Seyahatname devam ediyor

Güncelleme Tarihi:

Seyahatname devam ediyor
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 14, 2011 23:25

Devlet Opera ve Balesi, yeni ve farklı bir modern dans oluşumu hazırladı; Modern Dans Topluluğu İstanbul (MDTist). Bu proje, 1992’de Ankara’da Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Modern Dans Topluluğu’nun bir benzeri. MDT ismi ile özdeşleşen Devlet Opera ve Balesi koreograflarından Beyhan Murphy’nin sanat yönetmenliğinde çalışacak.

Haberin Devamı

MDTist’in ilk projesi, Beyhan Murphy’nin 2001’de sahneye koyduğu Evliya Çelebi’nin 17. yüzyılda kaleme aldığı Seyahatnme olacak. Ancak yepyeni ve modern bir kurguyla... Murphy’le bu yeni oluşumu ve gösteriyi konuştuk.

*  Ankara’da bu kadar uzun zamandır böyle bir topluluk varken İstanbul için neden bu kadar geç kalındı?
- 2004‘te zamanın Müdürü Mesut İktu bana “Haydi gel İstanbul’da MDT yapalım” demişti. Hemen akabinde şimdiki Müdürümüz Suat Arıkan aynı teklifi yapmıştı. Benim reaksiyonum ise hep şöyle oldu, kamuoyundan ve gerek Genel Müdür Rengim Gökmen ve gerekse Suat Arıkan’ın pozitif niyetlerinden hiç kuşkum yok ama acaba bizim camiamız bu yeniliğe açık fikirlilikle yaklaşabilir mi? Dolayısıyla öngörülen birtakım şartların hazır olması gerekiyordu. Türkiye’ye döndüğüm 1992’den beri toplayıcı, birleştirici olmak için çabalar sarfettim ama ilginçtir bazen klasik parametreler dışında kalan sanatsal girişimleri sürdürülebilir hale getirmeye çalıştığınız zaman nedense ‘ayrıştırıcı’ olarak tanımlanabiliyorsunuz. Ama böyle olsaydım, Türkiye’ye getirdiğim klasik bale eğitmenleri, klasik bale toplulukları ve klasik bale eserleri için uğraşmazdım. Bu şekilde düşünen insanların meseleyi pek kavrayamadıklarını düşünüyorum ya da biz kendimizi çok iyi anlatamıyoruz.
*  12 senelik Ankara MDT deneyiminizden sonra, İstanbul için kurulan toplulukta neleri göz önünde bulundurdunuz?
- Ankara ile İstanbul doğal olarak kıyaslanıyor ama bu kıyaslama olumlu gelişmelere neden olması açısından ele alınmalı. En büyük farklardan biri yaş ve background farkı. Ankara’da bütün dansçılar çok erken yaşta bana geldi ve orada çok ciddi ve çok üst nitelikli bir ‘aktif okul’ kurduk. Burada devlet balesi içindeki dansçılar, bu işin olması için o kadar çok beklediler ki, artık 30’larını geçmiş bir halde MDT’yi oluşturdular. Dışardan gelen gençler ise 22-23 yaşlarında, dolayısıyla birbirine entegre süreci gerekiyor. Çok kısa zamanda olacak bir şey değil bu ama ilk oluşum için bu entegrasyonu en olumlu şekilde sağlayabilecek bir grup oluşturmak en önemli faktörlerden bir tanesiydi.
*  İki grup arasında benzerlikler ya da farklılıklar olacak mı?
- Doğal olarak farklılık olması kaçınılmaz. İstanbul tüm paradoksları ile insanın özel yaşamına kadar sızıyor, bu inişli çıkışlı, bir günü diğerine benzemeyen şehir, yaptığımız sanata da ister istemez bunu yansıtacak. Çoklu repertuar oluşturmak yerine bir dönemde bir eser mantığı ile çalışacağız. Ankara MDT’yi bir repertuar topluluğu olarak geliştirdim. Yaptığımız eserler proje mantığını takip ederek, çok çeşitli eğitim kurumlarında sergilenebilecek, seminer ve atölyelere kendini açabilecek.
*  Neden ilk eser olarak Seyahatname’yi tercih ettiniz?
- Seyahatname’nin yapısı, bu tip küçük ölçekli grupların intim ve deneysel usulde çalışmalarına olanak sağlıyor ve aynı zamanda Evliya Çelebi’nin doğumunun 400. yılı olması ve UNESCO’nun 2011 yılını Evliya Çelebi yılı ilan etmesiyle de örtüşüyor.
YENİSİ DAHA ŞEHİRLİ
*  2001 yılında sahnelediğinizden ne tür farklılıklar olacak?
- Seyahatname-reload tamamıyla yeni bir eser oldu. Her ne kadar kurgu metodu olarak aynı olsa da, eski Seyahatname’nin esamisi okunmuyor diyebilirim. Aslında yüzde 50 eski yüzde 50 yeni diye başladım ama, yeni bir grup, yeni çalışma mekanı, yeni enerji, yeni zaman derken tamamıyla yenilenmiş bir başka tanımla ‘yeniden yüklenmiş’ yeni bir sürüm olarak çıktı ortaya. Değerli film yönetmeni dostum Ozan Açıktan ilk ekipten olan tek kreatif öge, çok dinamik ve teknolojinin sağladığı nimetleri sonuna kadar kullanan bir sanatçı. Onunla 10 yıl sonra tekrar buluşmak keyifli oldu. Eski Seyahatname’yi bilen seyirci, ki 5-6 kere gelenler olurdu, bu Seyahatname’de eskiye yaptığım koreografik ve kompozisyonel göndermeleri tanıyacaklardır. Eski Seyahatname daha etnik bir havaya sahipti. Daha soyut bir alemde cereyan ediyordu. Yeni Seyahatname kesinlikle daha ‘urban’, daha şehir aroması var.

Haberin Devamı

ORHAN PAMUK YERİNE ELİF ŞAFAK

Haberin Devamı

*  Örneğin eskisinde kullanılan Orhan Pamuk metinlerini Elif Şafak’ınkilerle değiştirmişsiniz. Neden?
- Uzun zamandır Elif Şafak’ın kitaplarını keyifle okuyorum. Bu yeni Seyahatname’de galiba biraz daha ‘kadın’ gözünden mentaliteye doğru kayma ihtiyacım vardı. Elif’in kalemini hem çok sorgulayıcı, hem çekinmeden keşiflerini paylaşıcı, hem de çok akıcı buluyorum. Belki de biraz kendimi buluyorum onda... Aşk, Şehrin Aynaları, Med-Cezir, Pinhan, Firarperest; çoğundan alıntılar var.
*  Seyahatname’nin ardından ne tür projeler düşünüyorsunuz?
- Büyük bir olasılıkla Hüsn-ü Aşk’a Dair’i tekrardan hayata geçireceğiz.

BU KEZ SİYAH-BEYAZ

Sahnede seyirciyi renkli bir görüntü beklemiyor. Kostümler siyah-beyaz ve gri üzerine kurulu. Hüsn-ü Aşk’a Dair’de son derece uyumlu ve keyifli çalıştığım Ayşegül Alev ile tekrar bir araya geldik. Modern şehir hayatımız Elif Şafak’la beraber bu tonlarda seyrediyor, Evliya Çelebi ile tarihsel pasajlara seyahat ettiğimizde ise etraf biraz daha renkleniyor. Dekoru da daha çok enstalasyon mantığında tasarladık. 15 senedir prodüksiyon şefliğimi yapan Cem Görk işin bu tarafını üstlendi. Mobil, pratik ve kolay kurulup kalkabilen bir çevreleme ve mekan tanımlamayı sağlayan bir konstrüksüyonla seyahat edeceğiz.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!