Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Sıkıcı eyalet New York'u heyecan verici hale getirdik

    Zeynep BİLGEHAN Fotoğraf: Levent KULU
    22 Ocak 2012 - 00:00Son Güncelleme : 21 Ocak 2012 - 23:18

    George Pataki (66) 1995-2006 arasında tam üç dönem New York Valiliği yaptı. Ardından politikayı bıraktı ama politika onu bırakmadı; 2012 seçimleri için Cumhuriyetçilerin başkan adayı olarak adı geçti. Danışmanlığını yaptığı New York merkezli hukuk firması Chadbourne and Parke'nin İstanbul'daki ofisinin açılışı için Türkiye'ye gelen Pataki'yle New York'tan 2012 seçimlerine kadar pek çok şeyi konuştuk

    New York gibi liberal bir eyalette Cumhuriyetçi olarak üç dönem seçilmeyi nasıl başardınız?

    - Kolay değildi! Kazanmam için Cumhuriyetçilerin oylarıyla beraber bir milyondan fazla Demokrat'ın da oyunu almam gerekiyordu. Çok çalışarak başarabileceğimi biliyordum. İnsanlar kimi zaman kötü giden şeylerin değiştirilemez olduğunu düşünür. Oysa her şey değiştirilebilir! O dönemki New York valisinin yanlış işlerini anlatıp çözüm önerilerimi sundum. Vaatlerimi yerine getirdiğim için de iki kez daha seçildim. Üstelik büyük farkla.

    Bu 12 yıl hem sizin hem de New York eyaleti için nasıl geçti?

    - Çok heyecanlıydı. Benim için bir onur ve ayrıcalıktı. Çok iyi bir ekibim vardı ve bu 12 yılda eyaleti geliştirecek büyük değişikliklere imza attık. Örneğin vergileri düşürdük ama ben görevi bırakırken milyarlarca dolarlık bütçe fazlamız vardı. Suç oranları açısından New York, ABD'nin en tehlikeli eyaletiyken bugün en güvenlilerden biri. Bunun için cezaları ağırlaştıran yüzden fazla yeni kanun çıkardık. Kamu yardımı alarak yaşayanların sayısı azaldı. Çok sayıda yeni yeşil alan yaptık. New York'u sıkıcı ve geriye giden bir eyaletten yeniden heyecan verici bir yere dönüştürdük.

    New York dünyanın başkenti gibi bir yer. Onu bu kadar cazip bir şehir yapan nedir?

    - İnsanlar... New York'ta gerçekten elinizden gelenin en iyisini yapmalısınız yoksa başka biri gelip sizin yerinize yapar! Şehir herkesi çekiyor. Hepsi, hayatlarını ve kariyerlerini ilerletmek için çalışıyor ve büyük bir rekabet var. Bu da müthiş bir enerji yaratıyor. Ben bir taşralı olmama rağmen New York'un enerjisine bayılıyorum.

    VALİLİĞİMİN EN ZOR DÖNEMİ 11 EYLÜL SALDIRISIYDI

    11 Eylül saldırıları valilik yaptığınız dönemde gerçekleşti....

    - Valiliğimin en zor dönemiydi. Çok üzücüydü çünkü kulelerde ölenlerin birçoğunu tanıyordum. Aynı zamanda ilham vericiydi çünkü New York ve ABD'deki insanlar birleşti ve hayatımda daha önce hiç görmediğim şekilde beraber hareket etti. Kuleler yıkılırken önce herkes kaçtı. Sonraysa binlerce kişi kalanlara yardım etmek için enkaza geri döndü. Bütün o felaketten sonra bu birlik görüntüsü bana her şeyin iyi olacağına dair bir güven verdi. O sabah bir anda 100 bin iş kaybettik, 10 milyon metrekare ofis alanı kullanılamaz hale geldi.

    Nasıl bir eylem planı uyguladınız?

    - Hem Belediye Başkanı Rudy Giuliani hem de ABD Başkanı George Bush'la sürekli temas halindeydik. Belediye Başkanı'yla ofislerimizi birleştirdik ve beraber hareket ettik. Bu sayede neyin kimin sorumluluğunda olduğu gibi bürokratik engellere takılmadık.

    Felaketin üstünden 10 yıl geçti. Sizce yaralar sarıldı mı?

    - Bana bazen daha geçen hafta olmuş gibi, bazense üstünden 100 yıl geçmiş gibi geliyor... 11 Eylül hem kendi anılarımda hem de New York'un tarihindeki en önemli olaylardan biri olarak kalacak. Yalnızca aileler için değil; ekonomi için de 11 Eylül'den sonraki dönem çok zordu. Ekonomik gücün tek bir merkezde toplanmaması gerektiğini savunarak tüm şirketler New York'tan ayrılmak istedi. Turistler New York'a gelmediğinden oteller bomboştu, binlerce insan işini kaybetti. Şehrin güvenliği konusunda onları ikna edebilmek için gece gündüz çalıştım. Neyse ki geçen yıllarda New York eski ışıltısını yakaladı.

    DÖRT ÇOCUĞUM İÇİN ADAYLIĞI REDDETTİM

    Uzun yıllar politikada kaldıktan sonra eski mesleğiniz avukatlığa döndünüz. Politikayı özlüyor musunuz?

    - İnsanlar bana şans verdiği için minnettarım ama New York Valisi olmayı özlemiyorum. Fakat ulusal politikaya katkı sağlamak isterdim. Bu yılki Amerikan seçimlerinde Cumhuriyetçilerin başkan adayı olmayı ciddi ciddi düşündüm. Hayatınızın çoğunu kamu hizmetine harcadığınızda ailenize istediğiniz kadar vakit ayıramıyorsunuz. Dört çocuğum var ve bu kararı alırken, Onlara bu durumu yeniden yaşatmak ister miyim diye düşündüm. Hayatlarının odağının babaları olmasını istemedim ve adaylıktan vazgeçtim. Üstelik özel sektörü de seviyorum. Chadbourne and Parke'de çok mutluyum. Kararımdan pişman değilim ama bir yandan da Amerikan hükümetinin son üç yılı çok kötü yönettiğini düşünüyorum.

    Hangi konularda hata yaptıklarını düşünüyorsunuz?

    - Öncelikle ABD ekonomik açıdan şu an çok kötü bir durumda. Başkan Obama tüm sorunları birbirine karıştırıyor. Mesela sağlık reformu... Hem kimse memnun değil hem de kaynak sıkıntısına rağmen bütçeye ağır yük getiriyor. Bunun sonucu özellikle istihdam yaratabilecek küçük işletmeler üzerinde hissediliyor.

    2012 seçimlerini kimin kazanacağıyla ilgili bir öngörünüz var mı?

    - Bence Cumhuriyetçilerin iyi bir şansı var. Ama adayımızın Amerikalıların hayal ve isteklerine cevap verecek biri olması gerek. Başkan Obama seçildiğinde, ben dahil herkese büyük ümit vermişti ama maalesef hayal kırıklığına uğradık. Yönetimde çok bölücü... Çözüm için herkesi bir araya getirmek yerine muhaliflerini dışlayan bir yöntem izliyor.

    IRAK'TA DURUM TRAJİK

    Başkan Obama'nın dış politikasının ne olduğunu bilmiyorum bile! Bence kendi de bilmiyor. Durum trajik... Şu an Irak'ın geleceği için endişeliyim. Irak'ta dengeleyici bir güç olarak kalıp Şiiler, Sünniler ve Kürtler arasında sağlam bir işbirliği oluşturmaya yardım edebilirdik. Şiilerin diğer toplumlar üstündeki baskısından endişeliyim. Amerikalıların çoğunun da böyle düşündüğünü biliyorum. Arap Baharı'ndan sonra Ortadoğu'da çoğulcu demokrasi ve daha dindar yönetim isteyenler arasında sıkı bir rekabet var. Onlara nasıl bir hükümetleri olması gerektiğini söyleyemeyiz ama daha demokratik ve daha az teokratik bir yönetim için bu kurumlara yardım edebiliriz. Türkiye sadece Ortadoğu için değil, tüm dünya için çok önemli bir ülke ve şu an bir ekonomik Rönesans'tan geçiyor.

    RÜZGÂR VE GÜNEŞ ENERJİSİ TÜRKİYE İÇİN ÇOK ÖNEMLİ

    Pataki'nin hukuktaki uzmanlık alanı enerji ve çevre: "Enerji en heyecan verici ekonomik alanlardan biri. Yeni kaynaklardan tutun da nano-solar gibi son teknoloji ürünlere kadar büyük bir değişim yaşanıyor. Büyüyen ekonomisiyle Türkiye'de de enerji için talep giderek artıyor. Rüzgâr veya güneş enerjisi için yatırımlar, boru hatları, verimli enerji üretimi gibi konular çok önemli. Ekonominin büyümesi ve temiz çevre arasında hep bir çatışma olduğu zannedilir ama ikisi zıt kavramlar değil; sinerjikler. Sağlıklı bir havanız olduğunda insanlar orada olmak ister ve ekonominin büyümesine katkı sağlar."

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı