Spor Haberleri

« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Sibel artık benim gelinim değildir

Hürriyet Haber
SON GÜNCELLEME

Selçuk Ural, ilk kez ve sadece Hürruyet'in sorularını yanıtladı. Boşanma davasının perde arkasına, kızının Alaattin Çakıcı'yla ilişkisine ve kendisine yöneltilen Çakıcı'nın casusu suçlamasına açıklık getiren Selçuk Ural, boşanma kararını aile meclisinde aldıklarını söyledi.

Bir niyet tutsaydım olacaktı sanki. Selçuk'u birkaç gündür cep telefonundan sürekli arıyordum ama görüşmek mümkün olmamıştı. Çatalca'daki çiftlik kapsama alanı dışında kalıyordu. Dün öğleden telefon çaldı, açtım ki karşımda Selçuk Ural. Otuzbeş yıllık bir arkadaşlığımız var, dile kolay. Merhaba bile demeden doğrudan söze girdi: ‘‘Yener'ciğim hemen buluşalım, yaşadığım olayların içyüzünü ilk ve son olarak sana anlatacağım.’’

Ve yıllar sonra buluştuk Selçuk'la, Levent'teki evinde. Sabaha kadar; yeni damadı Alaattin Çakıcı'dan kızı Aslı'ya, oğlu Hakan'dan gelini Sibel Can'a kadar herşeyi ortaya serdik. Selçuk Ural bir konuştu ama pir konuştu, okuyacağınız gibi.

‘‘Ben 35 yıldır İstanbul'da tanınan bir adamım. 40'a yakın 45'liğim, beş tane uzunçalarım, beş tane kasetim var. Otuz yıl Türkiye'nin en hızlı adamıydım. Günde yedi sevgili değiştirdiğim olurdu. Ben Terzi Mualla'nın damadıydım. Yaşadıklarımı Türkiye'de hiçbir sanatçı yaşamamıştır. Ama hiçbir zaman skandallarla gündemde olmadım. Artık ne oğlumun, ne de kızımın işlerinde yokum. Kızım da, oğlum da 30 yaşında reşit insanlar. Aslı üç fakülte bitirmiş, üç lisan konuşan, muhteşem kültürlü bir kız. O bu kararı verdi, Allah sonunu hayır etsin.’’

- Hakan'ın boşanmasıyla ilgili olarak gelininle hiç para pazarlığı yapmadın mı?

‘‘Kimseyle pazarlık etmedim kardeşim. Bir ay on gündür Sibel Can'ın sesini duyduysam, ailesinden bir tek kişi benim sesimi duyduysa iki çocuğum yarına çıkmasın. Hatta Hakan'a rica ettim; ‘Karın benle görüşmek isterse görüştürme.' diye. Yener'ciğim,iki sene önce ben Büyük Kulüp'teki Şamdan'ı çalıştırıyordum. Orada Sibel Can'a bir gece yaptım, kendisine normal yevmiyesini ödedim. Git bak, faturaları Büyük Kulüp'te duruyor. Ben Sibel Can'dan 12 senedir ne bir düğme aldım, ne bir yüzük, ne de bir bilezik. Ben onlar için maddi ve manevi çok şeyler harcadım. Gündüz Levent Tenis Kulübü'ne giderim, akşam 10:00'a kadar yazıhanem orasıdır. Hayvan gibi spor yaparım. Beş vakit namazımı kılıyorum. Son 10 yıldır, ne içki, ne gece hayatım var.’’

- Bebek’teki olaydan sonra senin Çakıcı'nın ajanı olduğun söylendi.

‘‘Yahu Allah belalarını versin. Sağımda oturan kadını öldürün diyorum, ötekini topuğundan vurun, bunu da kıçından vurun diyorum, ben de denize atlıyorum. Vurulanlar da atlıyor, yanlış anlama. Kan gövdeyi götürüyor, 400 kurşun. Olur mu böyle bir şey? Bebek Taksi'nin sahibi Cengiz, rahmetli Ağansoy'un kan kardeşidir. Ben onun kafesine iki yıldır giderim, beni iyi tanır.’’

- Şimdi damadın olan Alaattin Çakıcı'yla tanışmaz mısın?

‘‘Yener'ciğim, bak kardeşim ben Alaattin Çakıcı'yı tanırım, elini de sıkmışımdır, kendine saygı da duyarım. Çünkü bana her zaman iyi davranmış, mert, namuslu bir adamdır. Kendi hayatı, kendini ilgilendirir. Onunla beraberliğim 10 dakikadır bugüne kadar. '90 yılında Levent Tenis Kulübü'ne Sedat Keçeli'yle gelmişti, masalarına oturdum 10 dakika, hepsi bu. ’’

- Ağabeyin İlter Ural duruma el koymuş, aile meclisiniz Hakan'dan boşanmasını istemiş.

‘‘İlter ağabeyim benim babamdır, o başkadır. Ağabeyim, Sibel'le Hakan yüzünden 10 senedir neler çekti bilemezsin. Adama mafya dediler, katil ordusu var, mafya işadamı dediler. Ağabeyim Tapu Kadastro Başmüfettişliği'nden emekli olduktan sonra şimdi Dalan Vakfı'nın Başkanı. Ramazanın altıncı gecesi burada İlter ağabeyim, Mine yengem, eşim Ani ve, Hakan'la toplandık. Hakan o gece bizlere boşanmak istediğini söyledi ve bizden tavsiyeler beklediğini söyledi. Biz de son kararın kendisine ait olduğunu ama boşanmasından yana olduğumuzu açıkça söyledik.’’

- Bu toplantıda Akmerkez'deki dairenin, Marmaris'teki arsanın, bir jipin ve ayrıca 5 milyon dolar paranın Sibel Can'dan istenmesi de tavsiye edildi mi?

‘‘Ben bunlara bilmem neyimle gülerim, Yener'ciğim. Bizim için utanç verici. Bir kere, bugün 5 milyon doları Türkiye'de ödeyebilecek bir sanatçı yok. Benden bugüne kadar para lafını duyan varsa alnını karışlarım. İlter ağabey Hakan'a telefon etti; ‘Eğer yazıldığı gibi Hakan böyle bir teklifte bulunduysa, namussuzum onu defterimden silerim' dedi. Yener, Sibel Can'ın bugün acaba 2 milyon dolar var mı? İki ay önce bana hepsini açıkladı. Sibel'in bugün 300 bin dolar kadar nakiti var, o kadar. Evleri, arabaları var ama anormal bir gideri var. 45-5O kişilik bir orduya bakıyor. Nereden bakarsan bak, en ufağından ayda 100 bin dolar gideri vardır, ötekiler hariç. Dayısına borç verir, anasına bakar, mülk alır. ’’

- Sibel Can'la köprüleri atmışa benziyorsun?

‘‘Bugünden sonra Sibel benim gelinim değildir. Bize bu iş yakışmıyor Yener'ciğim. Bizim gelinimizin bu kadar dedikodusunun ayyuka çıkması beni bitirdi. Sibel'i severim, kızım gibi baktım. Üç ay önce önce buraya çağırıp, bir kere daha nasihat ettim. ‘Kızım hızla uçuruma gidiyorsun. Ben senin gibi ne Esengül'ler gördüm, başka kayan yıldızlar gördüm. Seni Zuhal Olcay'ların, Muazzez Ersoy'ların sayfasında görmek istiyorum. Ama seni başka insanlarla biraraya koyuyorlar, hızla inişe geçtin. Böyle gidersen halk seni yuhlayacak. Seni bu sayfadan çıkarıp, öteki sayfaya almak üç sene sürer.' dedim. Elimi öptü, düzeleceğine söz verdi, yeminler etti. Hakan'la İngiltere'ye gidip, lisan okuyacaklarını anlattı. Sonra TGRT'ye cumartesi çıkmamasını söyledim, ‘Pazartesi çık ve canlı yayın yapma. Cumartesi sanatçıların ekstra günüdür, konuk bulamazsın' dedim. Dinlemedi çıktı, neticesini gördü. İzmir Fuarına gitmemesini söyledim, ‘İş yapamayacaksınız, rezil olacaksınız' dedim. Gitti İbrahim'le beş masaya şarkı söylediler, paralarını alamadılar. En son Maksim'e giriyordu, ‘Gitme rezil olursun' dedim. Ben bu işlerin profesörüyüm, 35 sene bu kulislerin içinde olmuşum. Maksim'e girerse onun sonu olacağını anlattım. Ama Sibel hiçbir zaman ailesine sahip olmadı, hiçbir zaman kocasıyla mutlu, kocasının dizimin dibinde olmadı. Ben Sibel'in dünyada kimseyi dinleyeceğini zannetmiyorum. Hep ‘ben dedim oldu, ben dedim yaptı' diyen bir kız.’’

- Hakan böylesine zengin bir eş sayesinde kimbilir nelere sahip olmuştur? Hatta ‘‘Jigolo’’ suçlaması bile yapılıdı?

‘‘Hakan'ın ne bir dairesi, ne bir arabası var. Benim oğlumun kazandığı para çocuklarının okul taksidine, kendi geçimine gidiyor. Zaten Sibel'inkine yetişmesi mümkün değil. Sana açıklıyorum, oğlumun şu anda nakit 80 bin dolar parası var. O parayı da durması için Sibel'e vermişti. Yener'ciğim, benim oğlum jigoloysa 12 sene içinde insanın bir arabası, bir evi olmaz mı? Bugün şarkıcı kocalarının hepsi onlardan zengin. Gururuna yediremez böyle şeyleri Hakan. Altı ay çift dizi film çekti, fena da para almıyor. Aslan gibi benim oğlum bugün en geçerli jönlerden biri. Neresi jigolo benim oğlumun yani? Bugün karısından ayrılıyor, cımcıbıldak olarak. Sibel Can gibi bir kadın 12 sene kendine bir bodyguard tutsa bir şeyler verirdi. Oğlumun nesi varsa gidin Maliyeye, Tapu dairelerine, Trafik şubesine bunları kontrol edin. Şimdi burada senin yanında Allaha yemin ederek söylüyorum ki, benim oğlum Sibel Can'dan boşanacaksa bir kuruş almadan boşanmalıdır.’’

-Boşanma noktasına nasıl gelindi Selçuk? Londra öncesindeki basın toplantısında ağlaştılar, öpüştüler.

‘‘Yener bunu da ilk kez sana açıklıyorum, aile sırrımız olmasına rağmen. Oğlum Londra'dayken, İstanbul'da olan Sibel'i cep telefonlarından arıyor ama kapalı. Üç saat telefonları kapalıymış Sibel'in. Bardağı taşıran damla budur. Hakan o gece yarısı beni aradı; ‘Babacığım ben artık dayanamayağım, boşanmak istiyorum. Telefonlarını kapatmamasını sıkı sıkı tembih etmiştim, ama yine bana yapacağını yaptı' dedi. Olayın aslı bu cep telefonu kapatılmasıdır.’’

- Selçuk zor bir soru ama, gelininin oğlunu aldattığını düşündüğün oldu mu?

‘‘Gözümle görmediğim bir şeye hiçbir zaman inanmam. Sibel için binlerce dedikodu söylendi, neler duyduk neler. Ben Sibel Can'ı kızım gibi severdim ama artık Sibel Can'a ve evliliklerine inanmıyorum. Son bir aydır onu defterden sildim. Onlar barışsalar bile bizim için mesele bitmiştir. Yener'ciğim, şu telefon kapatma konusunu ondan bin kere rica ettim. Beş tane hattı var kardeşim, biri açık olmaz mı? Sibel telefonu niye kapattığını bir türlü izah edemedi kocasına. Hakan sorduğunda ‘Kaybettim, takside kaldı' diyormuş. Bir insan niye telefon kapatır, kötülük yaptığı zaman. Gece 22.30'dan saat 01.30'a kadar ne oldu? Son telefon kapatmasını affetmiyorum Sibel'in. Oğlum affedebilir, ben affetmiyorum. Sanatçı olmak, on günde bir skandala bulaşmak demek değil ki... Çocuklara yazık. Hakan kesinlikle çocukları yanına almaya kararlı.

- Sevgili Selçuk, bir ölüm tehditi aldın mı, kendini koruyor musunun, silahlandın mı?

‘‘Yener'ciğim, ben teke tekte silahsız üç kişiyi üstüste koyup döverim. Ama gelip de silahı alnıma sıkarsa ne yaparım ki? Böyle bir alınyazım varsa ölürüm. Benim kimseyle bir alıp veremediğim yok ki. Silah taşımıyorum ama çiftliğimde dünyanın en iyi tüfekleri ve dört köpeği var.’’




Bunları da Beğenebilirsiniz