Gündem Haberleri

    Şeytanın insanda en fazla sevdiği duygu: Kibir!

    Cüneyt ÜLSEVER
    17.11.2001 - 11:29 | Son Güncelleme:

    Huzura yelken açarken uğranması gereken ara duraklar olduğu gibi; kaçınılması gerekli manialar da var. Bunlara dikkat etmezsek; yine huzuru es geçebiliriz.

    Bana göre hepimizin önündeki en önemli engel kibir!

    Kibir huzurun baş düşmanı.

    Ancak, bir o kadar da çekici!

    Sanki; insanın fıtratında huzuru yakalamak için engel yaratan duygular esas; huzura giden ara duraklar ise sonradan kazanılan erdemler.

    Zaten Şeytan da 'ben seni olduğun gibi kabul ettim, Yaradan ise sana nasıl olman gerektiğini söylüyor', diyerek insanın kanına girer.

    Bu anlamda Şeytan, Yaradan'dan daha insani olduğunu bile iddia eder.

    '20. yüzyılın en büyük hümanisti benim!'

    Kibir insanın içinde kıpır kıpır duran, her an ortaya dökülmeye hazır bir duygu.

    * * *

    İnsanoğlunun en büyük zaaflarından birisi fark edilmek.

    O; diğerlerinden hep farklı, diğerlerinden daima üstün olduğunu hissetmek istiyor.

    Bu duygu esasında faydalı sonuçlar da yaratıyor. İnsanlığa lazım!

    Dünyanın değişiminde, farklılaşmasında, daha iyiye gitmesinde farklı olduğunu göstermeye çalışan Adem oğlunun fark yaratan çabası var.

    Gelişmenin en büyük motoru farklı olma ihtiyacı!

    Büyük kaşifler, sanatçılar, liderler, yöneticiler ortaya farklı bir performans koydukları için zihinlere nakşediyorlar.

    Onları çaba göstermeye iten ne?

    Fark edilme ihtiyacı!

    Bizlerden farklı olduklarını göstermek için kıvranıyorlar, içlerindeki dehayı dışa vurmak için ölüp bitiyorlar. Biz de onların farklarını 'ayinesi iştir kişinin lafa bakılamaz!', prensibi ile kabul ettiğimize göre; onlar farklı olduklarını ispat etmek için uğraşıyorlar ve farklarını bir eser, bir edim ile gösteriyorlar.

    Dünyayı; farklı olan ve farkının fark edilmesi için kıvranan insanların çabaları farklı kılıyor.

    Allah onlardan bin kere razı olsun, onların fark edilme istekleri bin yaşasın!

    Ancak, farklı insanlardan bir isteğimiz oluyor. Farklı olduklarını fark etmesinler, biz onlara söyleyelim istiyoruz.

    Bu da insanın bir fıtratı!

    İstiyoruz ki; onlar ne kadar büyük, ne kadar farklı, ne kadar önemli, ne kadar faydalı olurlarsa olsunlar; aynı zamanda mütevazı da olsunlar.

    Bizden farklı olsunlar, ancak farklı değilmiş gibi davransınlar. Tevazuyu kendine rehber edinen, samimi olarak mütevazı davranan, ancak esasında farklı olan bir insan kısa zamanda etrafında sevgi hareleri oluşturur.

    Etrafına pozitif enerji dağıtır.

    * * *

    Kibir ise kötüdür, istenmez; zira negatif enerji ile doludur.

    Ancak, söyledik; bir o kadar da çekicidir.

    Kibire mağlup olmuş insanlar gerçekten çekilmez olurlar. 'Büyük dağları ben yarattım' edası ile gezinenler, etraflarından o kadar kopar, etraflarına negatif enerji dağıttıkları o kadar belli olur ki; kimse onlarla beraber olmak istemez.

    Kibir içinde yüzen insanın yanında farkında olmadan bir rahatsızlık, huzursuzluk hissedersiniz.

    Görmediğiniz halde sizi esir alan negatif enerjidir.

    Kibirli insanın gerçekte başarılı olanına bir nebze katlanılır. Zira kibirli kişinin kendisine saygı duymasanız da; ortada saygı duyulması gereken bir performans vardır.

    Kişi bu başarıyı taşıyamadığı için kibire mağlup olmuştur.

    Ancak, inkar edilemeyecek bir başarı da söz konusudur.

    Bu başarıyı takdir ederken; neredeyse, kişinin kibrini hazmedersiniz.

    Kişinin kendine değil ama perfomansına yakın durursunuz.

    Felaket olan; hiçbir özelliği olmayan sıradan bir insanın kibirli olmasıdır.

    İşte bu insanlar hiç çekilmez.

    Başarılı kibirliler keçiboynuzu gibidirler. Ağzınızda çok ezmeniz gerekir ama yine de bir dirhem tatları vardır. Kifayetsiz kibirliler ise keçiboynuzu dahi değildirler.

    Ağızda gevelediğiniz bir tutam saman gibidirler.

    Ne yutabilirsiniz, ne de zerre kadar tat alırsınız.

    * * *

    Kifayetsiz kibirlileri hemen tanımak için bir ipucu vereyim.

    Bunlar geldikleri mevkileri şereflendiren değil, geldikleri mevki ile şereflenenlerdir.

    Bir insan lafı evirip çevirip hep kendine getiriyorsa, o büyük bir ihtimalle kifayetsiz kibirlidir.

    Örneğin, lafı hep kendine getiren köşe yazarları vardır.

    Bunlar arada bir 'ben, ben!', diye başlayan cümleler kurmadan duramazlar. Onlara göre iyi köşe yazarı olmak için sadece kendi yaşadıkları tecrübe geçerlidir.

    Hep kendinden bahseden veya bahsedildiğini yazan köşe yazarları esasında kamusal bir alanı iğfal etmektedirler.

    Bunlar genellikle içi boş insanlardır. Bir fikirleri yoktur ki, savunsunlar. Onlar için tek çare kifayetsiz kibirli olmaktır.

    Kendilerine ayrılan köşeleri kendilerini övmek, başkalarını yermek için kullanırlar. Fikirle dikkatleri çekemedikleri için de kavga ile var olmaya bayılırlar.

    * * *

    Siz siz olun kibirli olmayın. Kibir çekici ama taşıması çok zor bir ağırlıktır.

    Huzura giden yolda adamın belini büker.


    e-posta: culsever@hurriyet.com.tr faks: 212 677 06 93
    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı