"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Silivri-Bastil

YARIN Silivri’de olacağız derken aklıma Bastil geldi... Tarihte Yeniçağ’ın kapanmasına, Yakınçağ’ın başlamasına neden olan 1789 Fransız Devrimi hakkında hepimiz az-çok bilgi sahibiyiz.

Fransız Devrimi’ne kadarki süreçte, halkın üzerinde kralın, sarayın, soyluların, toprak sahiplerinin acımasız bir baskısı vardı. Bir gün halkın kendilerine başkaldıracağından korkan bu kesim, gitgide baskısını artırmıştı. Gücü elinde bulunduran kral, soylular, toprak sahipleri ayrıcalıklı konumlarını sürdürebilmek için ‘Artık yeter’ diyen herkesi alıyor, o devirde dünyanın en önemli zindanı sayılan Bastil Hapishanesi’ne kapatıyordu. Fakat artık ok yaydan çıkmıştı. Hiçbir baskı ve zulüm, yalan vaatler halkı sakinleştirmeye, durdurmaya yetmiyordu.

Gün geldi çattı ve 1789’da halk ayaklandı, ilk önce aydınlanmadan yana, baskı ve zulümlere direnen insanların kapatıldığı o ünlü Bastil zindanının duvarlarını yıktı ve haksız yere tutuklanan insanlar özgürlüğüne kavuştu, feodal düzen yerle bir oldu, toprak asıl sahiplerinin eline geçti. Aydınlanma Çağı da dediğimiz bu devrim, demokrasinin gelişmesine ve yaygınlaşmasına yardımcı olmuştur.

Bugün Türkiye’de yaşanan da işte budur.

Bugün Türkiye’deki haksızlıklar karşısında sesini çıkartmayanlar, yarın sıranın kendilerine gelmeyeceğini mi sanıyorlar? Bugün susanlar, yarın yanıldıklarını gördüklerinde iş işten geçmiş olacak.

Herkes 13 Aralık’ta (yarın) Silivri’de olmalı.

‘Milli Anayasa Platformu’ kurucularından Hüsamettin Cindoruk, 13 Aralık Silivri çıkartması için, “Ben de o gün Silivri’de olacağım. Bu eylemler bir günle sınırlı kalmamalı. Orası Guantanamo’dur. Bu dava siyasi bir davadır” diyor.

Mısırlı Araplar, Hüsnü Mubarek’i devirinceye kadar Tahrir Meydanı’nı terk etmemişlerdi. Bugün de yeni faşist Mursi’yi devirmenin mücadelesini veriyorlar. Umarım Silivri, demokrasinin yeniden yeşermesi, hukukun işlerlik kazanması ve haksızlıklara son verilmesi için bir Tahrir, bir sembol olur.

Sefer ÇETİNKAYA
Eğitimci, araştırmacı, yazar

Suriyeli isyancılar

GAZETELERİMİZ bu gelişmeleri nasıl kaçırdılar acaba?

İstanbul-Gaziosmanpaşa’daki Şafak ve Gaziosmanpaşa hastanelerinde Suriyeli isyancılar bakım ve tedavi altındadır. İsyancılar zaman zaman Gaziosmanpaşa Meydanı’na çıkıp gezinmektedir. İsyancıların dışarıdaki bu gezinmeleri sırasındaki pervasız tavırları insanlarımızı rahatsız etmektedir.  Adnan PELVANLAR

İklim görüşmelerinin özeti:

Tutulmayan sözler ve kirletmeye devam

BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 18. Taraflar Konferansı, 26 Kasım-08 Aralık tarihleri arasında Katar’ın başkenti Doha’da gerçekleştirildi. TEMA Vakfı, Taraflar Konferansı’nı, Genel Müdür M. Serdar Sarıgül ve Çevre Politikaları Koordinatörü ve İklim Projeleri Sorumlusu Gökşen Şahin’in katılımıyla başından sonuna kadar takip etti.

Bilimin tavsiye ettiği sera gazı azaltım seviyelerine ulaşmamız neredeyse imkânsız görülüyor.

195 ülkenin taraf olduğu Taraflar Konferansı’nı değerlendiren TEMA Vakfı Genel Müdürü M. Serdar Sarıgül, Doha’da gerçekleştirilen iklim müzakerelerinin ‘tutulmamış sözler’ ve ‘kirletmeye devam’ olarak özetlenebileceğini söyledi. Sarıgül şöyle devam etti:

“Bu durum yalnızca politik iradeyi ve azaltım hedeflerini geciktirmeye yarayacak. Böyle devam edersek, bilimin tavsiye ettiği sera gazı azaltım seviyelerine ulaşmamız neredeyse imkânsız görünüyor.”

Gökşen Şahin de bağlayıcı nitelikte yeni bir anlaşmanın oluşturulması ve bu anlaşmanın 2015’te imzalanarak, 2020’de yürürlüğe girmesi gerektiğini belirterek şöyle dedi: “Türkiye sera gazı salımları için mutlak azaltım hedefi koymalı ve yeni bağlayıcı bir anlaşmanın oluşturulması sürecinde etkin rol oynamalı. Bu hedef, iddialı enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji hedefleri ile desteklenmeli, bu alanlara yatırım artırılmalı.

Paralimpik oyunlarının anlamı

TEKERLEKLİ Sandalye Basketbol Süper Ligi’nde, Galatasaray ile Beşiktaş arasında oynanan ve taraftarların çıkardığı olaylar karşısında hemen akla 6222 sayılı ‘Sporda Şiddet Yasası’ ve yönetmeliğin çıkarılması geliyor.Yavuz Kocaömer, Türkiye Engelliler Spor Yardım ve Eğitim Vakfı’nın kurucu başkanı... Kocaömer 16 yıldır kendisini engelli canlara adamış, onların spor yapması için didinip duruyor. Duygulara derman oluyor. Tekerlekli sandalye için kapı kapı dolanıyor. Anadolu’da gitmediği yer yok gibi...

Türkiye Paralimpik Komitesi’yle engellilere olimpiyatların yolunu açan da  Kocaömer...

Hafta sonu olanlar karşısında üzülüyor. “1997’de Türkiye Engelliler Spor Federasyonu Asbaşkanlığı’nı yaptım. 2002 de Milli Paralimpik Komitesi’ni kurdum.
Çünkü, Paralimpik olmadan olimpiyat oyunları yapılamıyor. Biz de olimpiyatlara adayız ya... Ama Paralimpik takımının ne olduğunu bilen kaç kişi var?”

Bu sporcular haklarında yapılan ‘acıma’ ve ‘merhamet’ duygusunu öne çıkartan kişilere tepkili: “Ben de buna karşı diyorum ki, bunun acıma ve merhametle ne ilgisi var? Yapılan bir spor... Futbol, basketbol gibi... Böyle dendiğinde hemen 2. sınıf vatandaşlığa itiyorsunuz onları... Sorunları var ama onlar da bizim gibi insan. Acıma duygusunu getirmek çok çirkin. İslam dininde de böyle bir şey yok.” Bu son olay dilerim, Paralimpik oyunlarının ne olduğunu kamuoyuna öğretir.
Her şey bir hayır getirir.

X