Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sinan insanlığın izinde...

Artık Sinan’la önemli programlar yapmaya karar verdim. Anlamsız ve verimsiz geçen cumartesi-pazarlardan sıkılmaya başladım çünkü. Hafta arası çalıştığım için, aslında hafta sonu kendim için tembellik yapmak istiyorum ama çocuklar haklı olarak istemiyorlar.

Sinan’ı mümkün olduğu sürece, her hafta sonu onu daha önce görmediği bir yere götürmeye karar verdim.

İlk olarak Fulya’daki Şişli Belediyesi Bilim Merkezi’ne gittik. Sinan daha önce oraya okulla bir geziye gitmişti. Dolayısı ile merkezdeki pek çok şey hakkında fikri vardı. Ama bu sefer büyük ve son derece ilginç bir sergi vardı: ‘İnsanın izlerinde’.

Sabah erken saatte gittiğimiz için içerisi çok dolu değildi ve rahatça gezmeye başladık. Eray adlı rehberimiz, oğlumla bana insanın gelişimini uzun uzun, oğlumun da anlayabileceği bir dille anlatmaya başladı.

Kocaman resimleri seyrederek başladık geziye. Maymuna benzeyen çıplak adamlar ağaçlardan meyve yemeye çalışıyordu. Bir sonraki resimde ölü bir mamutu yemeye çalışan insanlar, sonraki resimlerde ateşi bulmuş, eti pişirmeye başlamış ve derilerini de kıyafet olarak giymeyi keşfetmişlerdi. Bütün bu gelişimleri teker teker anlattı bize Eray Abi. Hatta bu süreç içinde insan beyninin, boyunun, kafatası yapısının bile nasıl değiştiğini gösterdi. Bir takım küçük deneyler yaptık, ekrandan ilginç görüntüler izledik. İlk insanların yaptığı gibi, tozları boya gibi kullanarak resimler yaptık.

SİNAN’IN FAVORİSİ KARA DELİK

Sinan başta oldukça tutuktu. ‘3 milyon yıl önce yaşayan insanlar’, ya da ‘homosapiens’ gibi kelimelerden ne kadar ne anladı bilemem ama aklında gerçekten pek çok ilginç şey kalmış olsa gerek ki, akşam eve gidince babasına epey bir şeyler anlatmaya çalıştı.

Sergi 14 Nisan’a kadar açık kalacak. Dolayısı ile kaçırmamanızı öneririm. 4,5 yaşında olan Sinan bir şeyler anladı. Çocuğunuz daha küçükse pek ilgisini çekmeyebilir ama üst kattaki genel bölüm herkes için ilginç.

Merkezin sorumlusu Gözde Hanım’la konuştuğumuzda bana buraya çocukların daha çok babaları ile geldiğinden bahsetti. Gündüz okullarla gelen çocuklar, hafta sonları babaları ile geziyormuş merkezi. Sergilenenler, erkekler kadar kız çocuklarının da ilgisini çekiyormuş. Balina iskeleti, çocukların en çok aklında kalan detaylardan biri.

Sinan’ı oradan koparmam güç oldu. Çıkışta aldığımız posterleri de eve gelir gelmez duvarımıza astık. Artık oğlumun duvarında gezegenler, uydular dolaşıyor.

Ha, bir de kara delik çok hoşuna gitti oğlumun. Sembolik kara delik maketinin içine küçük bilyeleri çevire çevire deliğe düşürmek pek eğlenceli oyun oldu onun için.

Komiser doktor ve akciğer dedektifleri

Melis 8, Emre 11 yaşında. Palyaço Havacık ise uzun yıllardan beri bir çocuk hastanesinde yaşıyor. Üçünün ortak noktası, astım. Buluşma yerleri ise bir kitap: Havacık’la Birlikte Astımla Mücadele. İki Alman doktor ve bir klinik psikoloğun hastalığı anlaşılır bir dille anlattıkları kitap, Optimist Yayınevi tarafından Türkçe’ye çevrildi.

Astım, çocuklarda görülme sıklığı giderek artan kronik bir solunum yolu hastalığı. Ailelerin adını duymak istemedikleri, çoğu kere kabullenmekte güçlük çektikleri bir sorun. Ancak korkmaya gerek yok, kolayca kontrol altına alınabiliyor. Bunun için atılacak ilk ve en önemli adım, hastalığı tanımak, önlem almak ve güvenliği kanıtlanan ilaçları düzenli kullanmak.

Osnabrück Çocuk Hastanesi Başhekimi ve çocuk doktoru Dr. Thomas Lob-Corzilius, hastanenin alerji birimi sorumlusu Dr. Rüdiger Szcepanski ve klinik psikolog Dr. Stephen Theiling tecrübelerini bu kitapta topladılar. Astımlı çocuklara, ailelerine ve öğretmenlerine yönelik kitabın çocuklarla ilgili bölümü öyküleştirilmiş; astım olabildiğince basitleştirerek, çizimlerle anlatılıyor. Astım hastası çocuklara, ‘Korkmayın ve tanıyın!’ mesajı veriliyor. Emre, Melis ve Havacık, hastalığı bir macera öyküsü kıvamında eğlendirerek anlatıyor.

ONLARI KIZDIRMADAN SPOR YAPALIM

Nefes darlığında bronş borucuklarının aldığı şekil ‘Üç Şişko’ya benzetiliyor. Üç Şişko’yu sinirlendiren ve havanın geçişini engelleyen faktörler ev tozu akarları, polen, hayvan tüyleri, küf mantarlar diye uzayıp giden bir liste... Bu tetikleyicileri ayırt etmek, burnu koku almakta usta olan ‘Komiser Doktor’un görevi. Bunu alerji ve cilt testleriyle yapıyor. ‘Astım-Akciğer dedektifleri’ ise astımlı çocukların ta kendileri. Akciğerlerindeki değişiklikleri hissediyor, anlıyor, yorumluyor ve önlemini alıyorlar. Kitapta, Üç Şişko’yla başa çıkma yöntemleri ve onları kızdırmadan nasıl spor yapılacağına dair öneriler de var.

Kitabın anne-babalar ile öğretmenlere yönelik kısmı bulunsa da önerimiz, çocuklarla ilgili bölümlerin atlanmadan okunması! Astımla yaşam, hastalık tanındığında hiç de zor değil. Çocuğunuz hayatına normal olarak devam edebilir, spor yapabilir, futbol bile oynayabilir!

Üç Şişko nefes yolunu nasıl tıkıyor?

Hava, burun ve ağızdan girer ve genze geçer. Nefes borusu aracılığıyla göğüs kafesinin içindeki iki akciğer kanadına aktarılır. Hava akciğerlerin içindeki bronşlara girer ancak geri çıkmakta zorlanırsa nefes darlığı çekilir. Yani, akciğere kolayca erişen hava geri dönemez. Sönen bir balonun tepesinden tuttuğunuzda havanın dışarı çıkmaması gibi. Kitaptaki Üç Şişko, kaslar, mukus zarı ve mukus şişiyor ve havaya yer bırakmıyor.

Üç Şişko’yu zorlamaya gelmez

Çocukları hareketten, spordan mahrum etmek mümkün mü? Hayır, ama Üç Şişko’yu zorlamaya gelmez! Bunları bilmekte fayda var:

Isınmayı doğru yapın. Bir dakika yavaş, yarım dakika hızlı, sonra gene bir dakika boyunca yavaş koş. Bunu art arda 4 kez uygula.

Uzun süre spor yapmamışsan önce astım sporuna katıl.

Tedavini düzenli sürdürürsen futbol oynayabilir, bisiklete binebilir, yüksek atlayabilir kısacası her türlü sporu yapabilirsin. Okuldaki spor derslerine katılmalısın.

Tıkandığın anda spora ara ver. Öğretmenini hastalığın konusunda bilgilendir.

Güvenliğin için spor yaparken yanında daima ölçülü doz spreyi taşı.

En sık karşılaşılan tetikleyiciler

Alerjenler: Akarlar, polenler, çimenler, hayvan tüyleri, küf mantarları, tüyler, süt, yumurta, ceviz.

Kötü hava: Tütün dumanı, gaz ocağı, baca dumanı, kömür sobası, mum, araba egzozu, koyu sis, fabrika fazları, yüzme havuzundaki klorlu hava.

Duygular: Korku, öfke, gülme, neşe, keder, heyecan.

Hava durumu: Sis, bunaltıcı hava, ıslaklık, fırtına, soğuk hava.

Soğuk algınlığı: Nezle, grip, öksürük, akciğer iltihabı.

Hareket: Çok fazla koşmak, spor yaparken ve oyun oynarken hiç ara vermemek, aşırı hızlı bisiklet sürmek.

ANNEMİN KÖŞESİ

Ben mi yaşlanıyorum annem mi gençleşiyor

Nahide Hanım benim ilkokul birinci sınıf öğretmenimdi. Onu yıllardır görmemiştim.

Geçen gün beraberdik.

Beni görür görmez gözlerini açarak ‘Aman Allahım, tıpkı annen olmuşsun!’ dedi.

Beni tıpkı annem gibi buldu.

Ya, ben hiç kendimi benzetemiyorum ama cevap olarak annemin hakkını yememek için şöyle dedim: ‘Annem de benim o zamanki halime benziyor artık!

Bu durum hoş değil.

Ben gittikçe anneme benzerken, annemin gittikçe bana benzemesi... Bu iyi değil!!!
X