Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Şiddeti özendirmeyin

    Hürriyet Haber
    18.06.2013 - 00:00 | Son Güncelleme: 18.06.2013 - 12:42

    YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, Gezi Parkı’yla başlayıp tüm yurda yayılan protestolar için akademisyenleri uyararak, “Üniversitelerimizin değerli mensuplarının farklı fikir ve görüşlerini dile getirirken şiddete başvurmaları ya da şiddeti özendirmeleri kabul edilemez. Şiddeti öven talep ve fikirler akademik özgürlük sınırlarıyla bağdaşmaz” dedi.

    Yalova Üniversitesi’nin ev sahipliğinde, Raif Dinçkök Kültür Merkezi’nde düzenlenen Üniversitelerarası Kurul Toplantısı’nda gündem Gezi Parkı protestolarıydı. Toplantıya katılan YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, üniversite mensuplarına özetle şu mesajları verdi:

    SLOGANLARLA KONUŞMA, ARAŞTIRMA YAP

    “Üniversiteler, öncü fikirlerin, barışçı gelecek tasavvurlarının, demokratik bir biçimde birarada yaşama kültürünün yeşerdiği ve savunulduğu mekanlar olarak, ülkemizin bugün tecrübe ettiği gerilimlerin tırmanmaması için çaba sarf etmek, itidali ve müzakereyi savunmak durumundadır. Bugün ülkemizde toplumun, doğanın, mekanın ve kültürün mahiyeti ve muhtevası hakkında farklı düzeylerde, birçok tartışmanın sürdürüldüğünü görüyoruz. Biz üniversite mensupları olarak kendimizi toplumun dışında ya da üstünde yer alan yargıçlar mesabesinde göremeyiz. Ne var ki biz toplumsal, kültürel, siyasi sorun ve gerilim alanlarına futbol taraftarlığı düzeyinde de yaklaşamayız. Bugün üzülerek görüyorum ki bazı üniversite mensuplarımız tarafı oldukları siyasi pozisyonu kavram ve fikirler eşliğinde değil sloganlar eşliğinde savunmaktadır. Yine üzülerek görüyoruz ki birçok tartışma doğrulanmamış, manipülasyon amacıyla üretilen yanlış haberlere dayalı olarak sürdürülmektedir. Üniversite mensuplarımızın doğaya, mekana, tarihe, topluma, kültüre, geleceğe ilişkin çeşitli kitle iletişim ortamlarında görüş beyan etmeleri anlamlıdır, değerlidir. Fakat üniversite mensupları bununla yetinemezler. Çünkü üniversiteler araştırmaların, uzun dönemli çalışmaların mekanıdır. Bu nedenle üniversitelerimizin bu süreçte atmaları gereken en önemli adım toplumsal çatışma alanlarına uzun dönemli araştırmalarla sürece katkı vermesi, tartışmaların düzeyini ve kalitesini artırmasıdır.

    1960’LAR TÜRKİYESİ’NDE DEĞİLİZ

    Bizler üniversitelerimizin sessizleşmesini değil aksine üniversitelerimizin çevresine çok daha duyarlı olmasını, ancak bunu bir çatışma diliyle ve sadece gündelik yorumlarla değil müzakere diliyle ve yaptıkları uzun soluklu araştırmalarla yapmalarını önemli görüyoruz. Bunun yanında bazı üniversite mensuplarımızın pozitivist bilim paradigması içerisinden birer yargıç gibi konuşup, siyaseti, toplumu küçümsemesini de doğru bulmuyoruz. Topluma, siyasete, farklı tespit, öneri ve öngörüleri sunmayı önemli buluyoruz. Fakat bu tespit, öneri ve öngörüleri geleneksel meslek odası mantığı ve diliyle ortaya koymayı da doğru bulmuyorum. 1960’ların Türkiyesi’yle karşı karşıya değiliz ve 1960’ların meslek odası diliyle üniversite mensuplarımızın konuşmasını anlamakta zorlanıyorum. Üniversite mensupları olarak bizlere düşen farklılıklardan korkulmaması ve dogmatizmden kaçınılması gerektiğini savunmaktır.

    ŞİDDETİ ÖZENDİRMEK KABUL EDİLEMEZ

    Birkaç gündür ülkemizde yükselen toplumsal tansiyon karşısında öğrencisinden öğretim elemanına, idari çalışanından yöneticilerine kadar üniversitelerimizin değerli mensuplarının farklı fikir ve görüşlerini dile getirirken şiddete başvurmaları ya da şiddeti özendirmeleri kabul edilemez. Şiddet içeren, şiddeti öven talep ve fikirler akademik özgürlük sınırlarıyla bağdaşmaz. Akademik özgürlük, fikir ve görüşlerin korkusuzca ve barışçıl bir tarzda dile getirilmesi, kişilik haklarını rencide etmeksizin ortaya konması anlamına gelir. Üniversite mensuplarımızdan bu süreçte beklentimiz, ülkemizin toplumsal barış adına attığı önemli adımları boşa çıkaracak şekilde şiddet övgüsü yapan ifade ve örgütlenmelerden kaçınmalarıdır. Unutulmamalıdır ki üniversiteler herşeyden önce eğitimin ve araştırmanın mekanlarıdır. Özgür ve kaliteli bir akademik ortamın varlığı, daha güzel, daha müreffeh, daha demokratik bir Türkiye’nin de teminatı olacaktır.”

    Bakan Avcı: Okul yöneticileri motive etmeli

    MİLLİ Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Ankara’da ilköğretim okullarındaki öğretmenlere uzaktan eğitim programına katıldı. Avcı, burada yaptığı konuşmada okul yöneticilerinin değişimi anlayabilmeleri gerektiğini vurgulayarak, “Yöneticiler, çalışanları motive etmeli ve onları yüksek performansa özendirmeli. Hiyerarşik karar alma yerine fikir birliği oluşturmalı. Yöneticilik, otorite ve güç kullanmaktan daha çok öz disiplinle çalışmayı ve sorumluluk üstlenmeyi gerektirir. Okul yöneticileri artık okul koordinatörü olup daha fazla sorumluluk almalı” dedi.

    İstanbul’da 24 bin öğretmen açığı

    İSTANBUL İl Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız, kentte 24 bine yakın öğretmen ihtiyacı bulunduğunu açıkladı. Yıldız şöyle dedi: “Her yıl binlerce derslik yapılan bir ilde yeni ihtiyaçlar ortaya çıkıyor. Bu ihtiyacın bir kısmı ders ücretiyle derse giren öğretmenler vasıtasıyla karşılanıyor. Ayrıca fiili olarak her yıl 12 bin civarında ücretli öğretmenle eğitim- öğretime devam ediyoruz. Her yıl Türkiye’de 32-33 bin civarında öğretmen alımı oluyor. İstanbul için de her dönem 5-6 bin atama bekliyoruz.”

    AJANDA

    Öğretmenler için münazara turnuvası

    TÜRKİYE Özel Okullar Birliği Derneği, öğretmenler için münazara turnuvası düzenliyor. 22-23 Haziran tarihleri arasında St. Pulcherie Fransız Lisesi’nin ev sahipliğinde düzenlenecek “Öğretmenler Münazara Turnuvası”nın finalinde şampiyonlara kupa ve plaket verilecek. Etkinliğe İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Muammer Yıldız’ın da katılması bekleniyor.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı