"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Şimdi biz emparyalist mi olduk

HÜRRİYET yazarı İsmet Berkan’la aramızda gizli bir polemik sürüyor.

Gizli, çünkü bunu ikimizden başka kimse bilmiyor.
Polemik, telefonlarda sürüp gidiyor.
Konu şu:
İsmet Berkan hafta başında Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun Suriye politikasını desteklemek için bir yazı yazdı.
Telefon açıp, “Çok zoraki bir yazı olmuş. Mecburen yazılmış gibi duruyor” dedim.
Yazıda iki temel tez savunuluyordu:
BİR: Türkiye’de fert başına düşen gelir 10 bin doları geçmiştir. Bu da ona “büyük devlet” olarak davranma hakkını vermektedir.
İKİ: Türkiye’nin büyüyen ekonomisi nedeniyle enerji ihtiyacı artmıştır.
Dolayısıyla, sınırındaki enerji kaynaklarının bulunduğu bölgeye ilgisiz kalamaz.
YANİ BİZ PETROL İÇİN Mİ SURİYE’DEYİZ
Yazıyı okuyunca kafam karıştı.
Ben Suriye politikamızın “insani” nedenlerine ve bu ülkeye demokrasinin gelmesi idealine dayandığını sanıyordum.
Başbakan’ın da, Davutoğlu’nun da Arap Baharı’na olan desteğini dile getirirken sık sık “Biz öteki ülkeler gibi bu ülkelerin petrol kaynaklarına sahip çıkmak için destek vermiyoruz” demelerini hatırlıyorum.
Şimdi İsmet’in “10 bin doları geçtik. Enerjiye ihtiyacımız var. Yani Kuzey Irak ve Suriye’ye ilgisiz kalamayız” tezi ister istemez kafamı karıştırdı.
Ee hani nerede büyük harflerle yazılmış “Suriye demokrasisi...”
Desteklediğimiz “yeni demokratların” daha iktidara gelmeden, yakaladıkları postane memurlarını, damlardan canlı canlı fırlattıklarını gördükçe, Berkan’ın tezinin doğruluğuna inanmaya başladım.
Desteklediğimiz bu insanların demokrat olması mümkün olmadığına göre, amacımız herhalde petrol...
İsmet Berkan dün bir yazı daha yazdı.
Yazının başlığı şöyle:
“Kafamızı karıştıran soru: Türkiye emperyalist mi oldu?”
“Türkiye’nin, bize kitaplarda öğretildiği biçimde bir emperyalist politika yürüttüğünü” söylüyor.
İddiası da şu:
“Eğer Türkiye, Suriye’yi İran’dan koparabilirse, bu ülkenin İsrail’le ilişkilerini düzeltmesine yardımcı olabilir.”
Allah aşkına Arap Baharı’nda iktidara gelen hangi Müslüman kardeş, İsrail’le daha iyi ilişki kurdu?
“Allahuekber” gibi, İslam’ın en ortak seslenişini, yargısız infazın fon müziği haline getiren bu insanlarla mı İsrail’i konuşacaksınız?
Onlar mı bu bölgeye barış ve serbest ticareti getirecek?
Yazısının sonunda, bizim kuşaklar açısından en trajik soruyu soruyor:
“Okul kitaplarımız mı doğruyu söylüyordu, bugünün dünyasının gerçekleri mi?”
O zaman gel, “bugünün gerçeklerine” bakalım.
Yani dünya, İkinci Dünya Savaşı öncesi “lebensraum” (yaşama alanı) psikolojisine mi dönülüyor?
Fert başına geliri 10 bin doları geçen her ülkeye, otomatik olarak, komşudaki rejimi devirme hakkı mı veriliyor?
BAKANIN OYNADIĞI KUMARI KAZANMA ŞANSI YÜZDE KAÇ
Gizli polemiğin dün sabahki epizodunda, “Berkan, Davutoğlu bir kumar oynuyor ve bu kumarı kazanma ihtimali hiç de düşük değil” dedi.
Bunu ben de kabul ediyorum.
Ama kumar neyin üzerinden oynanıyor ve iddia ne?
Benim cevabım şu:
Türkiye üzerinden oynanıyor ve tek iddia var:
“Beşar Esad’ın kellesini almak...”
İyi de ondan sonra ne olacak?
Haa o mu? O tali mesele...

Tam bu sırada ‘Lawrence of Arabia’ geri dönüyor/images/100/0x0/55ea57eff018fbb8f879c779

TARİHİN TEKERRÜRÜ Ortadoğu tam anlamıyla Birinci Dünya Savaşı öncesine dönerken, sinema dünyasında çok ilginç bir gelişme var.
Lawrence of Arabia filmi yeniden çekiliyor.
Geçen defa Peter o’Toole’un oynadığı rol Robert Pattinson’a teklif edildi.
ORTA-DOĞU’NUN İYİ VAMPİRİ Pattinson “Alacakaranlık” filminde iyi bir vampiri oynamıştı.
Şimdi Lawrence rolünü nasıl oynayacak merak ediyorum.
Ortadoğu’nun iyi vampiri mi, yoksa kötü vampiri mi olacak?
*   *   *
ALDATILMIŞ LAWRENCE Bu rol Pattinson için iyi olacak. Çünkü son günlerde başı Amerikan magazin basını ile fena halde dertte.
“Alacakaranlık” filmlerinde birlikte oynadığı Kristen Stewart’la büyük bir aşk yaşıyordu. Ancak Stewart’ın evli bir yönetmenle ilişkisinin bulunduğu ortaya çıkınca, gözler ona çevrildi. Ona biraz da aptal muamelesi yapılmaya başlandı.
*   *   *
YOLA ÇIKMIŞ KADIN Kristen Stewart bu arada Jack Kerouac’ın “On the road” (Yolda) romanından yapılan filmde oynadı.
Yani entelektüel olarak sınıf atladı.
Lawrence of Arabia da Robert Pattinson’a aynı etkiyi yapabilir.
*   *   *
NEVE ŞALOM HATIRASI 1999 yılında Türkiye’de sinagogları basarak onlarca kişinin ölümüne neden olan Türk El Kaideci Halep’te öldürülmüş.
Özgür Suriye Ordusu için savaşıyormuş.
Elindeki silah nereden gitmişti merak ediyorum.
Bir de şunu merak ediyorum. Özgür Suriye Ordusu’nun içinden daha hangi “demokratlar” çıkacak.
*   *   *
BİR DE O GELİRSE Batı sinemasının eskinin büyük filmlerine dönüşü beni korkuttu.
İster misiniz, bir sivri akıllı da Silivri zindanlarından esinlenip, “Geceyarısı Ekspresi”ni yeniden çevirmeye kalksın...
Zaman öyle bir zaman ki...
Vallahi şaşırmam...

X