Dünya Haberleri

DÜNYA

    Şili'de rövanş

    Hürriyet Haber
    17 Ocak 2006 - 00:00Son Güncelleme : 17 Ocak 2006 - 00:09

    Latin Amerika’nın en muhafazakar ülkelerinden sayılan Şili’de halk, sosyalist, agnostik ve üç çocuğunu tek başına yetiştirmeye çalışan bir kadını devlet başkanı seçti. Şilililer, devlet başkanlığı koltuğuna ülkenin en zengin adamlarından Pinera’yı değil, cunta döneminde hapiste işkenceden ölen generalin kızı Michelle Bachelet’i oturtmayı tercih etti.

    BOŞANMANIN henüz 2004 yılında serbest kaldığı, kürtajın hálá yasak olduğu Latin Amerika’nın en muhafazakar ülkelerinden biri olan Şili’de seçmen cesur bir karar alarak sıradışı bir politikacıyı devlet başkanlığına taşıdı. Seçmen, başkanlığı "Kadınım, eşimden ayrı yaşıyorum, agnostik ve sosyalistim, yani tüm musibetleri üzerimde topluyorum" diye espri yapan Michelle Bachelet’e emanet etti.

    Zafer konuşmasında "Zor bir hayat yaşadım, ama kimin hayatı kolay ki" diye seçmene hitap eden Bachelet gerçekten de çalkantılı bir hayatın başrol oyuncusu oldu. 1973 yılında General Auguste Pinochet, Sosyalist Salvador Allende hükümetini darbeyle devirdiğinde Şili Hava Kuvvetlerinde general olan babası Alberto Bachelet, sosyalistlere desteğinden ötürü "vatana ihanetle" suçlanıp tutuklanmıştı. 22 yaşındaki tıp öğrencisi Michelle Bachelet de, 1975 yılında antropolog annesi ile birlikte gözaltına alınmış ve diktatörlük döneminde ülkenin başlıca işkence merkezlerinden biri olarak tanınan Villa Grimaldi’de tutulmuştu. Avustralya’ya sürgüne giden, bunun ardından bir süre Doğu Almanya’da yaşayan Bachelet, yıllar sonra Şili’ye dönebilmişti.

    "Bachelet: Resmi olmayan hikayesi" isimli kitabın yazarı Andrea Insunza, "Michelle Bachelet, darbe sonrasında en çok acı çeken jenerasyondan geliyor. Hapse atılan, öldürülen, işkence gören ya da sürgüne yollananlar bu gruba mensuptu, bu nedenle diyorum ki, bu zafer tarihin mağlup olduğunun göstergesidir" yorumunda bulunuyor.

    Yıllarca doktorluk yaptıktan sonra siyasete atılan Bachelet, 2000 yılında sağlık bakanı, iki yıl sonra ise ülkenin ilk kadın savunma bakanı oldu. Eşinden ayrı yaşayan, iki ayrı ilişkiden üç çocuk sahibi olan Bachelet’nin ülke nüfusunun yüzde 70’nin Katolik olduğu Şili’de dini inancı olmadığını itiraf etmesi de halkın değişim arzusuna ket vurmadı. Halk, devlet başkanlığı koltuğunu ülkenin en zengin adamlarından olan muhafazakar milyarder Sebastian Pinera’ya teslim etmektense yoksul annelere çocuk yardımı, kabinede eşit temsil vaadeden bu cesur kadına bırakmayı tercih etti. Siyasi gözlemcilere göre 1973 yılından itibaren 17 yıl boyunca Pinochet’nin demir yumruğu altında ezilen Şili halkı, nihayet değişime hazır olduğu mesajını verdi.

    Bachelet’nin oyların yüzde 53’ünü almasının ardından mağlubiyeti kabul eden Pinera, kadın rakibini kutlarken, Bachelet’nin agnostik olmasına da gönderme yapmaktan kendini alıkoyamadı ve "Tanrı Michelle Bachelet ile ulusumuzu kutsasın" dedi.

    Babam benimle gurur duyardı

    27, 22 ve 13 yaşlarında üç çocuk sahibi olan 54 yaşındaki çocuk doktoru Bachelet, iki yıl önce Hürriyet muhabiri Emel Armutçu’nun sorularını yanıtlamış ve siyasi hayatta gösterdiği başarıyla ilgili olarak, "Babam bugün yaşasaydı, benimle gurur duyardı" demişti.

    Sürgünden döndükten sonra pediyatri alanında ihtisas yapan, cunta döneminde kayıplar ve işkence mağduru çocuklarla ilgilenen sivil toplum örgütleriyle çalışan Bachelet, özetle şunları söylemişti:

    BOŞANMA YASAĞININ KALKMASI

    "Artık çiftlerin ikisi de istiyorsa, boşanma bir yıl içinde gerçekleşecek. Kürtaj hálá yasak. Katolik kilisesinin de ciddi muhalefeti var. Ben Şili’de ’ertesi gün hapı’nın kullanılmasını sağlayan kişiyim. Kadınların durumu Şili’de son on yıldır değişti, daha önemli yerlere geldiler."

    ŞAHİN DE OLURUM

    "30 yıl önce çocuk doktoru olmak istiyordum. Ama eğitimimi babam gibi silahlı kuvvetler üzerine sürdürmeye karar verdim. Daha çok askerlerle siviller arasındaki ilişkileri dengelemeye yönelikti ilgim. Çünkü çok acı çektim, asker kızıyım ve asker babamı kaybettim. Ayrıca savunma meseleleri sadece askerlerin değil, sivillerin de işi olmalı. Tabii ki barışçı bir insanım. Savunma bakanlarının görevi barışı sağlamaktır. Ama bu mümkün değilse, ülkenize karşı tehditler oluşursa, tabii ki caydırma politikaları da uygularsınız, şahin olursunuz yani!"
    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı