Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sıfıra göre elbet iyi...

Oktay EKŞİ

Türkiye'de bu işler böyle olur. Gerçi olması gerektiği kadar olur mu olmaz mı ayrı bahis. Çünkü iki gün boş bırakırsanız hemen eski haline döner. Ve onca emek bir anda havaya uçar.

Ama, Ankara'dan gelen haberlere bakarsanız ‘‘irtica’’ ile mücadelenin nihayet ciddiye alındığını düşünebilirsiniz.

Artık ‘‘keşke şöyle olsaydı’’, yahut ‘‘keşke böyle olsaydı’’ları bir kenara koyalım. Çünkü o tartışmayla bir yere varmamız mümkün değil. Şimdi ‘‘irtica ile mücadele konusunda neler yapılmak isteniyor?’’, ‘‘Bunlarla amaca ulaşılabilir mi?’’ sorularına yanıt arayalım.

Kaldı ki Ankara'dan gelen haberler, Genelkurmay Başkanı Org. Karadayı'nın, meşhur ‘Batı Çalışma Grubu’na, ‘‘Elinizde ne varsa, hepsini Başbakanlık'ta kurulan Takip ve İzleme Kurulu'na verin’’ (Takip kelimesinin izlemeden farkı nedir?) dediği bildiriliyor.

Demek ki bir işbirliği söz konusu... Ancak nasıl bir işbirliği?

Genelkurmay'a bağlı Batı Çalışma Grubu'ndan kaynaklandığı anlaşılan haberler, bu kesimin beklentilerinin hayli radikal olduğunu gösteriyor. Örneğin Batı Çalışma Grubu, üniversitelerdeki ‘‘başörtülü öğrenciler’’ sorununa ‘‘ya başını açsın, yahut defolsun gitsin!’’ mantığıyla bakıyor. Bu yolun hukuktaki yerini de, ne tür rahatsızlıklar doğuracağını da görmek istemiyor.

Oysa hükümet böyle ‘‘yasakçı’’ bakış yerine, önce başörtüsünün kaynağını kurutmayı, o arada başörtülüleri yaptıklarının yanlış olduğuna ikna ederek sonuç almayı -burada da hükümet hayal görüyor, çünkü bunun örneğini bile bulmak zor- umuyor.

Belki dün izlemişsinizdir:

Başbakan Mesut Yılmaz, hükümetin ‘‘irtica ile mücadele programını’’ ve ‘‘bugüne kadar bu konuda neler yapıldığını’’ kamuoyuna açıkladı.

Biz de dikkatle izledik:

Başbakan, ‘‘mevzuatta değişiklik’’ dedi, ‘‘uygulamada yapılanlar’’ dedi. Epeyce madde saydı.

Evet... Hükümet boş durmamış. Gerçi Ecevit'in dediği kadar da önemli bir iş yapmamış ama, yine de eskilerine oranla, hiç değilse bu konu üzerine eğilmiş. Geride kalan sekiz buçuk ayda hiç değilse fikir oluşturmuş.

Peki ya ne sonuç almış?

Fazla bir şey alamamış. Çünkü bize kalırsa asıl önemli olan noktayı gözardı etmiş:

Devletin etkin noktalarında yuvalanmış gerici unsurları hukuka uygun yoldan bertaraf edecek hiçbir şey yapmamış.

Oysa irtica ile mücadelenin birinci koşulu mürteciyi hukuki gereklerini yaparak kamu hizmetinin dışına çıkarmaktır. Oysa Türkiye hâlâ 300'e yakın kaymakamın kadın eli sıkmadığı bir ülkedir. Unutmayalım.













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI