"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Şeytan bunun neresinde

Bu fotoğrafı, geçen pazar günü Atina’da Akropolis Müzesi’nin birinci katında çektim.

Şeytan bunun neresinde


Fotoğrafı daha müzeden ayrılmadan Instagram’a koyduğumda, bugüne kadar hiç görmediğim bir hızla beğeni aldığını gördüm.
Bu fotoğrafı elinize alıp, Akropolis Müzesi’nde onu görmek isterseniz, bir ihtimal bulamazsınız.
Çünkü bu fotoğraf gerçek değil.
Bir illüzyon... Bir hayal...
Yani benim “bakış açım”...
Bu formu görmek için, eğildim, büküldüm, ışığı bekledim, sergilendiği yerin arkasına geçtim...
Ve sonunda, kendi bakış açımdan yepyeni bir form yarattım.
Gördüğünüz “şey” benim yarattığım bir heykel...
Altına rahatlıkla imzamı atabilirim.

***

Nedir bu form?
Her şeyden önce “estetik bir hal”...
Hünsa, yani iki cinsiyetli bir form.
Baktığım zaman bazen, olağanüstü bir kadın kalçası ve duruşu görüyorum.
Bazen bacaklarındaki dövmeleri görüyorum.
Bazen o dövmeler bana, görünmeyen bir jartiyerin ucundaki çorap gibi geliyor.
Bazen bir erkek bedeninin altı gibi görüyorum.
Öyle anlarda, belli duruşların, erkek ile kadın arasındaki çizgi farkını ortadan kaldırdığına inanıyorum.
Ama ne zaman baksam, bu fotoğrafta beni çok etkileyen hünsa, erselik, iki cinsiyetli olağanüstü bir form görüyorum.
İnsan elinin yaratabileceği en güzel formlardan biri...

***

Şeytan bunun neresinde


Oysa bu gördüğünüz aslında bir insan bedeninin uzantısı...
Ama insani bir form değil.
“Şeytanın”, “iblisin” bir parçası...
Üç başlı, bir kuyruklu bir iblisin detayı...
Gövde kısmı üç erkek kafasından oluşuyor.
Alt kısmı ise bir yılan...
Bulunduğu yer konusunda iki tahmin var.
Bir ihtimal, Athena Polias Tapınağı’nda...
Bir başka iddiaya göre ise Yunan tarihinin ilk parthenonu olan Ekatompedos’ta bulunmuş.

***

Yunan mitolojisine göre bu iblis, sürekli biçim değiştiriyor.
İnsana ait üç kafa ve beden üç ayrı şeyi karakterize ediyor:
Su, ateş ve kuş...
Kuş dediğimiz şeyin aslında hava olduğunu söylememe gerek yok.
Demek ki “iblis”, aslında insan ve yılan diye iki parçadan oluşan bir “şey”.

***

Yunan mitolojisinin, “şeytanı” temsil etmek için, insanı ve yılanı seçmesi bir tesadüf müdür?
Kötülüğü bu iki canlı türü mü temsil eder?
Yani kafamızdaki “iblis” bu iki parçadan oluşan bir puzzle mıdır...
Eğer öyleyse, her birimiz karşı karşıya durup elimizdeki aynaları birbirine tutarsa, acaba ne görürüz?
Yoksa, her iki aynada da görünen görüntü, bu iki parçadan mürekkep bir “şey” midir...
Sakın, ağızlarına en çok Allah kelimesini alanlar da, “şeytanlaştırdıkları” karşı tarafın ikinci parçası olmasınlar...
Ya üst, ya alt tarafı...


Allah’ı sadece kendi taraflarında görenler, iblise bakınca ne görür

AKROPOLIS müzesine gidip, bu formu görmek isterseniz, benim “bakış açımda” durmanız lazım.
Gördüğünüz form, aslında şeytanın yılan olan kısmından kopmuş bir parça.
Ayrı ve tek başına duruyor...
Müzeyi gezenlerin durduğu yerden bakarsanız, yılanın bir parçası olarak görünüyor.
Benim bakış açımdan baktığınızda ise gördüğünüz “şey”, Allah’ın yaratabileceği en güzel formlardan biri...
İnancınızın sabitleştirdiği gözle baktığınızda, “yılanı”, yani “iblisin” en cismani halini görüyorsunuz.
Benim bakış açımdan baktığınızda ise...
İnsan bedeninin en güzel, en cezbedici, en baştan çıkarıcı halini...
İnsanın Yaradılış efsanesindeki baştan çıkarıcı güzelliği...

***

Geçen pazar günü, orada durdum ve düşündüm.
Her gün Allah’ın adını ağzına alıp, Allah’ı sadece kendilerinin yanında, kendi tarafında görenlerin, zannedenlerin, aslında bu fotoğrafın hangi parçası olabileceklerini hayal etmeye çalıştım.
Karar veremedim...
Allah adına söz alma hakkını sadece kendilerinde gördükleri için, “iblis”e de, “şeytan”a da ancak hangi açıdan bakacaklarını sadece onlar tayin edebiliyorlar.
Ya benim bakış açım yanlış...
Ya onlarınki...
Ben iblisi değil, Allah’ın yarattığı güzel formu görmeye çalıştım.
Ve gördüm...

OKUYUCU KATKISI: O ŞEYTAN ASLINDA İYİ BİR ŞEYTAN

Bu yazı üzerine okuyucu Ali Arıkan'dan çok güzel ve çok öğretici bir not aldım.
Bu not benim yazımını 'bakış açısını' değiştirmiyor. Ama bana 'deamon'a bakış konusunda yepyeni bir perspektif getiriyor.

O yazıyı sizinle paylaşıyorum:

“Klasik Yunan'da bizim bildiğimiz anlayışla Şeytan yok. Hatta 'Satan' Eski Ahit'te bile bizim bildiğimiz kötülük timsali değil. Bu anlayış Yeni Ahit'te geliyor.

Sizin gördüğünüz ve fotoğrafını çektiğiniz heykel bir 'daemon' (büyük ihtimalle de Nereus). Ama 'daemon' kavramı Antik Yunan'da bizim bildiğimiz zebani/iblis demek değil. Daemon, Eski Yunanca'daki Daimon kelimesinden gelir ki o kelime de 'Tanrı; Tanrının Lütfu; Tanrı'nın dehası' gibi anlamlara gelir. Klasik Yunan'da Doğa Ruhları. Yani tabiatın birebir kendisini temsil ediyorlar. Ki zaten Hristiyanlıkta daemon'ın kötüleştirilmesi de Paganizm'den kaçmak için (nasıl ki Pan veya İskandinav Loki gibi tanrılar ilk Hristiyanlar tarafından Şeytan'la bir tutulmuşsa).

Kötü daemonlar yok mu Antik Yunan'da? Var. Ama onlar da doğal 'kötülükleri' temsil ederler, mesela delilik gibi (onlara da Kakodaemon denir).

Ama sizin gördüğünüz heykel 'iyi"'bir daemon ve Şeytan'la alakası yok. Yazınızın anafikrine katılıyorum. Ama sanki önce o anafikirde karar kılıp onun çevresine bir yazı yazmışsınız hissini aldım.

Bu arada, bu e-maili yazarken Beggars Banquet albümünü dinliyorum. Paylaşmadan edemeyeceğim.”

X