Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Şimdi de Avusturya...

    Hürriyet Haber
    30 Eylül 2005 - 00:00Son Güncelleme : 30 Eylül 2005 - 00:01

    ÖNCEKİ gün bir televizyon programındaki konuşmacı, ‘Bizi Türkiye’nin birliği ile Avrupa Birliği arasında seçme yapmaya zorlamasınlar’ diyordu.Gerçekten Avrupa Birliği (AB) yerli yersiz zorlamalarıyla insanlarımızı çileden çıkarmaya daha şimdiden başladı. O yüzden insanlarımızı ‘Bunlar bizim birliğimize göz diktiler’ diye düşündürüyorlar.İşte o sinir savaşının son perdesini bugünlerde yine oynamaya başladık.Avusturya var ya, hani Çakal diye bilinen Ilich Ramirez Sanchez isimli meşhur teröristin 1975 yılında Viyana’da yapılan bir OPEC (Petrol İhraç Eden Ülkeler) toplantısını basıp 11 bakanı rehin alması üzerine, onunla pazarlığa oturup her istediğine evet diyen Avusturya... İşte o Avusturya şimdi Türkiye karşısında efelenip duruyor:Türkiye, Avrupa Birliği’ne üye olmak için gerekli kriterlere sahip değilmiş. Türkiye’ye en çok ‘imtiyazlı ortaklık’ verilebilirmiş. Oysa o mesele geride kaldı. Geride kaldığı da geçen yılın 17 Aralık tarihinde Avrupa Birliği zirvesinin ‘Evet, Türkiye Avrupa Birliği’ne üye olmak için gerekli ön şart olan Kopenhag kriterlerini yerine getirmiştir’ şeklindeki kararıyla kesinleşti. O kararın altında Avusturya’nın da imzası var.Dahası... Avusturya, 1999 Aralık ayında yapılan ve özetle, ‘Türkiye eğer Kopenhag kriterlerini yerine getirirse, kendisinin karşısına hiçbir yeni koşul çıkarılmayacak ve diğer ülkelerin üye olması için uygulanan müzakere metodundan farklı bir muameleye maruz bırakılmayacaktır’ diyen AB zirvesinde de vardı ve o kararı kabul etmişti.Şimdi başta Avusturya olmak üzere AB ülkeleri veya Avrupa Parlamentosu hangi gerekçeyle karşımıza ‘(Güney) Kıbrıs’ı tanımazsanız üyelik müzakereleri bundan etkilenir’ diye çıkıyorlar?Helsinki’de yapılan Aralık 1999 zirvesinde, AB’nin dönem başkanlığını yürüten Finlandiya Cumhurbaşkanı tarafından ‘Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üye olmasıyla Kıbrıs sorunu arasında bir ilişki kurulmayacağı’, Başbakan Ecevit’e gönderilen bir mektupla taahhüt edilmemiş miydi?Doğrusu AB ile yürüttüğümüz bu muhabbeti insan açıklayamıyor:Türkiye’nin elinde biliyorsunuz 1960 tarihli Londra-Zürih anlaşmalarının verdiği bir veto yetkisi vardı. Buna göre Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin (veya bunlardan birinin) üye olmadığı bir uluslararası örgütlenmeye (Güney) Kıbrıs’ın üye olabilmesi, bu ülkelerin (örneğin Türkiye’nin) onayına bağlı idi.AB bilindiği gibi Kıbrıs’la tam üyelik müzakerelerini Tansu Çiller’in başbakanlığı döneminde başlattı ve biz de o veto hakkımızı kuma gömdük.Ama şimdi Rumlar koskoca Türkiye’yi ‘AB ile ilişkilerinizde istediğim zaman veto hakkımı kullanırım’ diye tehdit ediyor ve biz katlanıyoruz.Dahası... ‘Rumlar NATO’ya girmek isterse orada biz veto hakkımızı kullanmayacak’mışız.Yani veto yediğimiz yetmiyor bir de kul köle olmamız gerekiyormuş.Avusturya’yı yönetenlerin asil vicdanı biraz da bu haksızlıklarla ilgilenmelerini gerektirse iyi olmaz mı?
    Etiketler:

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı