"Melike Karakartal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melike Karakartal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melike Karakartal

Şiddet meselesinde kadının da suçu var!

Fark ediyor musunuz, kadına şiddetle ilgili fikirleri sorulan, programlarda ahkam kesen kimi kadınlar “Kadınların da kabahati var, seslerini çıkarmıyorlar” cümlesini ağızlarına pelesenk etmeye başladılar.

Ben size bir şey diyeyim mi... Ben hayatımda bu kadar “başka hayatlardan bihaber” bir yorum duymadım. Sanki kadına şiddete “eyvallah demek” zorunda kalanlar kendi arzu ve istekleriyle, bu durumdan memnun olarak durumu kabulleniyorlar.
“Kadınların da suçu var” ahkamını kesenlere sormalı; acaba sesini çıkarmaktan korkan kadınlar kocasının kendisini öldürmesinden, çocuklarını götürmesinden, sokakta kalmaktan, akrabalarının peşine düşmesinden korkuyor
olabilir mi?
Bir seçenek dayak, bir seçenek ölüm kimi kadınların hayatında. Ölmemek için dayağı tercih ediyorlar.
Ve sanki böyle bir gerçek yokmuş gibi, sanki “dayağa eyvallah” diyen kadın başka bir çaresi var da dayağı tercih ediyormuş, bu kolayına geliyormuş gibi konuşan kadınlarımız var ya, herkesin hayatını kendi hayatları gibi mi sanıyorlar
bilmem ki...
Herkesin sesini yükseltecek gücü yok maalesef bu memlekette sevgili okumuş, kendi ayakları üstünde duran arkadaşım. Dolayısıyla, Türkiye’de yaşayan kimi kadınların yaşam koşullarını değerlendirmeden yüksek cesaret aramanın da gerçeğe yakın duran tarafı pek yok.
Ama pardon, ben bir şey atlıyorum. Affedersiniz. Tabii devir “dikkat çekme, bir şekilde kendinden konuşturma” devri. Birileri de elbette çıkıp “bence kadına şiddette kadının da suçu var” diyecekti... Kadına şiddet konusu bile “kişisel pr” çalışmalarına alet olabiliyor ne yazık ki. Kadının kadını vurması diye buna derim ben.

Bu cümleyi yasaklıyorum

Kasıma, aralığa gelene kadar bu eza sürecek, ben anladım. Çok rica ediyorum, çeşitli ortamlarda iki dakika sessizlik oldu mu “muhabbet kurtarma cümlesi” olarak “Ay şekerim bu sene kış da erken geldi vallahi” demeyiniz. Kusacağım artık.
Evet, erken geldi ve bunun ilginç bir tarafı yok. Hadi eylül sonunda “Ya ben geceleri kazak giyiyorum ahıahıahı” demek neşeli dakikalara sebep olabiliyordu ama artık ekim geldi, hava soğudu ve kışa girdik.
Ayrıca hakikaten kışın neden erken geldiğini merak ediyorsanız Clive Ponting’in yazdığı “Dünyanın Yeşil Tarihi” (Sabancı Üniversitesi Yayınları) isimli kitabı okuyun derim. “Ay kış erken geldi” muhabbetinde söyleyecek bir iki sözünüz olur hem, fena mı.

Yeni Türkçe kılavuzu

“Aynen. Aaaaayyyyy-nen!”: “Ben de senin gibi düşünüyorum, söylediklerine katılıyorum” demektir.
“Olaysın!”: “İlginç ve çarpıcı işlere imza atan, sürüden ayrı bir insansın, tebrik ediyorum” anlamına gelir.
“Net!”: Bu kelimemizi bir örnekle açıklayayım; eğer biri size “Şu kızı hiç sevmiyorum, net!” derse eğer, bileceksiniz ki “O insana karşı hislerim hiç değişmeyecek, eminim” demek istiyor. “Net” kelimesi, kaşlar kaldırılıp aşağı doğru bakarak ve tek el havaya kaldırılarak söylendiğinde, hislerdeki belirginliği vurgulamak için kullanılır yeni Türkçemizde efendim.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI