Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Şeytanı yeğleyenler

Yaşar NURİ ÖZTÜRK

Başlığımız, Kuran'ın Zühruf suresi 36-38. ayetlerinden esinlenerek atılmıştır.

Şöyle deniyor o ayetlerde: ‘‘Kim Rahman'ın zikrini/Kuran'ı görmezlikten gelip ondan uzaklaşırsa, biz ona bir şeytan musallat ederiz, o ona can yoldaşı olur. Bu şeytanlar onları yoldan saptırırlar. Onlarsa kendilerinin hâlâ hidayet üzere olduklarını sanırlar. Sonunda bize geldiğinde şeytan yoldaşına şöyle der: Keşke aramızda iki doğu arası kadar uzaklık olsaydı! Ne kötü yoldaşmışsın sen!’’

Rahman'a karşı şeytan söz konusudur burada. Zikir, Kuran'ın adlarından biri olduğuna göre, karşı karşıya gelen değerler, Kuran değerleriyle şeytanın değerleridir.

Burada gözardı edilmemesi gereken en önemli nokta, şeytanı yeğleyerek Kuran'a sırt dönenlerin, kendilerini ‘‘hidayet’’ üzre gören kişiler olmasıdır. Yani bu ‘‘şeytan yeğleyiciler’’, öyle dinsiz-imansız inkârcılar değil, hidayet iddiasında, kendilerini öne çıkaran kişilerdir.

Kuran bunları neden, ‘‘hidayet iddiası içinde sapmışlar’’ olarak gösteriyor? Cevap, mesajın esasıdır: Kuran dışında hidayet aramışlardır, bunun doğal sonucu olarak şeytanın dostu olma kaderini yüklenmek zorunda kalmışlardır.

* * *

Mesajı tekrarlayalım: Kuran dışında hidayet arayanların dostu şeytan, nasipleri ise sapıklık ve hüsrandır. Ürkütücü olan şu ki bu hüsran, hidayet yafta ve iddiasıyla sahnelenmektedir. Tahribin büyüklüğü işte buradan kaynaklanmaktadır. Ayet ‘‘dine-İslam'a, mukaddesata’’ vs. gibi ifadeler yerine, ‘‘Kuran'a ters düşmek’’ tabirini kullanmıştır. Yani, Kuran'dan onay almayan bir hidayet iddiası ve bu iddiaya bağlı din söylemi, perdenin arkasını görebilenler için, katıksız bir sapıklıktır. Katıksız ve katmerli...

Çünkü inkârcı sapıklığın aksine, Kuran dışı dincilik şeklinde beliren sapıklık, Allah'ın saf ve iyi niyetli kullarına musallat olur ve onları ‘‘din-iman’’ diye diye perişan eder. Bugünkü İslam dünyasını ettiği gibi...

İslam dünyası ve o arada ülkemiz işte bu perişanlığın kahrı altında inlemektedir.

Olay açık ve inkâr edilemez bir biçimde ortadadır: Kendisine ‘‘İslam dünyası’’ adını veren camia, iddia ve söylemlerinde ısrar ederse, akıl bizi iki şeyden birini kabule zorlayacaktır: 1. Bu camia aldatılıyor veya kendini aldatıyor, yaşadığını iddia ettiği din, Kuran'ın getirdiği ve adını ‘‘İslam’’ koyduğu din değildir. 2. İslam dünyası doğru sözlü ve dürüst özlüdür, bozukluk ve tutarsızlık (haşa) Kuran'dadır.

Bu iki şıktan birini seçmek zorundasınız. ‘‘İslam dünyası’’nın perişanlığı tartışmasız olduğuna göre, ‘‘Hem bu camia sağlamdır, hem de Kuran’’ demeye kalkmak aklın apaçıklık ilkesine tamamen zıt olur.

* * *

Biz, yukarıdaki iki şıktan birincinin doğru olduğu inancını taşıyoruz. Sebebi de, hiç kuşkuya düşmeden belirlemiş bulunuyoruz. Bir kez daha söyleyelim: ‘‘İslam dünyası’’ denen camianın yaşadığı din, Kuran'ın getirdiği ve Hz. Muhammed'in tebliğ ettiği din değildir. İçinde o dinden bir şeyler elbette vardır, ama tamamı o din değildir. Kuran'ı ‘‘anlamak’’ için okuyanlar, bu gerçeği hemencecik görüverirler.

Ülkemizde de, politik ve ekonomik saltanat çıkarları uğruna Kuran'ın sadece adı kullanılmak suretiyle sergilenen bu ‘‘Kuran dışı din’’, menfaat veya aldatmayla susturulmuş kitleler hariç, aklı ve idraki sağlam hiçbir insanı ikna edemez. Bu apaçık olduğu içindir ki, Kuran dışı dinciliğin savunucuları, sürekli bir biçimde aforoza, tekfire, tehdide, şiddete veya ulufe dağıtma yoluna başvurmaktalar. (Bu ulufeler sayesinde Türkiye'de bir ‘‘liboş dinciliği’’ doğmuş bulunuyor.) Çünkü idrak ve aklı tatmin edecek hiçbir şeye sahip değillerdir.

Kuran'a sırt dönen dinci sömürüyü tanıtıp belletemezsek, körpe kuşakların şu üç beladan birine teslim edilişini seyrederiz: 1. ‘‘Din bu ise olmaz olsun’’ diyerek dinsizliğe geçiş, 2. ‘‘Dinsiz yaşanmaz ama buna da katlanamam’’ diyerek başka bir dine geçiş, 3. Bilgisizlik, duygusallık yüzünden veya ekonomik-politik sebeplerin itişiyle ‘‘Kuran dışı din’’e bağlılığını devam ettirerek ruh ve kişilik dengesizliklerine duçar olmak.

Sahte dinin, bu üç ihtimal dışında vaat edeceği hiçbir şey yoktur. Dünya va ahret mutluluğuna yatırım yapmak isteyenleri Kuran'a çağırıyoruz.













X