Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sinan Bey’in kendini ispatlama çalışmaları

Sabah olmuş. Tatil günü... Keyfim yerinde. Hava da mükemmel... Benim büyümüş oğlum geliyor ve ‘Anne bana para verir misin, bakkala gideceğim,’ diyor.

Nasıl yani... ‘Sinan bakkala yalnız gidemezsin.’

- Giderim anne, yolu biliyorum, çok yakın zaten.

- Tamam ama bak Peri ve Sonay gidiyor şimdi arabayla ekmek almaya, git onlarla beraber.

- Hayır ben yakın bakkala gideceğim.

- Peki ben de geleyim...

- Hayır, yalnız gideceğim...

Olabilir mi? 3,5 yaşındaki bir çocuk bakkala yalnız gidebilir mi? Sanmıyorum. Fazla korkaklık da yapmak istemiyorum ama daha küçük sanırım böyle şeyler için.

Baba gür sesi ile asla gidemeyeceğini beyan ediyor. Ben de ona nasıl bir açıklama yapmak durumunda olduğumu düşünüyorum.

Eskilerin yaptığı gibi ‘çingeneler’ muhabbeti hoşuma gitmiyor. Birincisi bir grup insanın böyle kötülenmesi bana oldukça ters geliyor. Ayrıca sokakta çok daha büyük tehlikeler var. Mesela organ mafyaları... Tacizciler, bilmemneciler... Dışarıları gerçekten korkutucu.

Çocuğumu sokaklardan ve insanlardan korkutarak büyütmek istemiyorum ama bir şekilde yanına yaklaşan her insanın iyi niyetli de olamayacağını bilmesini istiyorum.

Sonuçta ona nahoş şeyleri de anlatmaya başladım. Tek başına sokağa çıkamamasının nedenlerini; kaybolabileceğini, pek çok şeyi küçük kelimelerle özetledim. Ne kadar anladı bilemiyorum ama benim de onunla bakkala gelmeme izin verdi.

Günün ilerleyen saatlerinde de huysuzluk ve sinir krizleri sık sık oldu. Sanırım yine bir döneme girdik. Elini yaktı, bana döndü ‘Sen yaktın’ dedi. Sandalyeden kaydı, bana döndü, ‘Sen ittin’ dedi. Ne desem, ‘Hayır’ demeye başladı. Birkaç gündür böyleyiz.

Ona dönüp bana bu kadar hayır demeye devam ederse benim de hayır demeye başlayacağımı söyledim. Çok ciddi bir ses tonu ile...

Evet, kendini ispatlama, fikir sahibi olduğunu gösterme çabasında. Ama dediğim her şeye zıt giderek bunu yapması da bende ipleri kopartıyor.

Hem zor dönem 2 yaş civarı değil miydi, bu nereden çıktı şimdi...

Evet bir de dönemler var: Şu yaşında şu dönem, bu yaşında bu dönem... Ama anladığım kadarıyla bütün çocuklar her dönem her şeyi yapabiliyor. Bakalım Sinan efendinin karakter krizleri ne zaman sona erecek. Zaten pedagog zamanımız da geldi. Ben bir görüşme ayarlayayım bakalım...


ANNEMİN KÖŞESİ

Anneme nazar deydi


Ey kötü ruhlar, negatif enerjiler, annemi rahat bırakın. Onu etkiniz altına almanıza izin veremem. Son bir haftadır annemin başına kapkaç gibi, parası çalınma gibi birkaç terslik geldi. Hem de takside giderken yoldaki birileri çantasına saldırmışlar. Neyse ki direnmiş, trafik hızlanınca da adam baş edememiş ve bırakmış çantanın peşini.

Üzerinde bir şeyler var güzel anamın. Eminim ki nazara geliyor.

Ama ben annemi koruma altına alıyorum. Bundan sonra bensiz sokağa çıkmasına izin vermeyeceğim. Hatta gerekirse onun badigardı olacağım.

Şaka bir yana arabaların içinde olmaya da güvenmemek lazım.

Neyse, anneciğim bütün pozitif enerjim ve güçlerimle yanındayım...

Zamane çocukları inanmadığı masala müdahale ediyor

30’lu yaşlarını sürenler onu 70’li yıllarda TRT’deki yegane çocuk saati olan ve haftada bir yayınlanan masal programlarından gayet iyi hatırlar. Güzel Sanatlar Grafik bölümü mezunu, 1944 doğumlu Demet Sağlam, o zamanlarda kendi yazdığı hikayeleri resimleyerek masal programı hazırlamış ve sunmuş TRT’de. Çocukların Masalcı Teyze’si o zamanlar kendi resimlediği masalları iplerle, tellerle hareketlendirerek anlatırdı. Ama artık onun saatlerce uğraşarak uçurduğu kuşlar bugünkü çocukları kesmiyor. O da zamana nasıl ayak uydururum diye düşünmüş, taşınmış; modern hayatın öğelerini de içinde barındıran, eski masallardan alıntılarla süslü modern masallar yazmaya başlamış. Mesela bir annenin dokuz aylık hamilelik sürecini anlatan masal bunlardan biri. Demet Hanım bu hikayeyi araya eski masallardan alıntılar koyarak süslüyor.

ŞİMDİKİ ÇOCUKLAR DAHA ŞANSLI

‘Kuşların kanatlarını o imkansızlıklar içinde uçar gibi göstermek için ne kadar uğraşırdım. Şimdi ise her kanalda her gün saatlerce çocuk yayını var, şimdiki çocuklar daha şanslı, çünkü yaratıcılıkta sınır yok. Televizyon, bilgisayar ve oyuncak dünyasının gelişmesi çocukların da değişmesini sağladı. Artık kurcalayan çocuklar var.

NİNE KUCAĞINDA MASAL DEVRİ BİTTİ

Çocuklar anlatılan masalları hemen kabul etmiyor. Kendi dünyaları var ve o dünyalarına ters gelen bir şey duyduklarında itiraz ediyorlar. Kendi kriterlerini kullanıyorlar. Eskiden sadece dinlerlerdi, şimdi müdahale ediyorlar. Soruyorlar, kızıyorlar. Kendi dünyalarının araştırmalarını yapıyorlar.

ÖĞRETİCİ MASALLAR İŞE YARIYOR

Yedi yaşın altındaki çocuklara anlatılan masallar daha gerçekçi olmalı. Realite içermeli. Fantastik masallar yedi yaşın üstündekiler için daha uygun. Hicivden, şakalardan anlayabilecekleri bir dönem yani. Çocuklar masallardan pek çok şey öğrenebiliyor. Dişleri fırçalamak, elleri yıkamak, arabaya binince arkada oturmak ve emniyet kemeri takmak, hayatımızın ayrılmaz parçası olan market ve alışveriş merkezi dünyası ile ilgili detayları masallar sayesinde çocuklara benimsetmek daha kolay.’

Çocuğunuza kendi resminizi yaptırın

Demet Sağlam bir dönem Fatoş Oyuncak firmasının grafik sorumlusu olarak çalışmış. Oyuncak kutularından broşürlere, vitrin tasarımına kadar pek çok şey ile ilgilenmiş. O dönem çocuklara daha da yakın olmuş. 1991 yılında da kızı ile beraber bir resim sergisi açmış: ‘Çocukçalar’. Bu sergi kızının birkaç aylıkken yaptığı resimlerle doluymuş. Şu sıralar Floransa’da heykel okuyan kızını bekleyen Demet Hanım’ın annelere birtakım önerileri var. ‘Çocuğunuzun eline kalem ve sayfa sayfa büyük kağıt verin. Bırakın bol bol resim yapsın, size yaptığı resimleri anlatsın. Yorumlasın. Her resme tarih atıp saklayın. Bir de altı ayda bir sizin ve babasının resmini yapmasını isteyin. Sizi nasıl gördüğüne ve bu görüşün zaman içinde nasıl değiştiğine çok şaşıracaksınız.’

Anne ve çocuklara yeni haberler

Akide şekeri değil, emzik

Bebeklerine sağlıklı bir gelecek sunmak isteyen annelerin tercihi Wee’ye yeni bir ürün daha eklendi. ‘Wee Activate’ adıyla ilk kez Türkiye’de satılmaya başlanan polikarbonat malzemeden üretilen emzikler, akide şekerini andırıyor. Kaynatılmaya uygun olan fıstık yeşili, pembe, turuncu, limon sarısı ve mavi emzikler, farklı çeşitleri ile 0-18 ay arasındaki tüm bebeklere yönelik olarak tasarlandı. Damak ve diş yapısının gelişimine uygun olan emziklerde, fiyat avantajı, kalite, yaratıcılık ve güven bir arada.

Minik tasarımcılar çevre için yarışıyor

Terakki Vakfı Özel Şişli Terakki İlköğretim Okulu, çevre ve geri dönüşüm bilincini geliştirmek ve atık kağıtların toplanabilmesi için öğrencileri motive etmek amacıyla İstanbul’da bir tasarım yarışması düzenliyor. 9-14 yaş arasındaki öğrencilerin yaratıcılıklarını ve yeteneklerini geliştirmeyi de hedefleyen yarışmada, öğrenciler A4 kağıt üzerine, 2 boyutlu Atık Kağıt Toplama Kutusu tasarımlarıyla katılabilecek. Başvurular 30 Nisan’a kadar yapılabilir. Ayrıntılı bilgi için 0212 351 00 60’ı arayabilirsiniz.

Anneler yazı sıkı karşılayın

Yeni doğum yapmış taze anneler bebekleri yüzünden mutlu olsalar da, görünümleri yüzünden tatsız bir dönem yaşarlar. Doğum sonrası vücudun eski haline gelmesi neredeyse bir sene sürüyor ancak bu sürenin mümkün olduğu kadar kısa olması da yine annenin elinde. Motus Wellnes Club’daki Pure Care Institute yeni anneler için özel programlar hazırladı. Spor, yoga, diyetisyenle hazırlanan zayıflama programları ve fiziksel egzersizlerin yanı sıra güzellik salonunda çeşitli cilt bakımları var. Guinot markalı ürünler ile cilt tipine göre özel bakım kürleri uygulanabiliyor. Ayrıca mikro akımlarla kasları güçlendiren ve ameliyatsız cilt germe işlemi olarak da tanımlanan Quantum/caci, selülit ve derin yağ tabakası üzerine yapılan uygulaması ile vücut şekillendirmede son derece başarılı LPG, inceltici ve sıkılaştırıcı bakımlarla metabolizmayı hızlandırdığı için büyük destek sağlayan Presor, doğum sonrası formunu kaybeden vücudu ciddi anlamda toparlayacak çalışmalar. Motus: 0212 291 52 82
X