Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sıcak para tehlikesi

<B>HEM</B> dış açığın hem de iç açığın kapanması, ekonomide düzelmenin öncü işaretleri olarak kabul edilmelidir. Hakeza bunun tam tersi de doğrudur.

Yani, bir yandan cari döviz açığı (yani dış açık) artıyor, diğer yandan reel faizler yükseliyor ve bundan dolayı kamu kesiminin borçlanma gereksinimi (yani iç açık) büyüyorsa, ekonomik kriz yolda demektir. Bugünlerde birinci hali yaşıyoruz. Evet, iç piyasa yüzde 20'den fazla daraldı; on binlerce kişi işsiz kaldı, hemen herkesin geliri düştü. Ama, makro dengeler yerine oturmaya başladı. Önümüzdeki yıl, milli gelirin ve istihdamın yavaş da olsa arttığını göreceğiz.

Bu ‘‘U dönüşü’’ işaretleriyle birlikte, ciddi bir tehlike de belirmeye başladı. Türkiye'ye tekrar ‘‘sıcak para’’ gelmeye başlayabilir. Sıcak para girişi hızlanırsa, ekonominin beklenenden de çabuk toparlandığına şahit olacağız. Sıcak para girdikçe, TL. değerlenmeye başlayacak ve kısa bir süre sonra tekrar dış açık verir hale geleceğiz. Dış açık ortaya çıktıkça, tedirginleşen sıcak paracıları teskin etmek için TL. faizleri yükseltilecek, bu da iç açığın büyümesine sebep olacaktır. Böylece ‘‘ikiz açık’’ hortlayacak ve kısa bir süre sonra, bir kriz daha patlayacaktır.

Şimdi diyeceksiniz ki, sanki kriz bitti, yerli ve yabancı sıcak paracılar TL.'ye döndü, piyasalar ve borsa coştu ve yüksek faizde veya borsada parsayı toplayıp, ilk fırsatta tekrar dövize dönmek üzere ‘‘spekülatif pozisyon’’ aldı da, iş bundan sonraki krizin tetikleyicisi olarak ‘‘dövize hücum’’ furyasına karşı tedbir almaya geldi. Doğru, bunlar henüz olmadı; sadece ihtimali belirdi. Ama önemli olan husus şu: Sıcak paranın bugüne kadar yarattığı ve bugünden sonra yaratacağı ‘‘krizlere’’ karşı tedbir alınacaksa, gün bugündür. Mesela, sıcak paraları vadeye bağlamak ve spekülatif pozisyondan oluşan sermaye kazançlarını, pozisyon değişiminde ve yurtdışına çıkışta vergilendirmek gibi tedbirler düşünülebilir. Sıcak para ‘‘girerken’’ oyunun kuralları belirlenmemişse, ‘‘çıkarken’’ ona dur demek mümkün değildir. İşte o sırada yani, sıcak paranın TL.'den dövize döndüğü ve yurtdışına gittiği esnada kriz çıkıyor. Ondan sonra ‘‘yetiş IMF imdada!’’

Sıcak para, özellikle yüksek enflasyonlu ülkelerde ekonominin ‘‘sürdürülebilir’’ bir istikrara kavuşmasının önündeki en büyük engeldir. Çünkü ekonomide istikrar için dövizin ‘‘narh’’ değil, ‘‘piyasa’’ fiyatının istikrarlı olması gerekir. Halbuki, sıcak paranın girişinde ve özellikle çıkışında döviz fiyatı vahşice dalgalanır. Dövizin piyasa fiyatı ‘‘denge kuru’’ dolayında oluşmalıdır. Denge kuru ‘‘cari işlemleri’’ dengede tutan kurdur. Eğer bir ülkede, isterse Amerika olsun, sermaye hareketleri yüzünden döviz arzı fazlası varsa, döviz fiyatı denge kurundan düşük oluşur. Sıcak para girişi, ‘‘döviz arzı’’ artması demektir. Arz fazlaysa, fiyat düşer. Aynı şekilde bir ülkede aniden yüksek bir ‘‘döviz talebi’’ ortaya çıkıyorsa (yani sıcak para kaçıyorsa) o ülkede döviz fiyatları, denge kurunun çok üstüne çıkar. Döviz fiyatlarının, böylesine dalgalandığı bir ülkede de, ne ihracata dönük ne de iç piyasaya dayanan bir sanayileşme gerçekleşemez.

SON SÖZ: İktisadın kanunu dokuz, onuncusu haddini bilmek.
X