

Carlos GHOSN
30.03.2005 - 01:33

Kamuoyu, seri üretimi ilk uygulayan Henry Ford, Japon otolarının ve petrol krizinin etkileri sonucu batağa giren Chrysler’i kurtaran Iacoca gibi dünya otomotiv tarihine imza atan yöneticiler gibi bir iki ismin dışında, diğer yöneticileri tanımazlar. Son dönemde adı otomobillerden daha fazla anılan bir isim var; Nissan’ın CEO’su Carlos Chosn... Nissan’da gerçekleştirdikleriyle herkesin yakından tanıdığı bir isim haline gelen Ghosn, yakın bir zamanda Renault’nun CEO’luğunu üstlenecek. Ghosn’un, geçtiğimiz günlerde Fransız Le Monde gazetesinde bir yazısı yayınlandı. Ghosn, bu yazıda yönetim tarzını, otomotiv dünyasına bakışını kendi kalemiyle özetliyor. Ghosn, bu hafta Otoyaşam’ın konuk yazarı oldu.

Önümüzdeki aylarda Renault-Nissan’ın yönetimini üstleneceğim. 6 yıl önce Japonya’ya giderek profesyonel anlamda terk ettiğim Fransa’ya geri dönüyor olmaktan, özellikle de Renault çatısı altında dönüyor olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Fransa’nın sanayi tarihinde uzun ve köklü bir geçmişe sahip olan Renault, bugün Fransa’nın en önemli sembollerinden biri haline gelmiş durumda.

Louis Schweitzer ile birlikte, bu grubun geleceğini planladığımız ve şekillendirdiğimiz pek çok gün geçirdik. Herhalde, Renault-Nissan ortaklığı beraber düşünebileceğimiz en güzel planlardan biri olurdu. 1999’dan bu yana süren bu hikaye, hem sanayi hem de insancıl anlamda çok başarılı bir macera oldu: Her iki şirketin de kendi kimliğini ve kültürünü korumayı başardığı, ancak daha yüksek performans için birleştiği bir macera.

Avrupa’nın en önemli markalarından Renault ile Japonya’nın en önemli markalarından Nissan’ın beraberliği, dünyanın hem 4’üncü büyük, hem de en verimli ve yenilikçi otomobil grubunun doğmasını sağladı.

GRUBU 21’İNCİ YÜZYILA TAŞIMAK

Yeni grubun, bugünün dünyasını olduğu kadar yarının getireceklerini de en doğru şekilde anlayacağına ve yeniliklere kendini adapte edeceğine inanıyorum. Bu nedenle, yeni görevime büyük bir haz ve güvenle başlayacağım.

Yeni görevim için, geçmişten bugüne biriktirdiğim bazı ilkeleri de yanımda getiriyorum. Fransa, Brezilya, ABD ve Japonya’da çalıştığım uzun yılların bana kazandırdığı deneyimleri, dünyanın her yanında çalışmış sanayicilerle yapılan uzun görüşmelerin ve pek çok farklı fikrin dile getirildiği çok kültürlü ortamların sağladığı tecrübeleri de şirketimizi 21’inci yüzyıla taşımak için kullanacağım. İçinde bulunduğumuz dönem hem ülkeleri hem de şirketleri sınırları aşmaya zorluyor. Dünyayı çizilmiş sınırlara göre içerisi ve dışarısı, bilinen ve bilinmeyen diye ikiye ayıran eski düzen artık sona eriyor.

Milliyetler, diller, kültürler ve sınırlara ne kadar yakından bakarsanız o kadar fazla şey keşfedersiniz. İşte o zaman, ulus devlet sınırları yerine, bilgileri, meslekleri ve görüşleri birbirinden ayıran işlevsel sınırlar ortaya çıkar.

Günümüz dünyası bu sınırların da ortadan kalkmasını gerektiriyor. Bir başka deyişle, iletişim kopukluktan, birliktelik sınırlardan daha önemli hale geliyor. Fikir alışverişi giderek daha çok önem kazanıyor. Önemli olan artık izolasyon ve kayıtsızlık değil, biraraya gelmek ve iletişim kurmak. Küreselleşme ulus devletlerin çizdiği sınırların sorgulanma sürecini beraberinde getiriyor. Çok kültürlülük sınırları zorluyor. Bu değişimler, ulus devletler için olduğu kadar şirketler için de geçerli hale gelmeye başlıyor.

Dolayısıyla, kendilerini yarınlara taşımak isteyen şirketler bu değişimleri dikkate almak zorunda. Başarı, şirketlerin sınırları aşmasında yatıyor. Şirketler artık, her kültürle işbirliği içinde olmak, dünya ölçeğinde kararlar alıp, dünya ölçeğinde harekete geçmek zorunda. Ancak, bu şekilde farklı alanlardaki üstünlükler ve deneyimler biraraya gelerek bir şirketi başarıya götürebilir.

Bana göre, bu ‘açık’ dünyada bir şirketin başarılı olabilmesinin tek ve vazgeçilmez yolu ‘çok kültürlülükten’ geçiyor. Bir şirket operasyonlarını tüm dünya pazarlarında yürütme hedefini taşıyorsa, o zaman her pazarın kendi ihtiyaçlarını ve değerlerini dikkate almak zorundadır.

Bu süreç, anlamayı, hızla değerlendirmeyi, hayata geçirmeyi ve sonuçta performansı getiren bir süreçtir. Bu süreçte, farklılıkları kullanmak, birbirini tamamlayan noktaları görmek, büyümek ve tüm bunları kendi kimliğini kaybetmeden başarmak gerekir. Küreselleşmenin özü, köklerini korumak, ama yapıcı değişiklikler için kapıları açık tutmaktır. Çok kültürlülük karışıklık ya da kimliğin yitirilmesi demek değildir, tam tersine karşılıklı zenginleşmek için sonsuz bir kaynaktır.

Ben, bu tanımların şirketler için de geçerli olduğuna inanıyorum. Görüş açılarının çoğalması şirkete zenginlik katar. Bütün bunlar, sadece kavramsal tanımlar değil, her şirketin dikkate alması ve üzerinde düşünmesi gereken ciddi değişimlerdir. Bu değişimlerin en önemli sonucu, şirketlerin hiyerarşik yönetim düzeninden uzaklaşıp, yatay yönetim biçimine yaklaşmaları olacaktır. Bir başka deyişle, şirkette karar alanlar ve kararı uygulayanlar arasındaki mesafe azalacaktır. Şirketin sinerjisi, motivasyonu ve dolayısıyla performansı artacaktır.

Yeni dünya düzeninin dayattığı en önemli zorunluluk performanstır. ‘Performans’ uluslararası bir dildir. Kalite ve maliyet Japonya’da da, ABD’de de, Avrupa’da da değişmez. Performans dünyanın her yerinde en iyisini bekleyen müşterilere karşı yerine getirilmesi gereken bir sorumluluktur, aynı zamanda şirketi ayakta tutan insanlara karşı ve ülkemize karşı da yerine getirilmesi gereken bir sorumluluktur.

YÖNETİCİNİN SORUMLUKLARI

21’inci yüzyılın değer yaratan şirketi, çok kültürlülüğü ve performansı harmanlamayı başaran şirket olacaktır. Böyle bir şirket yaratabilmek için, yöneticinin rolü ne olmalıdır?

Yöneticinin üç temel beklentiye cevap vermesi gerekir: hedefe angaje olması, kararlarda transparan olması ve sonuçların sorumluluğunu alması gerekir. Bana göre, bir yöneticinin meşruiyetini ve otoritesini kabul ettirmesi için bu üç temel beklentiye cevap vermesi gerekir.

Bir yöneticinin hedefine angaje olması, uzun vadeli stratejiler çizerken hem realist hem de hırslı olmasını gerektirir. Örneğin, Nissan’da 1999 yılından bu yana devam başlatılan ‘Nissan’ın Yeniden Doğuş Projesi’ ve ‘Nissan 180’ projeleri açık hedefleri olan, zaman içinde sonuçları ölçülebilir projelerdi.

Bir diğer örnek de 2005-2007 yılları arasında uygulanması öngörülen ‘Nissan Değer Yükseltme Projesi’. Bu projenin üç temel hedefi var: proje sonuna kadar 4.2 milyon adet satış rakamına ulaşmak, verimliliği artırmak ve yatırımların ortalama geri dönüşünü en az yüzde 20’ye çıkarmak. Bu hedefler, şirkette çalışan her kişi tarafından benimsenmeli. Hedefe kilitlenmenin bunun dışında bir önkoşulu daha var: şeffaflık.

Bilginin hiçbir sınırı tanımadan tüm dünyada dolaştığı ve herkes tarafından kolayca ulaşılabilir olduğu bir devirde, bilginin güvenilirliğini ve doğruluğunu sağlamak vazgeçilmez bir koşuldur. Bu, sadece etik bir koşul değildir. Bilginin doğruluğu şirketin performansını doğrudan etkileyen bir koşuldur. Bir şirketi yönetmek, doğru ve şeffaf bilgi gerektirir. Gerçekler bazen acımasız olabilir, ancak gerçekleri göstermek acımasızlık değildir. Bir yöneticinin sorumluluğu, gerçekleri gösterecek dürüstlüğe ve cesarete sahip olmaktır. Bu gerçekler doğrultusunda karar almak ve onları uygulayacak iradeye sahip olmaktır.

BEYAZ SAYFA AÇIYORUM

Bu nedenlerle, yeni geldiğim görevlerde yeni ve beyaz bir sayfa açmak, önyargılardan bağımsız sıfırdan değerlendirme yapmak alışkanlığı edindim. Her düzey yönetici ve çalışanın fikirlerini dinlemeye ve bütün oyuncuları dikkate almaya çalışıyorum. Daha sonra, ortak konulan teşhislerden yola çıkarak ortak çözüm önerilerini uyguluyorum.

Bir yönetici aldığı kararlar ve uyguladığı projelerin sonuçlarından tamamen kendisi sorumludur. Şirketin hem geçmişini, hem şimdiki halini, hem de geleceğini düşünerek karar almak durumundadır. Kararların sonuçlarına da katlanmak zorundadır, bundan kesinlikle kaçış yoktur. Bir yönetici, ne yapacağını açıklamalı ve açıkladığını da uygulamalıdır.

Ben, 2 Mayıs’tan itibaren Renault’da başlayacak görevimde bu ilkeler ve inançlar doğrultusunda hareket edeceğim. Renault çalışanlarını yeniden keşfedeceğim, benim için Renaultçular şirkete değer kazandıran erkek ve kadınlardır: onların yetenekleri, becerileri, hırsları ve tutkularıdır. Bana göre, herkes tarafından paylaşılan bir hedef ve geleceğe ilişkin ortak bir motivasyon olmadığı sürece bir şirketin başarılı olması mümkün değildir. Göreve başlar başlamaz, çalışanlarla tanışacağım. Renaultçuları aslında tanıyorum, ancak yeniden keşfetmem gerekecek. Onlar da beni tanıyorlar, fakat bu sefer biriktirdiğim ve paylaşmak istediğim deneyimler anlamında daha zenginim. Ortaklık, durmadan yeniden keşfetmek demektir. Nissan ve Renault ortaklığı, kimliğe saygı ve çok kültürlülük çerçevesinde oluşturulan küresel stratejinin başarı öyküsü olacaktır. Renault-Nissan benim gözümde yarınların şirketi olacaktır. Bütün Nissan ve Renault çalışanlarıyla dinamik bir denge yakalayacağımıza, gelecek ve büyüme odaklı bir yol izleyeceğimize inanıyorum.

Yayınlanma Tarihi : 30.03.2005 - 01:33
Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Koç Burcu
      21 Mart - 20 Nisan

      Kişisel farkındalığınızı arttıracak, bilgi kazanmanızı sağlayacak, ama bu esnada bütçenize çok fazla zarar vermeyecek şeyler planlamalısınız. Tüm...Koç Burcu - Bugün

      Boğa Burcu
      21 Nisan - 20 Mayıs

      Başarınızı diğerleriyle de kutlayabilirsiniz. Bilgi toplamalı, bilgilerin gerçekliğinden emin olmalı ve başladığınız işleri bitirmelisiniz. Fark yaratmak istiyorsanız,...Boğa Burcu - Bugün

      İkizler Burcu
      21 Mayıs - 20 Haziran

      Evinizde ve özel ilişkilerinizde yapacağınız değişiklikler duygusal anlamda istikararı sağlayabilir. İş birliğine açık olmanız durumunda, evinizi veya yaşadığınız yeri...İkizler Burcu - Bugün

      Yengeç Burcu
      21 Haziran - 22 Temmuz

      Önemli detayları atlamadığınızdan emin olun. İstediğinizi açık açık ortaya koymak işe yarar çözümler üretmenizde size yardım edebilir....Yengeç Burcu - Bugün

      Aslan Burcu
      23 Temmuz - 23 Ağustos

      Duygusal anlamda motive bir gündesiniz. Yanlış nedenlere dayalı değişiklikler yapmak doğru olmayabilir. Olayları doğru değerlendirmeli, daha alçak...Aslan Burcu - Bugün

      Başak Burcu
      24 Ağustos - 23 Eylül

      Sahip olduğunuzdan daha fazla paranız varmış hissine kapılmayın ve aşırı harcamalardan kaçının. Sizi motive eden kişilerle görüşebileceğiniz bir hafta...Başak Burcu - Bugün

      Terazi Burcu
      24 Eylül - 23 Ekim

      Bu hafta sonu, önemli kişisel değişiklikler yapmanız durumunda kendinizi çok iyi hissedebilirsiniz. Sizi bekleyen güzel bir gelecek varken lüzumsuz...Terazi Burcu - Bugün

      Akrep Burcu
      24 Ekim - 22 Kasım

      Dış etkilere bağlı duygusal durumlarla uğraşabileceğiniz bir hafta sonundasınız. Bazı kişilerin yapacağı son dakika değişiklikleri sizi asıl uğraşmanız gereken işlerden...Akrep Burcu - Bugün

      Yay Burcu
      23 Kasım - 21 Aralık

      Duyduğunuz her şeye inanmamalısınız. Belli anlaşmalar yapmadan ya da bazı sözler vermeden önce, kendi araştırmanızı bizzat yapmanızda fayda var. Bu hafta sonu, elinize...Yay Burcu - Bugün

      Oğlak Burcu
      22 Aralık - 20 Ocak

      Endişelerinizi dile getirerek olaylara netlik kazandırabilir ve doğru kararlar alabilirsiniz. Eviniz ve ailenizle bağlantılı konularla ilgilenirken daha sorumlu davranmalısınız....Oğlak Burcu - Bugün

      Kova Burcu
      21 Ocak - 18 Şubat

      Çok fazla bilgi paylaşımı size ters şekilde geri dönebilir ve size bazı bedeller ödetebilir. Bu hafta sonu, sevdiğiniz kişilerle ilişkilerinizi...Kova Burcu - Bugün

      Balık Burcu
      19 Şubat - 20 Mart

      Bu hafta sonu, bazı işleri ele alış veya uygulayış biçiminizi ya da bilgi edinme ev haber alma yöntemlerinizi gözden geçirebilirsiniz. Bu sayede kendinizi...Balık Burcu - Bugün