"Vahap Munyar" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Vahap Munyar" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Vahap Munyar

Silah ruhsatı almak için ziraat odası kurmuşlar

<B>BEYOĞLU</B>’nda hayvancılıkla uğraşan veya toprak işleyen birileri var mıdır?

Ya Şişli’de, Maltepe’de... Yani İstanbul’un göbeğinde...

Veya Ankara Çankaya ile Keçiören’de çiftçiye, köylüye rastlanır mı?

Meğer kısa süre öncesine kadar varmış...

Daha doğrusu İstanbul Beyoğlu, Şişli ve Maltepe’de, Ankara Çankaya ve Keçiören’de birileri çiftçi, köylü gibi görünürmüş...

Bu durumu geçen akşam yemekte buluştuğumuz Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Başkanı Şemsi Bayraktar’dan öğrendim.

Türkiye’de tarımın geleceğini, Avrupa Birliği (AB) müzakerelerinde tarım kesiminin pozisyonunu konuşurken, söz TZOB’da yeniden yapılanmaya geldi...

Bayraktar, 1.5 yıl önce TZOB Başkanlığı’na oturduğunda Birlik’e bağlı Türkiye genelinde 720 ziraat odası varken, bugün bu sayıyı 690’a indirdiğini aktardı ve sordu: ‘Beyoğlu’nda, Şişli’de, Çankaya’da ziraat odası olur mu?’

Masada bulunan arkadaşlarla Bayraktar’ın sorusuna, soruyla yanıt verdik:

‘Peki var mıydı? Açıkcası ne duyduk, ne de rastladık...’

Bayraktar
, devam etti: ‘Vardı arkadaşlar... Kapattığımız 30 oda, tarımla, hayvancılıkla hiç ilgisi olmayan yerlerdeydi... Hepsini kapattım.’

Nasıl olmuş? Çok eskiden kurulup, unutulmuş mu? Beyoğlu’nda, Şişli’de kim neden ziraat odası kurar? Bayraktar’ın yanıtı ilginç: ‘Silah ruhsatı için...’

Nasıl yani? Silah ruhsatı almak için ziraat odası mı kurmak gerekiyor?

Bayraktar, açıkladı: ‘Ziraat Odası meclis üyelerinin silah ruhsatı alma hakkı vardır. Beyoğlu, Şişli, Çankaya gibi odaları bunun için kurmuşlar.’

Bayraktar
’ın anlattığına göre, kasabalardaki en küçük ziraat odasında bile meclis üyesi sayısı 21’den aşağı olmuyor. Yani, her ziraat odasında asgari 21 kişiye rahat şekilde silah ruhsatı alma şansı doğuyor.

TZOB’da yeniden yapılanmayı da kapsayan yasa değişikliği sırasında Şemsi Bayraktar ve ekibi 30 ziraat odasını kapatmayı gündeme getirdiğinde itiraz edenler olmuş. Bayraktar, örnek verdi: ‘Bana 4 yıldızlı otel sahibi olduğunu söyleyen bir arkadaş geldi, ‘Bizim odayı kapatmayın’ dedi. Israr üstüne ısrar, sonunda dayanamadım, ‘Hiç boşuna bizimle uğraşmayın. Eğer fazla üstüme gelirseniz, çete kurmaktan sizi mahkemeye bile verebilirim’ dedim.’

30 ziraat odası kapandı, asgari hesaptan 600 dolayında kişinin meclis üyeliği düştü. Ya silah ruhsatları ne oldu?

Bayraktar, onun da tedbirini almış: ‘Emniyet’e başvurduk, ziraat odası meclis üyeliği vesilesiyle verilmiş silah ruhsatlarının iptalini istedik.’

Bayraktar
ve ekibi elbette sadece bu işe takılıp kalmış değil. TZOB, öncelikle klasik söylemleri bir kenara bırakıp, AB yolundaki Türkiye’ye uygun politikalar geliştiriyor.

Bayraktar, ‘Amacımız Türkiye’de doğru bir tarım politikasının oturtulmasına katkıda bulunmak. Bu doğrultuda hükümetle de çalışırız’ diyor.

TZOB, AB yolunda en zorlu pazarlığın tarımda olacağı bilincinden hareketle, kendine bir ‘Danışma Kurulu’ kuruyor.

Bayraktar, tarımda kullanılmayan potansiyelin 45 milyar doları bulduğunu belirtip hükümete sesleniyor: ‘AB müzakere heyetine bizi de alın.’

Silah ruhsatı almak için Ziraat Odası kurmak artık geçmişte kalmış...

Şimdi, ‘Tarımın AB’ye uyumunda yerimizi alalım’ diyen bir TZOB var... Üstelik, ‘TZOB artık bir siyasi partinin arka bahçesi değil’ tavrı da hakim...

Eğer ‘sözde’ kalmassa, önemli bir değişim...

Atina’dan Kızılay mektubu

ATİNA
’dan ilginç bir Kızılay mektubu aldım. Mektup, ‘Kosta’ imzalı ve ‘Kızılay’da ne işin var, sen de mi soyacaksın’ başlıklı yazımla ilgili...

İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Ruşen Çetin, Kızılay’ın da yönetimine atanmasından sonra çevresinden aldığı tepkileri başlığa koyduğum sözle özetlemiş, kurumun imajını temizlemek için çok çaba harcamaları gerektiğini belirtmişti.

Kendini ‘Kosta’ diye tanıtan okurumun Atina’dan gönderdiği mektup şöyle:’Bendeniz İstanbulluyum. Bizlerden biri olan Marko Apostolidis kurucularındandır Kızılay’ın. Kızılhaç olsaydı, halk kabul edemezdi. Sultana durumu izah etmiş, bundan dolayı Kızılay kurulmuştur. Marko Apostolidis’in kemikleri kimbilir hangi Rum mezarlığında sızlar. Hırsızlar yuvası olmuş demekki Kızılay ne acıdır üstadım.’

Kızılay’ın imajı Atina’daki ‘Kosta’yı bile üzüyor...

Türkiye’ye bu görüntüyü temizlemek düşüyor...
X