Spor Haberleri

« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Şimdi kongre zamanı

Hürriyet Haber
SON GÜNCELLEME
Şimdi ne olacak? Bilgili'nin en önemli kozu, Beşiktaş'ın kazandığı yüksek zemin. Takım aynı çizgiyi ikinci yarıda mart ayına kadar sürdürürse, Bilgili'nin kongreye kendisi için çok elverişli bir konjonktürde gireceği aşikar. Ancak, kongre ister istemez kulübü bir sancılı döneme sokacak.Süleyman Seba'nın başkanlığı yaklaşık 17 yıl sürdü. Bu 17 yıl, Seba'nın mutlak manevi otoritesi ve disiplin anlayışı altında geçti. Seba'nın aday olmayacağını açıklamasının ardından girilen Mart 2000 kongresi, Beşiktaş tarihinde önemli bir dönemeç noktası oluşturuyor.Bu kongre, aslında 17 yıllık bir ‘‘milli şef’’ döneminden sonra, kendi içinde sayısız grubun sürekli devinim halinde olduğu Beşiktaş camiası açısından demokratik olgunluğu kanıtlama sınavıydı da. Kongre, siyasi parti kongrelerinde rastlanmayan ölçülerde bir demokratik yarışa sahne oldu ve iki genç aday arasında geçti.Adaylardan biri, henüz 36 yaşında olan kulübün eski genel sekreteri Serdar Bilgili'ydi.Diğer aday, Hasan Arat ise 40 yaşındaydı. Beşiktaş basketbol takımında 5 yıl oynamış olan Arat da camiada Bilgili gibi sevilen bir isimdi.Tam 6090 delegenin oy kullandığı seçim sonucunda Serdar Bilgili 2549, Hasan Arat 2327, Nevzat Demir 762 ve Mehmet Kazancı 452 oy aldılar.Bilgili 222 oy farkla Beşiktaş'ın 39. başkanı oldu. İLK HAYAL KIRIKLIĞIArtık Beşiktaş'ta kabuk değiştirme sürecine girilmişti. Bilgili, 2000-2001 sezonu başında yaptığı transferlerle futbol takımını büyük ölçüde yeniledi. Takımın başına da Avrupa'nın en önemli teknik direktörlerinden Nevio Scala'yı getirdi. Ancak bütün iddialı transferlere karşılık, 2000-2001 sezonu Bilgili yönetimi açısından tam bir başarısızlık dönemi oldu.Beşiktaş, Avrupa'da hazmedilmesi kolay olmayan hezimetlere uğradı. Ligde sıradan bir takım kimliği sergiledi. Bu arada, takımın başarısızlığına paralel olarak teknik kadro olduğu gibi değişti. Scala gönderilip, yerine Alman Christoph Daum getirildi. Beşiktaş, geçen sezonu ligde dördüncü sırada bitirdi. Özetle, Bilgili'nin ilk döneminde Beşiktaş seyircisine, taraftarına tat vermedi.Bir bu kadar önemli olan yönetim içinde dinmek binmeyen çalkantıların patlak vermesi, Bilgili ekibi içinden de kopmaların başlamasıydı. Beşiktaş iyi gitmiyordu.Nitekim, Serdar Bilgili de geçen sezon sportif anlamda elle tutulur bir başarı sağlayabildiği iddiasında değil. Bu dönemi şöyle hatırlıyor:‘‘Geçen yıl aralık ayında inişe geçtik. Mart, nisan aylarında dibe vurduk. Scala'nın gidişi, ekonomik krizin patlak vermiş olması, ligdeki başarısızlıklar, hepsi yan yana geldiğinde, bu genelde huzursuzluğun başladığı bir dönemdir’’GEÇİŞ DÖNEMİ YAŞADIKBilgili, buna karşılık aynı dönemde kulübün organizasyonel yapısında kurumsal olarak büyük atılımlar yapıldığını vurguluyor. Bunlar arasında kulübün bilgisayar ortamına geçmesi, şeffaf bir mali yapı getirilmesi, ilk kez internette bir Web sitesinin kurulması gibi değişiklikleri sıralıyor. Bilgili'nin bütün hesaplarını alt üst eden gelişme, en çok üzerinde durduğu Beşiktaş'ın şirketleşmesi projesinin Şubat ekonomik krizi nediniyle hayata geçirilememisi oldu.‘‘Beşiktaş A.Ş.’’nin bütün hazırlıkları tamamlanıp Sermaye Piyasası Kurulu'na başvurulmuş, yapılacak halka arzla önemli bir gelir elde edilmesi hedeflenmişken, 19 Şubat krizi bu hazırlıkların rafa kaldırılmasına yol açtı. Bilgili, ‘‘Biz yine de önemli kurumsal değişiklikler, çağdaş bir kulübe yakışır bir yönetim felsefesi getirdik. Bizden sonra kim gelirse gelsin bu kurumsal yapıyı değiştiremez, olsa olsa ileri götürür’’ diye konuşuyor.Ancak, bu kurumsal değişikliklerin yetmediğini kendisi de kabul ediyor: ‘‘İstediğiniz kadar kurumsal değişiklik yapın. Ama maalesef Türkiye'de kulüplerin başarısı sportif başarıya endekslidir. Bu açıdan yönetim olarak geçen yıl başarısız bir çizgi çizdiğimiz söylenebilir. Ama gerçekleştirdiğimiz projelerin Beşiktaş için önemi de kabul edilmelidir’’Bilgili, ‘‘Bir geçiş dönemiydi...’’ diyerek, şöyle devam ediyor:‘‘16 yıllık Süleyman Seba gibi efsanevi bir başkandan sonra ve kurumsal yapısını değiştirmeye çalıştığımız bir ortamda mecburen bu sıkıntılı dönem atlatılacaktı. Bu benim şanssızlığımdır. Bu dönemde başkanlık etmek gerçekten çok zordu. Bu arada benim fazla demokratik yönetim anlayışımdan kaynaklanan bazı hatalarım da oldu.’’ Başkanlığının ilk döneminde bu hayal kırıklığını yaşayan Bilgili için 2001-2002 sezonunun başlangıcı da pek sevindirici olmadı. Takım, lige birbiri ardına mağlubiyetlerle girdi. Avrupa cephesinde hemen havlu attı.İlk yarının ortalarına gelindiğinde Beşiktaş vasat bir görüntü çiziyordu. Camia huzursuzdu. Bilgili, Mart ayındaki dibe vuruşa benzer bir düşüş dönemine girmişti. Ekim ayı sonunda Denizlispor'la İstanbul'da 3-3 berabere kaldığı maçla kapanan 8. hafta sonunda Beşiktaş ligin sekizincisiydi. Bilgili için tehlike çanları yeniden çalmaya başlamıştı. Sahadaki başarısızlık, başkanlığının son döneminde Bilgili'nin üzerine kara bir bulut gibi çökmüştü. Artık ona 2002 Mart kongresinde ‘‘gidici’’ gözüyle bakılıyordu.Derken, herkesi şaşırtan bir olay meydana geldi. Bu kez devreye giren, Beşiktaş'ın artık oturmuş takımının ekip ruhuyla oynayan futbolcularıydı. Alman teknik direktör Christoph Daum'un hırslı, inatçı kimliğiyle, takımı motive eden, ekip ruhunu seferber eden yönetim anlayışı sonuçlarını vermeye başlamıştı. Beşiktaş, yüksek tempolu bir futbol oynuyor ve her maçı kazanıyordu. Takımın yüksek performansı ile 11. haftada başlayan galibiyet serisi aralıksız tam 7 hafta devam etti, bu arada Fenerbahçe karşısında elde edilen 2-1'lik zafer, oyuncuların moralini zirveye çıkardı.Beşiktaş artık tutulamıyordu. Bu arada, Fenerbahçe ve Galatasaray'ın içine girdikleri türbülans, Beşiktaş'ın işini kolaylaştıracaktı. Sonuçta Beşiktaş, Galatasaray'ın bir maç eksiğinden de yararlanarak ligin ilk yarısını averajla birinci bitirdi ve spor kamuoyunun gündemine oturdu. 2001 bitirken, Türkiye'de en çok tartışılan spor olayı Beşiktaş'ın ligdeki tartışılmaz başarısıydı.Taraftar mutluydu, takımda moral ve özgüven en yüksek düzeyindeydi. Bu noktada Beşiktaş'ta yönetime dönük bütün dengeler birden değişti.Çok değil iki ay öncesinde ‘artık ‘‘gidici’’ gözüyle bakılan Serdar Bilgili, bu kez bir başarı öyküsünün öznesiydi.EN ÖNEMLİ KOZŞimdi ne olacak?Bu soru, özellikle Beşiktaş’ın Mart ayında yapılması gereken kongresi ışığında büyük önem kazanmış durumda. Bilgili'nin en önemli kozu, Beşiktaş'ın kazandığı yüksek zemin. Mevcut istikrarını bozmadığı, yakaladığı havayı koruyup pekiştirdiği takdirde, özellikle Fenerbahçe ve Galatasaray'ın çalkantılı durumları da dikkate alındığında, Beşiktaş'ın şampiyonluk şansının yüksek olduğunu herkes teslim ediyor. Takım aynı çizgiyi ikinci yarıda mart ayına kadar sürdürürse, Bilgili'nin kongreye kendisi için çok elverişli bir konjonktürde gireceği aşikar. Bir başka deyişle, konjonktür muhalefeti silahsızlandıracaktır.Ancak, şu da bir gerçek: Kongrenin yapılması, ister istemez kulübü bir sancılı döneme sokacaktır. Tam bu noktada muhalefetin güçlü ismi Hasan Arat'ın kongrenin ligin bitiminden sonra haziran ayına ertelenmesi önerisini Beşiktaş'ın gündemine sokması, bu hesapları etkileyebilir. Arat'ın ‘‘şampiyonluğun riske sokulmaması’’ gerekçesiyle getirdiği bu önerinin mantığının yabana atılamayacağı bir gerçek. Sonuçta, Beşiktaş'ın şampiyonluk planları büyük ölçüde kongre denkleminin netleşmesini bekliyor. Bu noktada önem kazanan soru, hem yönetim, hem de muhalefetin Beşiktaş'ın çıkarlarını kendi çıkarlarının üstünde tutan bir anlayışla hareket edip edemeyecekleri sorusudur.Bilgili: Başkan 4 yıl için seçilmeliBeşiktaş Başkanı Serdar Bilgili, Mart ayında yapılması beklenen kongrede aday olacak mı? Bilgili, ‘‘Kararsız değilim, ancak ketum olmayı tercih ediyorum. Çünkü camiayı seçim havasına sokmak, gündemine seçimi yerleştirmek istemiyorum şu anda’’ diye söze girdikten sonra ekliyor:‘‘Beşiktaş çok önemli bir dönemece girdi. Bir çok başarıyı yakalama imkanı var. Bunu zedelememek mecburiyetindeyiz. Şu andan itibaren bir seçim havasına girmemiz hem teknik kadro, hem oyuncular, hem de caimia içindeki istikrar açısından çok tehlikeli ve riskli..’’ Bilgili, bu noktada ilginç bir öneri getiriyor ve başkanlığın en az 3-4 yıla uzatılması gerektiğini savunuyor. Şu gerekçeyle: ‘‘İki yılda bir seçim havası kulübün profesyonel yapısında ciddi enkazlara sebep oluyor. Mart ayında göreve geliyorsunuz. Nisan, mayıs derken lig bitiyor. Kulübe alışmadan transferin içine giriyorsunuz. Bir sonraki sene tecrübe kazanma dönemi olarak geçiyor. Tam o tecrübeyi kazandığınızda tekrar seçime giriyorsunuz. O yüzden görevin en az 3-4 yıllık olması lazım.’’ Hasan Arat: Haziranı bekleyelimBeşiktaş'ta muhalefetin en güçlü ismi olarak görülen Hasan Arat, dün Serdar Bilgili'ye yaptığı öneriyle Mart kongresinin haziran ayına ertelenmesini istedi.Peki, Bilgili yönetimi bu öneriyi kabul etmezse ne olur?Arat, ‘‘O zaman aynen devam ederim. Seçim ayrı bir patikadır. O benim hakkım. Her üyenin hakkı. Tabii aday olurum’’ diye karşılık veriyor.Ancak Arat, ısrarla takımın şampiyonluk şansının etkilenmemesi için kongrenin Haziran ayına ertelenmesini savunuyor.Bu öneri kabul görmez ve kongreye gidilirse Arat'ın başarı şansı ne?‘‘Ben kongrede 220 oyla kaybettim. Benim oylarımda bir erime olmadı. Türkiye genelinde çok ciddi bir çalışma içindeyim. Bütün Türkiye'yi dolaştım, 2 bin kişiyle görüştüm. Bunların çoğu bana oy vermemiş insanlardır. 'Yanlış yaptım, özür dilerim' diyen insan sayısının haddi hesabı yok. Ama Beşiktaşlı, şu an ligdeki durum nedeneyle eğlenmek, coşmak istiyor, o nedenle bu konuda susuyor. Ama bu insanların yönetimden çok rahatsız oldukları da bir gerçektir. Yönetim geçen yıl çok başarısız bir performans sergilemiştir. Bu tartışılamaz’’ diyor.Arat, Bilgili ile kozlarını Haziran ayında paylaşmak istiyor: ‘‘Şu anda ben de Beşiktaş'ı büyük bir zevkle izliyorum. Ben de şu an seçim kulislerine girilmesini doğru bulmuyorum. Nasıl bugün Türkiye'de erken seçim yapılmaması gerekiyorsa, nasıl belli bir istikrar olması gerekiyorsa, Beşiktaş'ta da bu nedenle kongre haziran ayına kalmalıdır’’YARIN: FUTBOLCULAR ANLATIYOR
Bunları da Beğenebilirsiniz
İlişkili Haberler