Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sıkıntı tahminlerden öteye

YAZININ başlığı açılımda AKP içinde gelinen nokta ile ilgili.<br><br>Bunu son günlerde yaptığım gözlemlere dayandırıyorum.

İşe büyük bir samimiyetle giriştiğini her fırsatta gösteren Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, önceki gün ABD’de, yeniden, “Geri dönüşler askıya alınabilir” diyecek noktaya gelmiş olmasını çok ciddiye almalı.

Sıkıntının boyutunu anlatabilmek için biraz daha geriye, Erdoğan’ın yukarıdaki sözlerinin bir önceki cümlesinde atıf yaptığı günlere dönelim.

Başbakan o cümlesinde, ilk PKK’lı grubun gelişi üzerine Habur’da yaşananlar için, “Arzu edilmeyen bir tablo ortaya kondu” dedi.

KIRILMA ÜSTÜNE KIRILMA

Bu sözlere rağmen Erdoğan’ın, o gün Habur’da olan kamu görevlilerine, işin sorumlusuna neden bir fatura kesmediği hâlâ anlaşılmış değil.

Ancak öğreniyorum ki kendisinin de paylaştığı hisler yetkili her kurulda dile getirilmiş, hem de hiç hafife alınacak sözlerle olmamış.

Söylediğim yetkili kurullara Bakanlar Kurulu da dahil.

Tabii öngörüleceği gibi hedefteki ilk isim İçişleri Bakanı Beşir Atalay.

Atalay’ın süreci yönetim tarzıyla ilgili ciddi eleştiriler var parti içinde.

En büyük eleştiri AKP’deki ilk büyük kırılmayı ortaya çıkaran, “yürekleri çok acıtmış” diyeceğim Habur’daki o görüntüler nedeniyle dillendirilmiş.

“Her şeye hâkimiz” diyen Atalay, sonraki süreçte de eleştiriliyor.

İmralı nedeniyle başlatılan gösteriler, hele hele Serap Eser kızımızın bu gösterilerde yaşamını yitirmesi duygularda yeni bir şok dalgası yaratmış.

Başbakan Erdoğan’ın, yine ABD’de, her fırsatta Serap’ın dramını gündeme getirmesi de aslında bunun bir yansıması.

Bilinsin ki; AKP’de, Habur’dan sonra açılımda ikinci büyük kırılma Serap’ın ölümüdür; çünkü “yürekleri acıtmıştır” yeniden, hem de çok fazlasıyla.

Yedi şehidi anımsatmaya ise gerek yok.

Şunu da aktarmalıyım ki, “yürekler acıdıkça” fatura kesilecek ikinci adres Çankaya Köşkü olacak gibi.

AH DTP VAH DTP

Tabii faturanın sadece içeriye kesildiği sanılmasın; okların büyükleri, özellikle son dönemki performansı nedeniyle DTP’ye fırlatılıyor.

Çünkü DTP’nin açılıma yaklaşımının “bu kadar körükleyici” çıkması şok edici.

Süreçte Ahmet Türk’ün dahi etkisi yok; Habur’da okuduğu bildiriyi kendisi yazmadığı gibi yüzündeki ifade okuduğuna inanmadığının kanıtıydı.

O tablo DTP’de yönetimin İmralı ve Kandil’de olduğunu açıklıyor.

Hukuki terimle, DTP’de Ahmet Türk gibi isimler, “Farik ve mümeyyiz” görünmüyor da denebilir, “Müzayaka hali” var da denebilir; o nedenle, “Özgür iradeyle hareket edemeyen, manevi cebir altında karar verenleri Anayasa Mahkemesi’nin cezai ehliyette göremez” dense yeri.

Şu sıralayacaklarım ise gözlemlerimden çıkardığım sonuçlar:

1- “Böyle açılım olmaz” diyen Murat Başesgioğlu’larının sayısı artıyor.

2- Gösterilerde şiddete yönelik polisiye ve hukuki önlemler sıkılaştırılacak.

3- Atalay, ya “sadece olaylar sonrası tepki gösteren değil, önceden öngörüp tedbir alan bir bakan” olacak, ya da açık hedef haline gelecek.

4- Sınır ötesi bir operasyon beklenmeyebilir; ama Kuzey Irak yönetimi üzerindeki baskılar daha yüksek perdeye çekilecek.

X