"Mehmet Y. Yılmaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Y. Yılmaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Y. Yılmaz

Şimdi hedef Anayasa Mahkemesi

ABD’nin ünlü Türkiye uzmanlarından Prof. Henri Barkey, “Kürt açılımı” ile ilgili olarak atılacak adımlara karşı en büyük tehlikenin Anayasa Mahkemesi olduğunu söyledi.

Barkey, hükümetin Kürt açılımı çerçevesinde düşündüğü reformların “Anayasa’da revizyon, kültürel adımlar ve yerel yönetimlere daha fazla yetki gibi ayaklarının bulunduğunu” söylüyor. Ve Anayasa Mahkemesi’nin bu reformlar için ayak bağı olabileceğini belirtiyor.

Bunun demokratik bir hukuk devletinde nasıl bir sorun olduğunu anlayamadım.

Anayasa Mahkemesi, kanunların Anayasa’ya uygunluğunu denetliyor.

Açılım çerçevesinde çıkarılacak kanunlar, Anayasa’ya uygun olduğu sürece nasıl bir tehlike olabilir ki?

Ya da açılım çerçevesinde Anayasa değiştirilecek ise, bu Anayasa’nın “Değiştirilemez” dediği temel ilkelerini etkilemiyorsa Anayasa Mahkemesi nasıl ayak bağı olabilir ki?

Barkey’in bu açıklamasının bir tür “işaret fişeği” olduğunu düşünüyorum.

Şimdi hep birlikte göreceğiz ki yandaş medyada Anayasa Mahkemesi’ne karşı bir süredir askıya alınmış gibi görünen savaş yeniden açılacak.

Asıl amaç, bu kez “Kürt açılımı” kılıfına sarılmış olarak karşımıza çıkarılacak.

Güçler ayrılığı ilkesinden de kurtulan Recep Tayyip Erdoğan’ın önünde direnecek hiçbir güç kalmayacak.

O zaman demokrasiye de elveda diyeceğiz, her türlü açılım söylentisine de!

‘Adil Ticaret’ artık yükselen değer

YILLAR önce Londra’da girdiğim bir kahve dükkânında üzerinde “Fair Trade” (Adil Ticaret) yazan bir afiş görmüş, ne anlama geldiğini sormuştum.

Gelişmekte olan ülkelerde küçük çiftçilerin haklarını gözetme esasına dayanan, çocuk işçi çalıştırılmasına karşı çıkan bir sistem olduğunu öğrenmiştim.

Dün Almanya’nın Sesi Radyosu’nda bu konuyla ilgili bir haber dinledim.

Ekonomik krizde, birçok işletme satış kaybı yaşarken, “Adil Ticaret” sözleşmesine uyan işyerlerinin ciroları geçen yıla göre yüzde 40 civarında artmış bulunuyor.

Adil Ticaret ürünü olan kahveye olan talep yüzde 13, meyve sularına olan talep ise yüzde 80 oranında artmış.

Alman tüketicilerinin yüzde 44’ü şu ana kadar en az bir kere “Adil Ticaret” yapma sözü veren işyerlerinden alışveriş yapmış.

Alman Adil Ticaret Forumu’nun araştırması, Alman tüketicilerin böylelikle “son derece yararlı bir eylemde bulunduklarını” düşündüklerini ortaya koyuyor.

Tüketiciler bu tür ürünleri tercih etmelerinin nedenini “Kalkınmakta olan ülkelerdeki insanları destekleyebilmek, üretimde çocukların çalışmadığından emin olmak ve küçük çiftçileri korumak” olarak açıklıyorlar.

Türkiye’de Adil Ticaret sözü veren bir işletme bulunup bulunmadığını bilmiyorum.

Olsaydı, herhalde bunu işyerlerine asacakları afişler ile duyururlardı.

Radyoda bu haberi dinleyince bunu sizlerle paylaşmamın yararlı olacağını düşündüm.

Türkiye’de de satın aldığı ürünün, üretimi sırasında çocuk işçilerin çalıştırılmadığından ve küçük üreticilerin kazıklanmadıklarından emin olmak isteyen, çevreye dost ürünler tüketmeye hazır bir tüketici kitlesi eminim ki vardır.

İşadamlarına duyurmuş olayım.

Kaçan canını kurtarır!

“DİNİ itikada uymuyor” diyerek camilerdeki pisuvarların kaldırılmasını emreden Ordu Valisi, meğerse gerçek bir cevhermiş!

Ordu Valisi Ali Kaban, söylev ve demeçlerini internette yayımlayarak herkesin faydalanmasına çabalayan bir bürokrat!

DHA’nın haberine göre son kararname ile tayin edilen vali yardımcısı ve kaymakamlara hitaben yaptığı konuşmada yumurtladığı cevherleri kaçırmanıza gönlüm razı olmadı.

Vali Bey şöyle diyor: “Çağdaş uygarlık gibi saçma sapan kavramları söylemeyeceğim.”

Bence de iyi söylemiş. Aklı yüzlerce yıl önceki uygarlıklarda donmuş kalmış birisi için yakışık almayacak bir tutum olurdu.

Bakın, yeni atanan kaymakamlara verdiği tavsiyeye: “Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir!”

AKP iktidarında “demokrasi boncuğu” bulan “liberal aydınlar” bakalım bu işe ne diyecekler?

Hani “ceberut devlet” dönemi geride kalmıştı?

Ortaya çıkıyor ki Ordu’da ayakta ihtiyaçlarını gidermeye çalışan erkekleri bekleyen sıkı bir sopadır, ben uyarmış olayım! Öyle yapacaksanız da evinizde yapın, Vali Bey görmesin!

AKP iktidarında memleketin valilerine de bir haller olmuş demek ki.

Bolu Valisi politika yapıyor, Burdur Valisi Başbakan’ın oğlunun tezkere sevincini paylaşıyor, Ordu Valisi asıp kesmeye hazır durumda!

Hükümet çok memnun olmalı ki hepsi görevlerinin başında tam gaz icraatlarının içindeler.

Bu durumda vatandaşa tavsiyem şu: Civarda vali filan görürseniz, kaçın canınızı kurtarın!

NOT: Ordu Valiliği, bu yazıya konu olan sözlerin de yer aldığı konuşmayı çıkan haberler üzerine dün sitesinden kaldırdı.

X