Gündem Haberleri

    Sıfır sorun politikası olumlu mu?

    New York Times
    27.05.2010 - 14:47 | Son Güncelleme:

    Diplomaside yeni ve iddialı bir yola giren Ankara, geçtiğimiz hafta İran’la yaptığı nükleer yakıt takası anlaşmasıyla büyük güçleri öfkelendirirdi.

    ABD, Brezilya’nın desteğiyle Türkiye’nin Birleşmiş Milletler'i (BM) görmezden gelmesinden hiç hoşnut olmadı. Anlaşmada, İran’ın nükleer programını sonlandırmasını gerektiren hiçbir madde yoktu.

     

    ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, BM Güvenlik Konseyi’nin İran’a yönelik yeni yaptırım paketini değerlendirdiğini açıklayarak Türkiye’nin girişimini bir anda kenara itti. Clinton’ın açıklamaları Türkiye’nin gururuna bir darbe olduğu gibi, Ankara’nın komşularıyla sorunlarını ortadan kaldırmayı öngören yeni dış politika anlayışının önündeki engelleri de ortaya koydu.

     

    SIFIR SORUN POLİTİKASI

    Türkiye’nin “komşularla sıfır sorun” adıyla bilinen politikası, aynı zamanda Türkiye’yi geleneksel müttefiki ABD’nin gölgesinden çıkarmayı amaçlıyor. Bu strateji ilk büyük sınavını İran'da verdi.

     

    ABD merkezli German Marshall Fund düşünce kuruluşunun Ankara yöneticisi Özgür Ünlühisarcıklı, bölgesinde büyük bir oyuncu haline gelmek isteyen Türkiye’nin bu amaç uğruna ABD ile ilişkilerini dengelemeye çalıştığını belirtti. Ünlühisarcıklı, “Türkiye, ABD veya İsrail’in İran’a saldırmasını istemiyor. Ayrıca 1990’larda Saddam rejimine uygulanan yaptırımların da bir işe yaramadığını biliyor” dedi.

     

    Türkiye’nin oynadığı politik kumarın bir sebebi daha var. BM Güvenlik Konseyi’nin geçici üyesi olan Türkiye’nin veto yetkisi yok. Kısaca, yaptırımların gelecek ay kabul edilmesi durumunda Türkiye’nin sonucu değiştirecek gücü bulunmuyor. Ünlühisarcıklı, tarafsız kalmak isteyen Türkiye’nin en azından bir diplomatik çözüm bulmaya çalışmış gibi görünmeye çalışabileceğini belirtti.

     

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, sıfır sorun politikasının öncüleri. Bu iki liderin başarılı olması, bulunduğu dengesiz bölgeye istikrar getirmeyi kararlaştırmış Müslüman ağırlıklı, yüzü Batı'ya dönük Türkiye’nin prestij ve itibar kazanması anlamına gelecek.

     

    KARMAŞIK SONUÇLAR

    Şu ana kadar bu politika karışık sonuçlar ortaya koydu. Ağustos ayında, Türkiye diplomatik ilişkileri kesmiş olduğu Ermenistan ile ilişkilerin normalleştirilmesi konusunda anlaşmaya vardı. Ancak Dağlık Karabağ bölgesi yüzünden çatışma yaşayan iki ülke arasındaki görüşmeler askıya alındı.

     

    Öte yandan, Erdoğan, Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi lideri Mesut Barzani'yle de diyalog içine girdi. Geçtiğimiz ay Erbil'de Türk konsolosluğu açıldı. Eğer her şey planlandığı gibi giderse Barzani de önümüzdeki ay Ankara'yı ziyaret edecek. Washington merkezli düşünce kuruluşu Carneige Endowment uzmanı Henri Barkey’e göre Türkiye bölgeye yönelik politik izolasyonu kaldırarak büyük bir adım attı ancak kendi içindeki Kürt sorunuyla da ilgilenmesi gerekiyor.

     

    Irak’ın bölünmesini istemeyen Türkiye için enerji zengini kuzey bölgesi önemli bir yer tutuyor. Iraklı Kürtler içinse, Türkiye Avrupa’ya açılan kapı durumunda.

     

    Öte yandan, Kıbrıs üzerinde tartışmalı olduğu Yunanistan ile ilişkileri geliştirmeye yönelen Erdoğan, Atina’ya Davutoğlu’nun “devrim” olarak nitelendirdiği bir ziyaret düzenledi.

     

    AK Parti'nin Dış İlişkilerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Suat Kınıklıoğlu, sıfır sorun politikasının çok iddialı olduğunu bildiklerini, ancak Türkiye'nin komşularına istikrar geldiğini ve bağımsız devletler kurulduğunu görmek istediklerini belirtti.

     

    Bu yaklaşım ABD ve Avrupa Birliği (AB) için olumlu. Ancak Washington’a kıyasla, üyesi olmaya hevesli Türkiye’yi AB’nin anlamaya o kadar hevesli olmadığı açık.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı