Şiir okumak

Hürriyet Haber
13 Nisan 1998 - 00:00Son Güncelleme : 13 Nisan 1998 - 00:01

Yavuz GÖKMEN


Bu bayram Behçet Necatigil okudum ve çok ama çok yıllar öncesine gittim. Üniversiteye başladığım zamanlardı. Behçet Necatigil'i bana Manisa'dan tanıdığım çok tatlı bir genç kadın öğretmişti. O zamana kadar Ümit Yaşar Oğuzcan'ın şiirlerine benzeyen şiirler yazıyordum. Hediye Dino veya bizim Manisa'da çağırdığımız şekliyle Nonoş Abla, bana şöyle demişti:

‘‘Senin şiire büyük yeteneğin var. Ne var ki, yanlış şairler okuyorsun.’’

Sonra çantasından küçük bir kitap çıkarıp, bana verdi: ‘‘Bunu oku’’ dedi.

Kitabın üzerinde, ‘‘Eski Toprak’’ yazıyordu ve şairin adı Behçet Necatigil'di. Behçet Necatigil ile o akşam tanıştım ve onu bir daha bırakamadım.

Eski toprağa ektiklerin,

Bir yeni güçle göğerdi gür

Ey dünya, toprağın üstü senin,

Toprağın altı, belki yalnız benimdir.

* * *

Kitabın kenarına konmuş ilk sunu dizeleri bunlardı. Bir sayfa daha açınca şu iki mısra okunuyordu:

‘‘Toprağın üstünde

Akan sular bulanık.’’

Sonra kitaba giriyordunuz. Şiirleri arka arkaya okuyor ve birdenbire şiirin abartılı bir duygusallıktan öte olağanüstü soyut bir basitlik olduğunu anlıyordunuz. Şiirin, azınlık bir aristokrasinin malı olmadığını, en aşağı tabakadan, sözgelimi, bir yük taşıyıcısının bile şiiri olabildiğini kavrıyordunuz. Şiir, en yalın gerçeğin, en soyut yazılımıydı. Şiir bir hayattı, atmasyon değildi. Behçet Necatiğil, sayfaları çevirdikçe bana bunları öğretiyordu.

‘‘Yarı yüzüm gölge, yarı yüzüm ışık

Ansızın koptu aradaki bağ

Yasak bölgelere girdiğimdendi

Birdenbire duruşum.

.......

Yine görüşürüz iyi geceler

Yanlış anlam verirse?

Çekindiğimdendi

Sesimdeki eziklik.’’

Ve sonra bir başka bölüme geçiyordu. Onun sunusu da şuydu: ‘‘Toprağın altında/sular durulunca’’.

‘‘Tenha sokaklarda giderken yalnız

Durdurur bir başkası beni dalgınlığımda

Sallanır iki el, anlatır bir ağız,

Kırık dökük sözler kalır aklımda

-Görüşelim, siz şimdi nerdesiniz.’’

* * *

Okurken, okumaya doyamıyor, onda insanı, insanın basitliğini ve tanrısallığını keşfediyordunuz.

‘‘Derinden sesler geliyor

Durduramaz beni aşkın

Bekle geçinceye kadar

Yayı daha germe

Kıracaksın.

Karanlıkta kımıldayan düşünceyi

Göremez sendeki göz

Örtülere büründüğüm şu anda

Düşmüş senden kumaşlar

Çıplaksın.

Eser serin bir rüzgâr

Sen çok sıcaksın

Koptu senden ellerim, köprü yıkıldı

Seni benim tarafa nasıl alabilirim

Uzaksın.’’

Sonra ben de ona benzer şiirler yazdım. Hayatı, aşkı, ayrılığı, insanı ve yalnızlığı.

Ve umudu...

Solgun bir gül oldular dokununca.













Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı