Ege Haberleri

EGE

    Şiirleriniz

    Hürriyet Haber
    19 Eylül 2000 - 00:00Son Güncelleme : 19 Eylül 2000 - 00:01

    Yöneten Talat KIRCAN

    Şiirin beşiğinde büyümek

    HÜSEYİN Hatipoğlu bu sayfanın ilk ve sürekli konuklarından biri. İlk şiirlerinden beri dili kullanmadaki ustalığı ve sözcüklerindeki yerli yerindelik nedeniyle, bende hep orta yaşın üzerinde biri imajı bıraktı. Geçenlerde ilk kitabı Sensizliğe Uyanıyorum elime geçince, gerçekten şaşırdım. Çünkü, henüz 21 yaşındaydı. Henüz 21 yaşında ve kitaptaki özgeçmişinden anladığımıza göre üniversite öğrencisi. Ancak bu genç yaşında bile girişte de belirttiğim gibi, gerek dili kullanmada, gerek sözcükleri seçişinde, gerekse de şiir tekniğinde belli bir olgunluğu yakalamış. Bunun en güzel örneklerinden birini Yalnızın Anları'nda görüyoruz:

    Sensizlikle beraberdim hergün

    Öyle sevgisizdim ki...

    Çıkıp kalabalık caddelere

    Hayallerimi satıyordum insanlara

    Bir avuç sevgi karşılığında

    Bitmişti hayallerim

    Satacak bir kalbim kalmıştı

    Satmadım.

    Yalnızlığımla oturup bir yol kenarına

    Gelip geçenden sevgi dilendim.

    Umutlarımla yonttuğum heykelleri

    Dizdim önüme birer birer

    Önümden bir karanlık geçti

    Mutsuzluk bulaştırdı heykellerime

    Beyaz gölgeli bir çocuk durdu önümde

    Mutlu gözleriyle gülümsedi

    Sonra ne oldu bilmiyorum,

    Gözyaşları göründü

    Çok zaman sonra anladım;

    Çocukluğumdu.

    21 yaşında birinin daha çok ileriye bakması gerekirken, dönüp çocukluğunu şiirleştirmesi belki yadırganabilir. Ancak çoğu öğrenci şairde bunu görmek mümkün. Çünkü lise bitmiş, üniversiteye yeni uyum dönemiyle birlikte hayatın acımasızlıkları da başlamıştır. Çoğu ana-baba ocağından kopmuş, yeni ve yabancı bir yaşama başlamıştır. Bitirdiği liseyi her ziyaretinde tanıdık yüzler birer ikişer azalmakta, o canım arkadaşların herbirinin bir yana savrulmasının hüznü çoğalmaktadır. Buna bir de sanatçı duyarlığı eklerseniz, bir kaç yıl, bu tür şiirler yazmaları olağan. Ancak ben genç şairlerin daha çok ileriye bakmalarını isterim ve dilerim.

    NEYSE... Ege'de şiirin beşiği sayılan Salihli doğumlu olması, yani şiirle haşır-neşir bir ortamda büyümesi Hatipoğlu'nun bir avantajı belki. Yani diyeceğim şiiri sanki yürümek gibi, konuşmak gibi kendiliğinden öğrenmiş gibi yazıyor Hatipoğlu:

    Güneşin çocuklarıyla beraber

    Yokluğun süzülüyor odama

    Karanlığa vurgun düşlerimden

    Sensizliğe uyanıyorum

    Anılar başacumda gülümsüyor

    Tüm odaya dağılıp

    Her köşeye sızıyor.

    Bir iki dün bırakıp yatakta

    Bugüne giriyorum

    Bir el uzanıp çekiyor

    Direniyorum, girmiyorum içine

    Gözlerime dokunuyor

    Aynanın soğuk camı.

    Seni görüyorum karşımda

    Aynaya birikiyor acı...

    Bugün bir gün daha

    Sensizliğe uyandım

    Anlamlar kovaladı gözlerimi

    Birinde kaldım,

    Uyanmasaydım

    Anlardım...

    HATİPOĞLU, bazı şiirlerinde aşırıya varan ‘‘son dizede espri, son dizede şaşırtma’’ diyebileceğimiz ve artık eskimiş olan bir tekniği sık kullanıyor:

    Bugün

    Seni dünden daha çok seviyorum

    Bugün

    Yarın seni bugünden

    Daha çok sevebilmek için

    Yarını bekliyorum.

    gibi... Bu olgunluğa, hem de bu kadar genç yaşta erişmiş bir şairin bunu da zamanla aşacağına inanıyorum. T.K.

    GÜL DAMLASI

    Zeki Müren için

    Nasıl bir damlasın bilir misin

    Kan damlası değil

    Yağmur damlası değil

    Gül damlası gül damlası

    Sesin sanatınla iç içe

    Güzelliğin bir başka hece

    Hem geçmişte hem gelecekte

    Gül damlası gül damlası

    Damla damla sıyrıldın gülden

    Damla sahnede damladı birden

    Gül damlası ayrılmazdı sahneden

    Gül damlası gül damlası

    Fatma KOŞTAN

    Haftanın şiiri

    SERSERİ

    Kaldırım boylarına

    İlk ben yazdım bahar çiçekleriyle

    Seni seviyorum diye

    Ben bir sabıkalı aşık

    Ben sevdanın tutsağı biri

    Seni polise veririm dedin, serseri!

    Ben ıhlamur ağaçlarına

    Adını yazdım zümrüt harflerle

    Düşen avuçlarına

    Gözyaşlarımdı o liman kentinde

    Ben ağlarken gülen, gülerken ağlayan biri

    Seni polise veririm dedi, serseri!

    Ben dudaklarına

    Mühür oldum bir gece yarısı

    Akasya sokağında

    İsmini hecelerken çiçeklerin herbiri

    Seni polise veririm dedin, serseri!

    Yıllar sonra

    Ak düşmüş gördüm saçlarına

    Sarı kordelan hala duruyor mu bilemem

    Sevdamı zümrüt harflerle yazdım İzmir sokaklarına

    İçimde hep aynı duygu, aynı aynı his

    Tutuklamaz ki sevda tutsağını hiçbir polis!

    Orbay KOPARAL

    VEFASIZ

    Yıllarca senin peşinden koştum

    Görmedim endamını bir türlü

    Şaştım feleğin işine, şaştım

    Zaman geçti, gülemedim bir türlü

    Senin için yüce dağları aştım

    Bu feleğin elinden, usandım bıktım

    Yaktın vefasız, gönlümü yaktın

    Seviyorum diyemedim bir türlü

    Sevgi denilen o güzel kelime

    Bırak gideyim, kendi yoluma

    Bahçede açan gonca gülüne

    Kokmuyorsun diyemedim bir türlü

    Usandım hayattan, serimden geçtim

    Aşkın badesini seninle içtim

    Deryalarda, denizlerde gezerken

    Felek vurdu bana, çöllere düştüm.

    M. İzzet KILIÇ

    İSTASYONDAKİ

    Niye sallıyorsun minik elini

    Cici kız

    Tanıdığın mı var her geçen tirende,

    Yoksa, yolculuk mu istiyor küçücük kalbin?

    Uzaklaşmak mı niyetin doğduğun yerden,

    Sallama cici, kız minik elini

    Bak sonra inerim

    Seni, yalnız bırakmamak için, tirenden

    Zannetme her yolcu neşeli

    Zannetme her yolcu üzgün,

    Bilemezsin ki...

    Seni mahzun gördüm de

    Benim için

    Onun için

    Geri dönmek geldi içimden...

    Şadi ALALP

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı