"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Seyyal Taner 60 yaşında geri döndü

“Sonnn verdimmm kalbimin işineeeee...<br><br>Aklımmm ermediiii gidişineee...”

SEYYAL TANER 60 YAŞINDA GERİ DÖNDÜ - FOTOGALERİ

Tanıdık geldi değil mi?
Eskilere götürdü değil mi?
İşte bu şarkıyla tanıdık Seyyal Taner’i...
Sonra, ‘Naciye’, ‘Leyla’, ‘Alladı Pulladı’, ‘Gülme Komşuna Gelir Başına’, ‘Kalbimi Affettir’...
O bir döneme imzasını attı... Taner hep ilerideydi, yenilikçiydi ama bunu insan ancak bugün değerlendirebiliyor. Avrupalı pop şarkıcılarına bakınca, “Seyyal Taner bunları yıllar önce yapıyordu” diyoruz./images/100/0x0/55eaaf29f018fbb8f8902203
Ve sonra bir gün geldi, kayboldu ortalıktan.
Kadınlar neden kaybolur?
Ben söyleyeyim: Âşık olurlar, canları sıkılır, bu düzen artık kesmez onları ve başka bir yerde, başka bir şekilde var olurlar.
O da öyle yaptı.
18 yıl...
Şimdi geri döndü.
Bir dönemin seksi, leoparlı vamp kadını Seyyal Taner, ‘Ethnic Rock’ albümüyle bizi yeniden baştan çıkarmayı deneyecek. Albüm, Major Müzik’ten çıktı. Prodüktörlüğünü kendisi yaptı. Yönetmenliğini Selda Bağcan. Fotoğrafları da Mehmet Turgut çekti. İlk şarkı ‘Sevda Zindanları’ benim favori şarkım, klibini yine Mehmet çekiyor...
Seyyal Taner çok esprili, zeki ve fırlama bir kadın.
Tabii insan eski toprak-yeni toprak hemen farkını anlıyor!

*  Nerede kalmıştık?
- Nerede mi kalmıştık? Tam burada! Aradan kaç sene geçtiği umurumda bile değil, pat diye kaldığım yerden devam ediyorum...
*  En son albüm 1995’te çıktı, sonra kapıyı çekip gittiniz. Nereye gittiniz, neler yaptınız?
- Âşık oldum, Bodrum’a gittim. Ama ortadan kaybolmamın tek sebebi aşk değildi. Müzik sektörü tam da o yıllarda, müthiş bir travma geçiriyordu. Korsan belası çıktı, gazinolar kapandı, benim de keyfim kaçtı. Bir de işin içine internet girdi, albüm yapmanın manası kalmadı...
*  Bu kadar yıl sonra neden peki? Canınız müzik mi çekti?
- Canım hep çekiyordu da geriye dönüşü olmayan bir işte çabalayıp durduğumu fark etmiştim...
*  Ama buna rağmen hiç bırakmayanlar, hep uğraşanlar var...
- Onlardan bana ne! O dönem debelenmek istemedim. Bir de âşıktım, İstanbul’dan uzaktaydım. Ama müzik ve dans hep oldu hayatımda. Yazdım çizdim, besteler yaptım, müzisyenlerle beraber oldum. Ama aktif olarak önde değildim.
*  Kendinizi ‘update’ edememiş yani yenileyememiş olmayasınız...
- Dalga mı geçiyorsun! Bir sürü şeyin ilkini ben yaptım bu ülkede. Kendini devamlı yenileyen bir kadınım. Dönemimin de hep önündeydim. Bir gün canım istedi, bıraktım. Şimdi tekrar canım istedi, “Nerde kalmıştık arkadaşlar?” diyorum...
*  Aşk peki? Bitti mi?
- Bitti.
*  Değdi mi?
- Aaaa değmez mi? Hiçbir zaman yaşadıklarımdan pişman değilim. Dibine kadar yaşayacaksın, bitince de bitecek.
*  Aslında şuursuz gibi duruyorsunuz ama çok şuurlusunuz...
- Elbette. Yaptığım bütün o çılgınlıklarda bile bir şuur var. Şuurlu bir şuursuzum ben.
*  Neresinden bakarsanız bakın, bir döneme damganızı vurdunuz, sonra birdenbire kırsala yerleştiniz. 18 kış boyunca ne yaptınız Bodrum’da?
- Bukalemun gibiyim. Bir dünyadan, bambaşka bir dünyaya sıçrayabilen bir ruh haline sahibim. Her yere, her şeye, herkese adapte olurum. Mutluydum Bodrum’da, kendimle kalmaya ihtiyacım vardı, iyi geldi. Ama gerçekten neden döndüğümü merak ediyorsan, enerjimi aktarmayı özledim. Seyirciyle aktif buluşmayı özledim. İçim kıpır kıpır. Baktım müzik sektöründe de değişen bir şey yok, hâlâ olduğu yerde sayıklıyor, krizleriyle, travmalarıyla, boşluklarıyla, “Madem öyle, işte böyle” diyerek tekrar daldım işlerin içinde...
*  Ne diyorsunuz bize bu albümle?
- Bir şey demiyorum, sadece “Ne haber?” diyorum. Daha sonra söylerim söyleyeceklerimi. Önce aramıza giren mesafeyi ortadan kaldıralım, sarılalım, öpüşelim, sonrasına bakarız. Arkadan gelen bir kuşak var, onlar bir enerjimi alsın, dilime alışsın...
*  Peki ya alışmazlarsa ne olacak, küsüp gidecek misiniz?
- Yok ya ne küsmesi! Severler beni, sen merak etme...

LEOPARDAN ÇOK SIKILDIM

*  Size yakın gelen müzisyenler var mı?
- Sempati duyduklarım var. Tarkan mesela... Başka bir format, başka bir ışık, çok seviyorum. Onun dışında rock gruplarından Manga, Zakkum, Yüksek Sadakat ve Redd favorim. Ve tabii Şebnem Ferah, Özlem Tekin, Aylin Aslım, onlar canım benim, bütün kızları seviyorum. İyi ki varlar. Sonra Model... Model’i de seviyorum. Kadın gücü ya! Yaşasın kadınlar! En değer verdiğim şeylerden biri. Ne kadar çoğalırsa müzik yapan kadınlar, o kadar göğsüm kabaracak...
*  Bir sürü kadın gocunur...
- Olur mu? Sahnede emek veren, çıkıp ter döken, kafa patlatan bütün kızlara helal olsun diyorum!
*  Lady Gaga sanki yıllar sonra sizi taklit etmiş!
- Başkaları da diyor böyle şeyler. Ne yalan söyleyeyim, hoşuma da gidiyor. Yaşadığım yılların hep ilerisindeydim. Ama bunu da planlayarak yapmadım, içinden öyle geldi. Her şey benim sahici olmamla alakalı, gerçeğim ben, olduğum gibiyim.
*  Leopardan sıkıldığınız olmuyor mu peki?
- Çok sıkıldım bildiğin gibi değil! Ama işte leoparla özdeşleşmiş bir halim de var. Bir yerimde illa olacak, ya ayakkabımda ya tokamda, küçücük bir yerde. Bende bir kedilik de var, kedinin yüksek enerjisi... Leopar da cuk oturuyor!
*  60 mısınız gerçekten?
- 28 Eylül’de olacağım. Ama yaşa filan inanmam, aldırmam da.
*  40’lar şahane, peki 50’den sonrası?
- Bomba gibi. Benim gibi yapacaksın, hep 19’undaymışsın gibi takılacaksın, dünyaya da aldırmayacaksın. Yanlış anlaşılmasın, hiçbir yerime hiçbir şey de yaptırmadım. Yaptıranlara itirazım yok ama ben ilgilenmiyorum.
*  Ne güzel! Gay’ler de seviyor sizi, bir gay ikonusunuz...
- Evet ya, oldum olası öyleydi. Bence sebebi hem maskülen hem feminen kişiliği içimde barındırıyor olmam.

LOS BRAVOS’UN GİTARİSTİNDEN FRANKFURT’TA YAŞAYAN BİR KIZIM VAR

*  Urfalı aileniz, şarkıcı olmanıza itiraz etmedi mi?
- Bizimkilerin kökeni Urfa, yoksa 1920’lerden beri İstanbul’da yaşıyoruz. Babam askerdi, annemin politik hayatı olmuş, Süleyman Demirel’in yanında kadın kolları başkanlığı yapmış...
*  Destek verdiler yani...
- E vermeseler ben nasıl gideceğim İspanya’lara, Amerika’lara?
*  1965’te Türkiye üçüncü güzeli oluyorsunuz değil mi?
- Valla o iş çok fena, 13-14’ken girdim yarışmaya, gizlice. Okuldan az daha tasdikname vereceklerdi, zaten başka bir okula gitmek zorunda kaldım.
*  Neden?
- E çok küçüktüm. Yoksa birinci seçeceklerdi. Vücudum çok güzel ama yaş henüz 13-14...
*  Anne-baba ne diyor?
- Yok ki haberleri. Sonra dayağı yedim oturdum tabii.
*  Peki İspanya macerası?
- Lise son... Arkadaşlarımla Los Bravos konseri izlemeye gitmişim, kulisin kenarında hayran hayran bakarken, grubun menajeri beni gördü, “Nerelisiniz?” dedi, “Türk’üm!” dedim. “Latin ırkına benziyorsunuz da” dedi sonra beni kalbimden vuran bir şey söyledi: “Los Bravos’a bir klip çekeceğiz. Sizin gibi genç kızlar arıyoruz.” O anda şuurum gitti! Okulumu bitirdim. Annemle babamın başının etini yedim ve sonunda onları ikna ettim ve gittim.
*  Anne surat filan asmıyor mu peki?
- Astı ama neye yarar? O hukuk okumamı istiyordu, bense dünyayı görmek istiyordum, hayatı tanımak istiyordum. Üç aylığına gittim, sekiz-dokuz ay kaldım. Bir klip daha, bir klip daha... 18’ime de İspanya’da girdim. Sonra Amerika macerası başlıyor, Charles Bronson, Robert Mitchum’la birlikte ‘Zapata’nın ikinci versiyonu ‘Pancho Villa’da rol aldım. Minik bir rol. Militan bir kızı canlandırıyordum, İspanyol dansları yapıyordum filan. Ben de oldum olası bir enerji fazlalığı var. Daha çok şey yapacaktım da, âşık oldum. Ve evlendim. Kızım doğdu...
*  Çok saçma ama bir kızınız olduğunu bilmiyordum...
- Los Bravos’un gitaristine âşık oldum, evlendik, kızım doğdu.
*  Arda Uskan’la yaşadığınız aşkı biliyorum.
- O daha sonra, Türkiye’ye dönünce Arda’yla tanıştım.
*  Peki kızınız?
- Yurtdışında.
*  Nerede yaşıyor?
- Frankfurt’ta.
*  Türkiye’yle alakası yok mu?
- Orada doğdu, orada büyüdü. Babayla büyüdü. Ben hep gittim geldim. O da tatillerde geldi.
*  Eski eş, müziğe devam ediyor mu?
- Çok uzun yıllar etti. Son zamanlarda etmiyor ama stüdyosu var, kayıtlarmayıtlar...
*  Toplam ne kadar evli kaldınız?
- Çok az, bir buçuk sene. Ama ilk ve son evliliğim, bir daha hiç evlenmedim.

SEYYAL, KAFASINA GÖRE TAKILAN BİR YILDIZ

*  Bu albümden ne bekliyorsunuz? Para? Şöhret?
- Yok ya. Beni heyecanlandırdı bu şarkılar, dinleyenleri de heyecanlandırırsa ne mutlu bana.
*  Sizde acayip hayvan sevgisi var...
- Sorma! Adeta bağımlılık halini aldı. Onların dilini bile konuşabildiğimi düşünüyorum. Zaten derdim bir hayvan, bir de kadın hakları...
*  Kadınlara ne söylemek istersiniz?
- Ayaklarının üzerinde durmalarını, cesur olmalarını. Şikâyet ettikleri ama aynı zamanda sevdikleri erkekleri, bağışlayarak kucaklamalarını...
*  Başınıza buyruk bir havanız var.
- Bu biraz adımla da alakalı. Altı ay isimsiz kalmışım, sonunda babam, ‘Seyyal’ diye bir yıldız ismini uygun görmüş. Yüzyılda bir yörüngemize giriyor, bir tur atıp kayboluyor. Kafasına göre takılan bir yıldız...

X