"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Silicon Vadisi'ne elveda

Ertuğrul ÖZKÖK

New York Times Gazetesi'nin geçen pazar günkü sayısında çok ilginç üç insan hikâyesi okudum.

Aslında üçü de birbiriyle ilgili...

Yazı, California'nın Silicon Vadisi olarak bilinen, teknoloji bölgesinin insanları ile ilgili.

* * *

Bu bölge 1970'li yıllardan bu yana, dünyanın teknoloji merkezi olarak biliniyor.

Bilgisayar teknolojisi ve üretiminin merkezi olan bu bölge, Amerika'nın ve dünyanın en mükemmel beyinlerini istihdam ediyor.

Şimdi bu bölgenin dâhi kafaları arasında yeni bir trend giderek yaygınlaşıyormuş.

Birinci hikâye, Geoff Goodfellow adlı biriyle ilgili.

Goodfellow, elektronik telsiz mektuplaşma konusunun dâhilerinden birisiymiş.

Yıllarca Silicon Vadisi'nde çalışmış.

New York Times Gazetesi'ndeki fotoğrafına bakıyorum.

Çek Cumhuriyeti'nin başkenti Prag'da bir damın üzerinde poz vermiş.

‘‘Burası dünyanın kültür merkezi ve ben artık burada yaşıyorum’’ diyor.

Silicon Vadisi'nin dâhisi, bütün işlerini bırakıp, gidip Prag'a yerleşmiş.

Artık hayatını burada sürdürüyor.

* * *

İkinci hikâye, Steven Edelman adlı bir başka bilgisayar uzmanı ile ilgili.

O da PC denilen kişisel bilgisayarlar konusunda uzman.

Edelman da Silicon Vadisi'ne eyvallah diyen dâhilerden birisi.

Portland yakınlarında bir orman evine yerleşip hayatını orada sürdürüyormuş.

Üçüncü hikâyenin kahramanı John Walker adlı birisi.

Yaşı 39. Birinci kuşak PC dâhilerinden birisi. 1970'lerde Marinchips adlı bir şirketin kurucuları arasındaymış.

Şimdi her şeyi bırakıp İsviçre Alpleri'nde bir yere yerleşmiş.

Üçü de bilgisayarın ilk dâhi kuşağından.

Üçü de Silicon Vadisi denilen teknoloji Mekke'sinin azizleri arasında yer alıyor.

Üçü de aşağı yukarı aynı yaşta.

Ve üçü de aşağı yukarı aynı yaşlarda hayatlarının en kritik kararlarından birini almışlar.

‘‘Silicon Vadisi'ne elveda...’’

* * *

Gazetede üçünün de hikâyesini büyük bir dikkat ve keyifle okudum.

Üçü de bu meslekten iyi para kazanmışlar.

Şimdi üçü de kendilerine, tamamen kendilerine ait bir hayat yaşıyorlar.

Biri kültürel bir çevreyi, öteki ikisi ise sadece tabiatı seçmiş.

New York Times bu yazının başlığını, ‘‘Silicon Vadisi'ne elveda’’ koymuş.

Gazeteciliğin belki abartılı ama güzel yanlarından birisi budur.

Bazen üç kişiyle başlayan bir şeyi, genel bir trendmiş gibi kamuoyuna sunarsınız.

Bazen haklı çıkarsınız.

Üç kişiyle başlayan bir olay, Castro'nun ünlü Moncada baskını gibi ihtilale dönüşür.

Bazen de trend diye gördüğünüz şeyler bir balon gibi üç günde sönebilir.

Ama önemli değil. Siz en azından bir şeylere dikkati çekersiniz.

Son 20 yılın en önemli olaylarından biri olan bilgisayar devriminin birinci kuşak dâhileri, şimdi kendilerine yeni coğrafyalar arıyorlar.

Hangi coğrafyaları?

Hayatlarının ilk döneminde ıskaladıkları muhitleri.

Prag'ın, Kafka'nın mahallelerini.

Alp Dağları'nın tabiatını.

Yani şahsi hayatları, özel mıntıkaları...

Damek ki dâhiler hayatlarının bir noktasında durup bir muhasebe yapıyorlar.

Bir bilanço çıkarıyorlar.

* * *

Kendi kendilerine sordukları soru tek cümle oluyor: ‘‘Tamam mı, devam mı?’’

Neye tamam, neye devam? Acayip hırslarla sürdürülen anonim, kamusal bir mücadele mi, yoksa ‘‘kendine, sadece kendine ait’’ keyifler ve yaşama tarzları mı?

Dâhilerin bir bölümü ikincisini seçiyor.

Ama kabul edin ki, bu zor olanı seçmektir. Bir gün her şeyi bırakıp, sadece aşka, keyife, hayata dönmek sanıldığından daha zor bir seçimdir.

Ama dâhiler hep zoru seçerler ve çoğu kez doğruyu yaparlar.



X