"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Şık ve zarif formül

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli yine beni şaşırtmadı.Bahçeli, Türkiye’nin en enerji yüklü örgütünün başındadır.<br><br>Duygu imparatorluğunun hákimiyeti altındaki bir partiyi yönetir.

Ama Bahçeli "meşruiyet" insanıdır.

Büyük bir duygu imparatorluğu içinde, akıl vahası olarak oturur.

O akıl aynı zamanda, ince bir siyasi zekánın aynasıdır.

Bahçeli, dün Milliyet Gazetesinin Ankara Temsilcisi Fikret Bila’ya verdiği demeçle, bu özelliğini bir kere daha ortaya koydu.

22 Temmuz seçimiyle oluşan Türkiye Büyük Millet Meclisi daha açılmadan, Bahçeli cumhurbaşkanlığı seçimi için gerekli olan nisabı sağladı.

Yani o gün geldiğinde, TBMM Başkanı’na "Gerekli çoğunluğumuz vardır" demekten başka bir iş kalmadı.

Çünkü Bahçeli de gördü ki, bir adayın yolunu kesmek için önüne çıkarılan engeller, insanların vicdanına sığmadığı zaman, o engel bumerang haline geliyor.

* * *

Bahçeli’nin attığı bu adımdan sonra, Abdullah Gül’ün Çankaya’ya çıkmasının önünde artık fiili hiçbir engel kalmamıştır.

Ya psikolojik engeller?

Ha bakın işte o engeller hiç devrilmeden hálá yerinde durmaktadır.

Yani Meclis’in açılışı için mutabakat sağlanmıştır, ama cumhurbaşkanı seçimi için henüz bu mutabakatın olduğu söylenemez.

Gül, henüz sözü edilen "uzlaşmanın" adayı değildir.

Üzerinde uzlaşma sağlanabilir mi?

Neden sağlanmasın?

Ben bu konudaki fikrimi, onun adaylığını açıkladığı ilk günden beri gayet net şekilde yazıyorum.

Sayın Abdullah Gül’ün çok iyi bir cumhurbaşkanı olacağı konusunda hiç şüphem yok.

Hem kişiliği, hem eğitimi, hem başka özellikleri ile gayet iyi bir cumhurbaşkanı olabilir.

Olmalı mı?

Bu benim meselem değil.

Üstelik böylesine belirgin bir seçim zaferinden sonra bunu söylemek de haddime düşmez.

Ama bazı soruları sorma hakkını da kendimde görürüm.

* * *

Mesela şu soru:

22 Temmuz seçimi, Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı referandumu muydu?

Bunu böyle sunmak, her şeyden önce AKP’nin yönetim başarısına haksızlık olurdu.

Cumhurbaşkanlığı seçimi elbette bu seçimin kozlarından biriydi.

A&G şirketinin araştırmasına göre, AKP’ye oy verenlerin 75.8’i, niçin AKP’ye oy verdiği sorusuna "İyi hizmet verdiği için" cevabını veriyor.

Yüzde 51.4’ü Erdoğan için diyor.

Cumhurbaşkanı seçtirmedikleri için diyenlerin oranı yüzde 21.7.

Dolayısıyla bu bir "Gül referandumu" olarak kabul edilemez.

İkinci soru da şu:

Başbakan seçim meydanlarında, cumhurbaşkanlığı seçimini "uzlaşma" ile halledeceğini söyledi.

Dolayısıyla bu konuda seçmene verilmiş bir söz var.

O zaman şu soruyu sorma hakkımız da doğuyor:

Seçim sonucu, "uzlaşma" vaadini kadük hale mi getirdi?

Yani, yüzde 47 oy, uzlaşma arayışını gereksiz mi kılıyor?

Eğer böyleyse, bunun pek şık bir düşünce tarzı olmadığını söyleyebilirim.

Bir de, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın seçim gecesi yaptığı konuşmanın esprisine ters düşmüyor mu diye de sorarım.

* * *

Önceki gün Ankara’dan İstanbul’a gelirken Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’le telefonda konuştum.

O gün söylediklerini tekrarladı.

"Aday olacak mısınız?" soruma, "Olmam dersem o meydanlara nasıl çıkarız" dedi.

Öyleyse çıkıp niye "Ben adayım" demedi?

"Bunu konuşa konuşa halledeceğiz" dedi.

Bu sözlerden, Gül’ün de henüz tam kararını vermediği anlamını çıkarıyorum.

Onun da, en azından bu "psikolojik mutabakatı" sağlayıp sağlayamadığına bakacağını tahmin ediyorum.

* * *

Başbakan seçim gecesi, kendisine oy vermeyenleri de derinden etkileyen "şık" bir başlangıç yaptı.

Bahçeli şık bir açılım yaptı.

Tanıdığım Gül’ün de bu sürece aynı şıklıkta ve zarafette jestlerle destek vereceğine eminim.

Kendi payıma şunu söyleyebilirim:

O benim gözümde büyük bir Türk siyasetçisidir.

Bu şıklık onu daha da büyütecektir.
X