"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

Şiir tadında yaşamlar

MİRYAM ŞULAM, geçen hafta İzmir’deydi.

Alsancak D&R’da “72” adlı kitabını imzaladı, İzmirli okurlarıyla buluştu.
İmza töreni öncesinde buluşup sohbet ettik, “72”yi konuştuk, biraz da hayata yazar duyarlılığıyla bakışı...
“72” Miryam’ın tesadüfen koyduğu bir sayı değil.
Yehuda Berg’in çok ses getiren bir kitabı vardır.
“Tanrı’nın 72 adı; Ruh için Teknoloji” diye...
Kitapta, her bir ad bilgeliği aktarır.
Yehuda Berg, insanları farklı kılan özelliklerle kısıtlanmak yerine, inanç sistemini ve asırlarca süren kavgalarını aşarak, tüm insanları ve ulusları tek bir insan ruhu olarak anlatır.
Miryam da bu kitaptan etkilenmiş.
Miryam’ın “72”si de şiir tadında yazılmış, kolay okunan, biraz hayal kurduran, biraz da daha güzel bir hayat kurgulamak için hepimizi kışkırtan bir kitap...

* * *

Bazen öyle olur, insan yıllarca biriktirir, içinde taşır.
Ve bir gün...
Bilgisayarın başına oturur ve sayfalar dolusu yazmaya başlar.
Miryam da öyle...
Bugünlerde bilgisayarın başından kalkmıyor ve uykusuz gecelerin sabahında elinde hayatın renklerini anlatan yazılarını buluyor.
Miryam Şulam, şiir gibi düşünüyor, hayatı şiir tadında yaşıyor.
“Son bir yıldır, bir şeyler aklıma takıldıkça, onları hemen sürprizlerle dolu şiirsel boyutlara taşıyorum. Sürpriz diyorum, çünkü konuyu yazmak için oturduğumda nasıl bir şey çıkacağını ben bile bilmiyorum. Her şey bir anda oluveriyor. Hepimiz farklı olaylarla, benzer duygular yaşıyoruz. Bunları bazen kendi yaşanmışlıklarımdan, bazen de hayal gücümü devreye sokarak kendime has bir üslupla yazıya döküyorum. Yazılarım sadece bende olup bitenle kalmıyor. Bazen, başka kişilerde gözlemlediklerimi de empati yoluyla yazıyorum...” diyor.
Yazı dünyası böyledir.
Yazar, çok farklı bir ruh halindedir.
Bazen kendisidir, bazen tanıdığı bir kişi, bazen de hiç bilmediği...
Karşılaşmadığı, karşılaşmayacağı biri...
Yaşadıkça yazmak, yazdıkça yaşamak...
Yazara mahsustur.

* * *

“72...”
“Mutluluk Sokağı” şiiriyle başlıyor, Miryam kitabı okuyanları “Mutluluk Sokağı”na götürmek istiyor.
Keşke...
Her birimiz direksiyonu buraya çevirsek, sonu mutsuz biten her olayı unutsak ve mutluluk sokağında buluşabilsek...
Miryam bunu tarif ediyor, bir anlamda hayatta gitmemiz gereken adresi veriyor.
Kitap “Işığa doğru” şiiriyle de bitiyor; çünkü Miryam bundan sonra nereye yol alacağını anlatıyor.
Ve diyor ki...
“Kendini ileriye götürmüş bilgelerin yurduna, kendimi hazırlıyorum. İçime kırgınlıkları, kinleri, öfkeleri koymadan, başka şeylerle dolduruyorum. Beynimden akıllı hücreleri, olanı görebilen gözlerimi, sebatla dinleyen bir çift kulak ve dilimden seçilmiş sözcükleri... Yüreğimden aşkları, sevgileri ve tüm güzellikleri, damarlarımda akan kabul renkli kanı, bedenimi ve ruhumu kaplayan bembeyaz ışığı... Evet, dostlarım ben gidiyorum, ışığın adasına... Olgunlaşmaya, anlamaya, daha iyi bir ben olmaya...”

* * *

“72”yi yeniden alıp, sayfalarının arasında kaybolmuşken, son birkaç ayda yaşadıklarımızı, gündemimizi belirleyen haberleri düşündüm.
Seçime giden bir Türkiye; üslubu giderek sertleşen bir siyaset, bitmeyen, hiç bitmeyecekmiş gibi gelen terör olayları, artık alıştığımız şiddet olayları, cinayetler, operasyonlar, usulsüz dinlemeler...
Keşke hayatı Miryam’ın kitabında olduğu gibi şiir tadında yaşayabilsek...
Ve “Mutluluk Sokağı”nda buluşabilsek.

X