Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Şeytan aldı götürdü...

Emin ÇÖLAŞAN

Apo'yu şeytan aldı götürdü! İtalyan devletinin koruma ve himayesinde bir anda toz oldu, kayıplara karıştı. Bu satırların yazıldığı dün akşam saatlerine kadar nerede olduğu bilinmiyordu.

Sanki yer yarıldı, İtalyan devletinin koruması altındaki Apo içine girdi!

Yakında bir taraftan çıkacak. Ama çıktığı yerde de özgür olamayacak. Türk devletinin ve Türk milletinin nefesini, dünyanın neresine giderse gitsin, ensesinde hissedecek.

Bu adam 40 bin'e yakın insanın katilidir. Dünyanın, hayatta olan en büyük katilidir.

Zavallı bir korkaktır.

Kendi yandaşlarından oluşan yaklaşık 20 bin teröristin de katili bu adamdır. Onları ellerine silah tutuşturup dağlara sürmüş, kendisi Şam'da, Suriye'nin kucağında kebap yaparken, nice ana baba kuzusunu kendi ruhsal hastalıklarına kurban edip ölüme göndermiştir.

Gerçek bir korkaktır. Kürt çocuklarını dağlara sürerken, Şam'daki evinde metresleriyle, sevgilileriyle gününü gün etmiş bir zavallıdır.

Bunlar yalan değil. Her şeyi medyadan izlediniz, gözlerinizle gördünüz.

* * *

Türkiye bastırınca Apo'nun Suriye tarafından önce Rusya'ya, oradan İtalya'ya postalanması, bir başka acı gerçeği daha göz önüne serdi. Gördük ki, işine gelen konularda ‘‘aslan’’ kesilen ‘‘uygar’’ Avrupa ülkeleri, bir terörist söz konusu olduğunda korkudan ne yapacağını şaşırmaktadır!

Avrupa, bir ‘‘kâğıttan kaplan’’ olduğunu Apo olayında kanıtladı. İki paralık bir terörist konusunda eli ayağı titremeye başladı.

Ama çok önemli bir gerçek var ki, Türk milleti onu hiçbir zaman unutmayacak.

İtalya'nın kalleşliği ve korkusu.

İtalya bu zavallı teröristi önceki gün uçağa koydu ve bir yerlere apar topar göndermek zorunda kaldı.

Şimdi bakınız İtalyan Başbakanı dün bu konuda ne diyor:

‘‘Nerede olduğunu bilmiyorum. Umurumda bile değil.’’

Bu sözleri daha da ‘‘Türkçe’’ yaparsak adam ‘‘Beni ırgalamaz. Siz derdinize yanın’’ demek istiyor!

Hele uygar geçinen Avrupa'da bir ‘‘devlet adamının’’ bu sözleri söylemesi, tam anlamıyla utanç verici ve yüz kızartıcıdır.

Adına ‘‘düşmanlık’’ denilen şey işte budur.

Demek ki günün birinde İtalyan bir mafya babası ülkesinde binbir suç işleyip Türkiye'ye sığınsa ve biz onu devlet koruması altına alıp başka bir ülkeye kaçırsak, bu davranışımız -İtalyan mantığına ve uygulamasına göre- normal karşılanacak!

Öyle mi?

* * *

Apo nereye kaçırılmış olursa olsun, hiç fark etmez. İster Beyaz Rusya, ister Kuzey Kore, ister Güney Kutbu, hiç fark etmez. Günün birinde yeri ortaya çıkacak.

Türk devleti bu herifin tepesine bir gün mutlaka binecek. Hem de fena binecek.

Onu şimdilik şeytan aldı götürdü, ama kaçamadan getirecek!

Yazıklar olsun o İtalya'ya ki, dünyanın hayatta olan en büyük teröristine kol kucak açtı ve sonunda onu başka bir ülkeye postalamayı başardı!

Ama kaçmanın da, kaçırmanın da bir sonu olduğunu yakında herkes görecek.

KAR YAĞDI BÖYLE OLDU

Ankara'ya mevsimin ilk karı dün yağdı. Hay yağmaz olaydı. İki saatlik bir yağış kenti altüst etti. Buzlanmalar, kaymalar, kazalar... Tatil günü olmasına karşın her şey altüst.

İ nokta Melih'in belediyesi kayıp! Tümüyle tatilde. Meteoroloji kar yağacağını günler öncesinden haber veriyor ama tuzlama ekipleri ortada yok! Her şey Allah'a emanet.

* * *

Seymenler, Ankara'nın en güzel ve yeşil parklarından biridir. Geçen gün oradan geçiyoruz. Bir de ne görelim, İ nokta Melih'in ekipleri gelmiş ve parktaki en az 50 yıllık gür ve yemyeşil koskoca söğüt ağaçlarının ana dallarını kesiyorlar.

Çoğunu kesmişler. Otomatik testereleri de getirmişler, kestikleri bu kocaman gövdeleri oracıkta odun yapıyorlar.

Demek ki birilerinin odunu bitmişti ve o güzelim ağaçlar bu yüzden kurban seçilmişti.

Ankara'nın göbeğinde böylesine bir yeşil düşmanlığı!

Korumalarla birlikte bu rezilliği gözlerimizle gördük, adamları azarladık ama iş işten geçmişti.

Ne olur, eğer Ankara'da yaşıyorsanız ve yolunuz o parka düşerse, İran Caddesi tarafından girin ve o zavallı ağaçların durumunu bir görün.

İ nokta Melih'in Ankara'ya son ‘‘hizmeti’’ işte bu oldu!

BAYRAM GÜNÜ

Bundan birkaç yıl öncesine kadar gazeteciler için çok önemli olan bir uygulama vardı. Kurban Bayramı'nda 3, Şeker Bayramı'nda 2 gün tatilimiz olurdu. Bu günlerde Bayram gazeteleri çıkar, bütün gazeteciler de rahat bir nefes alırdı. Dünya yıkılsa haber ve yazı gerilimini yaşamazdık çünkü gazetelerimiz çıkmazdı.

Sabah Gazetesi bu güzel basın geleneğini yıktı. Reklam gelirini artırmak için dini bayramlarda da çıkmaya başlayınca, diğer gazeteler onu izlemek zorunda kaldı.

Şimdi herkesin tatil yaptığı, kafasını dinlediği bu ortamda, gazeteciler çalışmak zorunda!

Hepinize iyi bayramlar, iyi tatiller diliyorum sevgili okuyucularım.



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI