"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Sezen Aksu iyileşti mi?

Keyifli, üretken, huzurlu bir yaşam sürmek ve gerçekten "dipçik gibi biri olmak" istiyorsanız, böbreküstü bezlerinize (adrenal bezler de diyebilirsiniz) çok ama çok ihtiyacınız var! Bu ihtiyacı en fazla hissedenlerden biri de Sezen Aksu oldu.

ÇALIŞMAYAN ve üretmeyen böbreküstü bezlerinin insana neler yaşatabileceğini en çok sevgili Sezen Aksu biliyor. Üstelik O’nun yaşadığı sıradan bir "adrenal yoksunluk sendromu" da değildi. Ağır bir adrenal yetmezlik tablosu Sezen’i aylarca yordu ve üzdü. Sezen Aksu’nun böbrek üstü bezleri şimdi aslanlar gibi çalışıyor. Harıl harıl adrenalin, aldesteron ve kortizol üretiyor. Uzun bir süre yeniden dört gözle ve umutla çalışmasını beklediği "güngörmüşler" O’nu yanıltmadılar! Son iki yıldır O’na eksiksiz bir sadakatle hizmet ediyorlar.

HASTALIK NASIL OLUŞTU

Sezen Aksu’yu uçurumun neredeyse kenarına kadar götüren gelişmeler, hatalı bir tedavi planının uygulanması ile başladı. Ses tellerinden oluşan ödemin düzeltilmesi amacıyla kullanılan "kortizon enjeksiyonları"nın dozajı ve süresi aşılınca ilaçlarla oluşan yapay bir "Cushing Sendromu" tablosu oluşmuştu. Dozu ve süresi iyi ayarlanamayan kortizon tedavisi, bir süre sonra böbreküstü bezlerinin susmasına ve Cushing belirtilerinin oluşmasına yol açtı: Yüzde ve sırtta yağ toplanmaları, şişmeler, kilo alma ve kan şekeri artışları, kemik kırılganlığında belirginleşmeler, kan basıncında tehlikeli ve hayatı tehdit edici yükselmeler, cilt sorunları, saç-tırnak problemleri ve daha neler neler... Dahası artık tümüyle susan böbreküstü bezlerinin kortizol imalatına son vermesi sonucu ortaya çıkan ağır bir "Hipokortisizm" ve buna bağlı derin bir yorgunluk, dayanılmaz bir bitkinlik, halsizlik, tükenmişlik tablosu da ortaya çıktı.

HASTALIK NASIL SEYRETTİ

Sezen Aksu, zor değil çok zor günler atlattı. "Güngörmüşler" adını taktığı adrenal bezlerinin çalışması için verilen önerileri ısrarla uyguladı. İlaçlarını hiç ama hiç aksatmadan kullandı. Tedavisi aylarca sürdü. Tedavi süresinde bile "beste üretmeyi" aksatmadı. Sevenleri, dostları, arkadaşları, hayranları tedavi gördüğü ilk altı ayda onu çok ama çok merak ettiler. Uzunca bir süre evinden çıkmadı, çıkamadı.

HASTA HASTA KONSER

Sevgili Sezen’in bizim yasaklarımıza daha uzun bir süre dayanmasını beklemiyorduk, mümkün de olmadı! Tedavisini tamamlanmadan ne beni ne de sevgili Önder’i dinlemeyip bir haziran günü "Park Orman Konseri" ile hayranlarıyla buluşma kararı aldı. O muhteşem geceye hasta hasta katıldı. O gece de müthişti, başarılıydı ve işin garibi, o yorucu konser tedavisini aksatmadığı gibi iyileşmesini hızlandırdı.

ÇOĞU GİTTİ AZI KALDI

Sezen Aksu, şimdi gerekenden de "dipçik gibi" -kendi tarifidir-; yaşadığı talihsizliğin, sorunlu ve dayanılması güç günlerin bedeninde bıraktığı izlerden yavaş yavaş kurtuluyor. Kan basıncı normale döndü, kan şekeri dengelendi, kemikleri de "taş gibi" -bu deyim de ona aittir-; sırtında, yüzünde, karnında toplanan yağlar yavaş yavaş azalıyor. Artık ne yorgunluk, halsizlik ne de bitkinlikten yakınıyor. Kas ve eklem ağrılarını ise çoktan unuttu. Depresyon sorunu ile uğraştığı günleri hatırlamıyor bile!

TAMAMEN İYİLEŞTİ Mİ?

Sezen Aksu, sadece bir müzik dehası, bir beste fabrikası, bir yorumlama ve ses ustası değildir. Tanınmaktan, doktoru olmaktan keyif aldığım, gurur duyduğum çok sevgili bir dostum, arkadaşımdır (Ne iyi ki ona artık "hastam" demiyorum). Bir "irade anıtı" ve bir "kendine güven" sembolüdür.

"Güngörmüşlerim" diye adlandırdığı böbreküstü bezlerini yeniden ve aslanlar gibi çalıştırmaya azmetmişti, başardı, tamamen iyileşti. Doğru söylüyor: Dipçik gibi. Aşırı kortizon yükünün bedeninde bıraktığı izlerden kurtulmaya ahdetmişti, önemli bir yol aldı. Daha çok üretmek daha çok sevmek, her güne şarkılarla merhaba demek istiyordu, onu da yaptı.

Son analizleri ve incelemeleri bayramdan hemen önce yapıldı (Analizlerini özenle yapan sevgili Prof. Dr. Y. Laleli’ye teşekkürler). Sevenlerine bir kez daha müjdeleyelim: Her şey yolunda. Şimdi Sezen’de adrenalin ve kortizol üretiminin eksikliği yok fazlası var. "Güngörmüşler" (!) harıl harıl çalışıyorlar. Onu daha dinç tutabilmek, ona daha çok güç ve enerji kazandırabilmek için görevlerini fazlasıyla yapıyorlar.

Sevgili Sezen’in izniyle yaşadığı o kötü günlerin kısa özetini yaptım.

NEDEN HASTALANDI?

Kortizon ve benzeri ilaçların kullanım hatası sonucu ortaya çıkan tabloya "ilaçlara bağlı Cushing Sendromu" deniliyor (İatrogenic Cushing Syndrom). Hastalığın böbreküstü bezlerinin kendiliğinden aşırı kortizon üretmesi sonucu oluşanı da, yapay olarak ilaçlarla oluşturulanı da belirtilerini ilk kez tanımlayan "Dr. Cushing"in adı ile anılıyor.

İlaçlarla oluşturulan "yapay Cushing sendromu"nda kortizon ve benzeri ilaçlar kortizol üretmez hale gelen böbreküstü bezleri, ya geçici ama uzunca bir suskunluk dönemi yaşıyor ya da üretimlerine sonsuza dek ara veriyor.

Bu dönemde yaşanan sorunlar da oldukça ciddi: Kan basıncında tehlikeli olabilen düşmeler, baş dönmerleri, bitkinlik ve tükenmeler...

Sezen Aksu bunların hepsini yaşadı. Dayanılması çok ama çok zor sorunlara direndi, dayandı. Kendine olan güvenini, yaşama olan bağlılığını, inancını hiç ama hiç azaltmadı.

NELER HİSSETTİ?

"Hayatta kalmaya çalışmak. Bunun dışındaki her şeyin önemini kaybetmesi. O ince çizgi ile o kadar yakınlaşılmadan öğrenilemeyen o tuhaf duygu.

İnsanın kendisiyle ve hayatla arasındaki görünmez perdelerin kendiliğinden kalktığı, çırılçıplak gerçekle karşılaştığı o sert an.

Ne olursa olsun kaybedilmeyen, ama enerjisi azalmış kırık dökük bir ümitle, razı olmaya direnilen bol gelgitli güvensiz günler.

Sizi sevenlerin iyi niyet ve şefkatle ve neredeyse aynı kelimelerle kurduğu o bilindik cılız moral cümlelerini yazmayan talihsizlerden biri olarak her şeyden şüphelendiğim günler ve sonra...

Zor teslim olanların, kıymetini daha iyi bildiği bir iç huzuruyla yeniden başlamak."

Sevgili Sezen Aksu’nun yukardaki cümlelerini "Yaşasın Hayat" kitabıma yazdığı önsözden aktardım. Yaşadığı günlerin güçlüğünü en iyi bu cümleler anlatıyor.
X