Gündem Haberleri

    Shakespeare bile Kıbrıs'ın önemini daha iyi anlamıştı

    Hürriyet Haber
    31.12.2000 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Başbakan Ecevit, bazı ‘yazar’ların Kıbrıs'ı ‘verelim’ havasına girdiklerini belirterek, ‘‘Shakespeare, Othello'da Kıbrıs'ın öneminden söz etti. Bazıları bugün bile farkında değil’’ dedi.

    KKTC'nin Türkiye'nin güvenliği için önemini vurgulayan Ecevit, ‘‘KKTC'nin başka ellere gitmesine, Kıbrıslı Türkler razı olsalar bile- olmazlar ya- biz razı olamayız’’ diye konuştu.

    BM Genel Sekreteri'nin çözüme ilişkin parametrelerde Türk tarafının daha önce elde ettiği kazanımları geri alıp, parametreleri değiştirince, KKTC görüşmelerden çekilme kararı aldı. Bu parametreler Türk tarafının istediği şekilde değiştirilirse, görüşmeler yeniden başlayabilir mi?

    Müzakereler ve diyalog hep faydalı süreçlerdir. Tabii, hangi koşullar söz konusu olacak o belirttiğiniz aşamaya gelindiğinde, şimdiden bilemeyiz. Ancak Denktaş ve KKTC'nin parlamentosuyla birlikte bunları düşünebiliriz. Bir kere, Kıbrıs'ta iki ayrı devletin varlığı kesin olarak kabul edilmeli. İkincisi, diyelim bir takım engeller aşıldı, tatmin edici noktaya gelindi, yine biraraya gelecekler aracılı veya aracısız görüşmelerle. Fakat iki lideri ille Kıbrıs'ın binlerce kilometre ötesine taşımanın anlamını kavrayamıyorum. Bir cumhurbaşkanı ve devlet başkanının devletinin başında olması gerekir. Haftalarca, aylarca kendi memleketinden binlerce kilometre uzakta, yalnız Denktaş değil, Klerides de, adeta hapsediliyorlar. Bu insafsızlık. Herşeyden önce bu pratik nedenlerle diyalog başlayacaksa Kıbrıs'ta başlamalıdır. Öteden beri içime sindiremiyorum bunu.

    KIBRIS'I VERELİM HAVASI

    Türk tarafının görüşmelerden çekilmesi kararı ilgili çevrelerde nasıl bir etkiye yol açtı?

    Evvela kendi kamuoyumuzun iç kesimlerinde bir yeni anlayışın ortaya çıkmasını istiyorum. Adeta, 'canım bazı ödünler verilsin, gitsin' havasında kimseler var. Bu, Kıbrıs sorununun üstünde gereği gibi durulmamasından kaynaklanan bir tavır bence.

    GÜVENLİK İÇİN KKTC ŞART

    Türkiye KKTC'nin güvenliği için ne kadar önemliyse, zorunluysa, Türkiye'nin güvenliği için de KKTC o kadar zorunlu. Bıçak gibi Türkiye'ye uzanmış bir ucu var Kıbrıs'ın ve orası KKTC'nin elinde. Bunun başka ellere gitmesine, Kıbrıslı Türkler razı olsalar bile -olmazlar ya- biz razı olamayız. Meselenin Kıbrıs meselesinden ibaret olmadığının, Türkiye'nin güvenliği meselesi olduğunu, evvela kendi kamuoyumuzdaki etkili çevrelerin, yazar çizerlerin algılaması gerekir.

    KONSERLE, DANSLA OLMAZ

    Eskiden Türk kamuoyunda Kıbrıs sorununda büyük ölçüde herkesin üzerinde birleştiği bir ulusal çizgi vardı. Son dönemde sizce bu konsensüs bozuldu mu?

    Bozuldu maalesef.

    Bu neden kaynaklanıyor?

    Dış etkiler çok ağır basmaya başladı. Bir de bazı kimselerin ve kesimlerin sabrı tükeniyor. Oysa diplomasi bir sabır işidir. Bazı sorunlar uzun süre askıda bırakılarak, olumlu sonuç aşamasına gelebilir. Fakat, 'canım üstünde durmayalım, bak ne güzel Türkiye ile Yunanistan arasında diyalog başladı, karşılıklı konserler, danslar vesaire, Kıbrıs'ta bu arada işte biraz yoluna girsin' havasında kesimler var. Ama bu son derece önemli bir konu. Hep söylerim, 16. Yüzyıl'da bir İngiliz ozanı Shakespeare Kıbrıs'ın Türkler için öneminden bahsediyordu Othello piyesinde. O dönemde Stratford adlı kasabada yaşayan bir İngiliz ozanı Kıbrıs'ın Türkiye adına önemini idrak ediyor da, Türkiye'deki bazı bilgili kimseler bunun farkında değiller. Onu anlayamıyorum. Ayrıca Atatürk'ün sözleri var 1930'larda. Zannederim Antalya'da bir manevra sırasında. Kıbrıs'ın Türkiye'ye düşman ellere bırakılmaması gerektiği yolunda sözleri var.

    GÜNEYDEN SARILMIŞ OLURUZ

    Şimdi Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol hattı Kuzey Kıbrıs'ın önemini büsbütün arttırdı. Çünkü, Doğu Akdeniz'in önemi büsbütün arttı güvenlik açısından. Bir de kendi haline bırakırsak fiili bir Rum-Yunan egemenliği Kıbrıs'ın tümünde yerleşirse, biz yalnız batıdan değil, güneyden de Yunanistan tarafından sarılmış olacağız. Rusya da Güney Kıbrıs'a yerleşmiş durumda. Türkiye'nin çok dikkatli davranması gerekiyor.

    Afta eşitlik için tehlike göze alınmaz

    Türk toplumunda af yasasının çıkmış olmasına gösterilen tepkiyi, bundan duyulan rahatsızlığı nasıl karşılıyorsunuz?

    Bütün aflar rahatsızlık doğurur. Ama zaman zaman da af gereği duyulur. Şimdi önemli olan, bu yasanın sınırlarının genişletilmemesidir. Anayasa Mahkemesi'nin bu konuda dikkatli davranacağını tahmin ediyorum. Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin'in bu konuda verdiği mülakatı olumlu buldum. Bir mekanik eşitlik uğruna ciddi tehlikeler göze alınamaz.

    Cezaevleri için reform yılı olacak

    Cezaevlerinde girişilen harekat konusunda gelen eleştirileri nasıl karşılıyorsunuz?

    Cezaevleri konusu yine bizim arı kovanına çomak soktuğumuz bir olaydır. Başka hiçbir hükümet bunu göze alamadı. Cezaevlerinin birer terör örgütü karargahı haline gelmiş olmasının üstüne gidilemedi. İlk defa bizim hükümetimiz bu adımı attı.

    Hükümetinizin hapishaneler konusunda bundan sonraki hedefleri nelerdir?

    Adalet Bakanı Türk, İçişleri Bakanı Sayın Tantan, Devlet Bakanı Bal, bu konuda biraraya gelecekler. Sayın Türk'ün bu konuda yaptığı hazırlık var. Bunu kısa sürede Bakanlar Kurulu'na getirecekler. 2001 yılı, cezaevlerinin ıslah edilmesi açısından kesinlikle bir reform yılı olacaktır. Yoksa bu operasyon boşa gitmiş olur.

    Operasyon hazırlığı kaç aydır sürüyordu?

    Operasyona karar verilen toplantıyı yaptığımızda önümüzde ilgili kuruluşların birarada aylardır yapmış oldukları bir çalışma vardı. Orada ne kadar iyi hazırlanılmış olduğu anlatıldı. Benim de içim rahat etti o zaman. Gerçekten de çok az zayiat verildi. Zayiat da zaten teröristlerin kendilerinden geldi. Şehit olarak iki askerimizi kaybettik maalesef. Çok başarılı bir operasyon oldu benim gördüğüm kadarıyla. Ve dediğim gibi bu ilgili kuruluşların, Emniyet'in, Jandarma'nın, Adalet Bakanlığı'nın aylar önceden yaptığı bir hazırlıktı bu. Başarı, bu kuruluşların aylarca çok verimli ve uyumlu bir çalışma yapmaları sayesinde sağlandı.

    Açlık grevleri sırasında sivil toplum kuruluşlarının aldığı tutumu nasıl değerlendiriyorsunuz

    İkna edemediler. Direnişçileri, teröristleri direnişten vazgeçirmek için iyiniyetle çalıştılar, ama ikna edemediler. Devlet olarak da ikna edemedik. Onun üzerine bu hareket yapıldı. Daha fazla ertelenmemesi gereken aşamaya girilmişti. Ama çok dikkatli bir hazırlığın ürünü olarak yapıldı.

    Doktorların bir bölümünün Malta bildirgesini gerekçe göstererek açmlık grevindeki tutuklulara tıbbi müdahalede bulunmamalarını nasıl karşılıyorsunuz?

    Tabii, içime sindiremiyorum.

    CHP diye sorunumuz yok

    Baykal'ın geçenlerde sizinle ilgili olarak yaptığı bir açıklama ve sizin verdiğiniz karşılık, kamuoyunda CHP ile DSP arasında işbirliğinin başlayabileceği yorumlarına yol açtı. Bunu nasıl karşıladınız?

    Bazı çevreler öteden beri zaman zaman 'iki parti birleşsin' derler. Ama bu çevreler bu partilerin neden birleşmemesi gerektiğini, birleşemeyeceklerini derinliğine düşünmüyorlar. Oysa biz, tavrımızı değiştirmedik. Türkiye'nin evvela birinci sol partisi, ardından Türkiye'nin birinci partisi haline geldik. Eğer CHP ile birleşmiş olsaydık kesinlikle bu noktaya gelemezdik.

    Yine de CHP ve DSP ilişkilerinde yeni bir iklimin ortaya çıktığı söylenemez mi?

    Böyle bir sorunumuz yok. Kendi yolumuzda gidiyoruz.

    Kürtçe TV konusunda zamana ihtiyaç var

    AB'ye verilecek olan Ulusal Program'ın bazı başlıkları hassasiyet yarattı. Kürtçe TV yayınıyla, idam cezasının kaldırılması konusunda bir taahhüde yer verilecek mi?

    Ulusal Program taslağı önümüze geldiğinde görüşeceğiz. Bunlar bizim açımızdan en duyarlı konular. Bu Türkiye'nin jeopolotik konumundan kaynaklanıyor. Biz Hollanda, Almanya, İtalya konumunda bir ülke olsaydık bunlar sorun olmazdı. Türkiye'de benim bildiğim ulusalı, bölgeseli, yereli dahil 260 TV istasyonu var. Bin küsur radyo var. Fakat Kürtçe TV olsun mu olmasın mı, henüz tartışılıyor. Tartışılıyor olması da, Türkiye'de bir açıklık rejimi olduğunun göstergesi. Bazı devlet kuruluşları arasında bile farklı görüşler var. Bunlar serbestçe dile getiriliyor. Bazıları kızsa da bence sağlıklı birşey. Önünde sonunda bir yere varılacak. İdam konusunun bir sorun olacağını sanmıyorum. Zamana bırakılmış bir olay.

    Ulusal Program'da Kürtçe TV konusunda muhakkak bir görüşe, bir taahhüde yer verilmesi gerekiyor mu? Yoksa konu zamana bırakılıp, program bu başlıkta herhangi bir taahhüt içermeden de sunulabilir mi?

    Olabilir tabii. Fakat metin önümüze gelmeden birşey söylemeyi uygun bulmuyorum.

    Koalisyon ortakları ANAP ile DSP arasında bir görüş birliğinin olduğu, ama MHP'nin karşı çıktığı anlaşılıyor.

    Biz de açık tavır almadık. Gönlümüz istiyor dil sorununun çözülmesini, ama Türkiye'nin sorunlarının çetinliğini de biliyoruz. Biraz zamana ihtiyacımız var.

    ABD ile ilişkiler Bush'la da iyi olacak

    ABD'de Cumhuriyetçi bir Başkan'ın Beyaz Saray'a gelmesi Türkiye açısından ne anlama geliyor?

    Sayın Clinton çok anlayışlı davrandı. Türkiye'nin ABD çıkarları açısından ve dünya barışı, huzuru bakımından ne kadar önemli olduğunu idrak etti. Buna göre bir stratejik işbirliği ortamı oluştu. ABD'de dış politika alanında partilerüstü düşünme anlayışı vardır. Bu süper gücün iki temel partisi arasında dış politikada bir konsensüse sürekli ulaşılabilmiş olması tüm dünya ve Türkiye için güvencedir. Ben Bush'un başkanlığı döneminde de bu ilişkilerimizin çok iyi olabileceğini düşünüyorum. Ayrıca, Bush ekibinin önde gelen uzman isimlerinin Avrupa ve Güvenlik Kimliği'nden dışlanmaması yolundaki açıklamaları bizi haklı olduğumuz konuda cesaretlendirdi.

    Demirel gidince Orta Asya’da boşluk olmadı

    Demirel'in cumhurbaşkanlığındaki görev süresinin uzamasını isterken, dayandığınız gerekçelerden biri kendisinin Orta Asya, Balkanlar ve Kafkasya'daki liderlerle olan yakın ilişkileriydi. Demirel gidince, bu ilişkilerde bir aksama oldu mu?

    Hayır bir aksaklık olmadı. Bir kere yeni cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer zaman yitirmeden bu ülkeleri ziyaret etti. Demirel'in görev süresinin sona ermesiyle birlikte Türkiye'nin ilgisinin azalmayacağını göstermiş oldu, İsmail Cem ile... O bakımdan sıkıntılı bir durum olmadı Türkiye açısından. Orta Asya ülkelerinin, Kafkasya'nın, Balkanlar'ın, Karadeniz ülkelerinin ne kadar önemli olduğunun hepimiz bilincindeyiz. Bir boşluk hissi zannederim uyanmadı.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı