Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Sindirim meselesi...

    Hürriyet Haber
    13.10.2005 - 17:48 | Son Güncelleme: 13.10.2005 - 17:48

    Sevgili Serdar,

    Özelleştirmelerde yabancı sermayenin milliyeti sorgulanırken Başbakan Erdoğan’ın “sermaye ırkçılığı” yakıştırması akla paranın renklerini de getiriyor.

    Çok uzaklara gitmeye gerek yok. 1997 Şubat’ında önce Anadolu’da palazlanan aşırı dincilerin parasına “yeşil para” ve “yeşil sermaye” yakıştırması yapılması ne kadar yanlışsa, sermaye ırkçılığı gibi yeni bir kavramın ortaya atılması da o kadar yanlış gibime geliyor.

    Ekonominin hassas dengeler üstünde sürdürüldüğü bir dönemde, paranın ve sermayenin rengi ya da milliyeti üzerinde tartışma yaratmak bumerang gibidir.

    Bir gün gelir geri döner!

    Geri dönüşü, yani iadesinin bedeli ise ağır olur.

    Yani para kaçar, gider ve dengeleri alt üst eder.

    Nitekin 1997’de bu yanlışın bedeli ağır ödendi.

    2001 krizinin temelinde belki de bu yanlışın sonuçları yer alıyordu.

    Başbakanın özelleştirmelerde ve son olarak Dubai menşeyli yatırımlar nedeniyle Türkiye’ye daha çok Arap ve İslami kökenli sermayenin gelişine karşı oluşan eleştirilere karşı yaptığı “sermaye ırkçılığı” savunması, AB’ye kapıların açıldığı bir dönemde çok anlamlı.

    Tabii ki yabancı sermayenin dini, milliyeti, ırkı olmamalı.

    Ama insaf ile düşünelim.

    Yüzümüz batıya döndü.

    AB kapısından adım atıldı.

    Batılılaşma süreci hızlandırılıyor.

    Haklı olarak bu sürecin gereği ABD doları ya da Avro sermayenin akması bekleniyor.

    Akmasa da en azından damlaması.

    Tam bu aşamada Lübnan menşeyli, ya da Dubai kökenli sermayenin birden hortlaması, özelleştirmelere katılması haklı olarak “ne oldu da şeyhler, krallar bizi şimdi farketti?” sorusunu akla getiriyor.

    Üstelik Türk halkının yüzde 99’nın Müslüman olduğu yeni keşfedilmiş filan değil.

    Düne kadar ortalıkta görünmeyenler, yıllar önce petrol krizlerinde kapıları yüzümüze kapatanlar İslam âlemi değil miydi?

    Din kardeşliği en buhranlı dönemlerde akla gelmemişti de şimdi mi geldi?

    Medyadaki eleştiriler haklı olarak bunu sorgulayacak.

    Haklı olarak eski dönemlerdeki Erbakan zihniyetinin bıraktığı izleri akla getirecek.

    Unutmayalım ki Erbakan ve zihniyeti, hacıları hocaları, şeyhleri müridleri Başbakanlık konutunda kabul edince yer yerinde oynamıştı.

    Belki parasal yanı yoktu bu olağan dışı tutum ve davranışın.

    Ama unutmayalım ki şeyhin, şıhın paralısı ve zengini parasızından daha tehlikeli niyetler taşıyabilir.

    Ayranı üfleyerek içmek, niye AKP yönetimini rahatsız ediyor ki?

    Başbakan Erdoğan’ın eleştirileri sindirme kapasitesi daha şimdiden S.O.S veriyor.

    Üstelik eleştiriler yerli.

    Üstelik bunlar iç eleştiriler.

    Yarın öbür gün AB üyesi 25 ülke yüklenince ne olacak?

    AB’nin karşılıklı “hazmetme kapasitesi” önüne gelince ne yapacak?

    Sindirim sorunu önemli.

    Başbakan bunları 3 ekim öncesi düşünmeliydi.

    Yoksa yanılıyor muyuz?

    Sevgiler,

    Sezai

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı