GeriSeyahat Yerin yedi kat altından gelen ateş
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Yerin yedi kat altından gelen ateş

Yerin yedi kat altından gelen ateş

Fethiye ile Antalya arasında kalan büyük yarımada, haritalarda Teke Yarımadası olarak yazılıyor olsa da tarih boyunca ‘Likya’ olarak bilinir. Bu coğrafyayı bana adım adım keşfetme imkânını veren Likya Yolu’nu seneler önce ilk defa yürüdüğümde “Acaba tekrar buralardan geçer miyim?” sorusunu sormuştum kendi kendime. ‘Evet’ yeniden geçtim üstelik bu kez koşarak...

Nereye gidersem gideyim üzerinde bulunduğum coğrafyanın ruhu olduğuna inanırım. Keşfetme ruhu ile gezdikçe içine çeker veya iter. Kendimle konuşurken aslında o anda bulunduğum ortam ile konuşurum. Taşına, toprağına, ağacına dokunurum, bir ağaç gölgesinde dinlenip hayaller kurarım. Likya Yolu üzerindeki kirliliğe dikkat çekip farkındalık yaratabilmek için Kasım 2017’de ‘çöp toplama’ organizasyonuna öncülük edip etkinliği gönüllülerle Çıralı’da tamamlamıştık. Bıraktığım yere geri döneceğimden habersiz serin bir Kasım sabahında Çıralı’da Likya’ya “Şimdilik hoşçakal” demiştim.

Yerin yedi kat altından gelen ateş


Hayat ‘rastlantılarla mı doludur?’ bilinmez ama Likya’nın ilkbahar coşkusunu serin bir kasım sabahında bıraktığım Çıralı’da tekrar yaşama fırsatı verdi Mammut Tahtalı Run To Sky organizasyonu. Outdoor markası Mammut ve Türkiye distribütörü Sportive’in desteği ile bu yıl dördüncüsü düzenlenen ‘Mammut Tahtalı Run To Sky’ gökyüzü koşusuna (skyrunning) katılıp adım adım yürüdüğüm patikalarda zamana karşı Tahtalı zirvesine kadar çıkacaktım. İlk hedefim sağlıklı olarak 27 km’lik koşuyu bitirmek, sonrasında verilen süre içerisinde deniz seviyesinden 2365 metre yüksekliğe ulaşmaktı.

Yerin yedi kat altından gelen ateş

Fotoğraf: Metehan KURT – GOSHOTS

Su, Likya’da altın değerinde

Yaşadıklarımı koşu raporu tadında yazmaktansa zirve yolunda nerelerin görülebileceğini anlatmayı tercih ettim. Sabah saat 07:00’de Çıralı sahilinden koşmaya başladık. Yürüyecekler için uzun sayılabilecek bir çıkışın ardından Likya coğrafyasının kutsal noktalarından Chimaera’ya (Yanartaş) ulaştım. Efsaneye göre, aslan, keçi ve yılan karışımı üç başlı canavar Khimaira’yı kanatlı atı Pegasos’un üzerinde attığı oklar ile yerin yedi kat altına gömen genç Bellerophontes aklıma geldi. Yolunuz Çıralı’ya düşerse Kimera’nın binlerce yıldır sönmeyen ateşini mutlaka görüp efsanesini okumanızı öneririm. ‘Yaşamış mıdır?’ bilinmez ama Khimaira bugün bile yerin yedi kat altından ateşlerini saçmaya devam ediyor. Burası antik dönemlerde denizciler için fener işlevi de görmüş.

Zorlu Yanartaş çıkışı sonrası Ulupınar’a indim. Deresi kuru olsa her tarafta su sesleri ve meşhur alabalık lokantaları ile burası tam anlamıyla yol üstü yemek duraklarından. Likya’da adım adım yürümüş biri olarak ‘suyun Likya’da altın kadar kıymetli’ olduğunu tereddütsüz söyleyebilirim ancak Ulupınar bu durumdan etkilenmemiş. Beydağları’ndan inen buz gibi sular yürüdüğüm patikalar boyunca akmaya devam ediyor.

Yerin yedi kat altından gelen ateş

Fotoğraf: Altuğ Şenel

Doğa, tarih ve deniz

Likya’yı ilk yürüdüğümde Tahtalı Dağı’ndan yaptığım zorlu iniş sonrası Ulupınar’a ulaşmıştım. Burada yediğim yemek, gürül gürül akan derenin sesini dinleyerek çadırda geçirdiğim gece aklıma geliyor. Üzerinden seneler geçmiş olsa bile yol yorgunluklarının hafızamda daha kalıcı izler bıraktığını birkez daha anlıyorum. Ulupınar sonrası çok da zor olmayan bir çıkış ile Beycik’e ulaştım. Beycik sahil kalabalığından uzak, birkaç yerel lokantanın ve birkaç pansiyonun bulunduğu Tahtalı Dağı eteklerinde kurulmuş küçük bir yerleşim.
Likya Yolu’nun zorlu ama keyif alarak yürüyebileceğiniz kendinizi doğa ananın kollarına bıraktığınız Tahtalı Dağı çıkışı da buradan başlıyor. Beycik’ten zirveye çıkmak gerek koşunun gerekse yürüyeceklerin zorlanacakları bir rota olsa da asırlık ardıç ve sedir ağaçlarına dokunmak, Beydağları’nın zirvesine adım adım ulaşabilmek tüm yorgunluğunuzu unutturacak. Beycik’ten başlayarak sakin bir yürüyüş ile zirveye 5-6 saatte ulaşabilmek mümkün. Yanınıza yürüyüş batonu ve yeterli miktarda su almayı unutmayın.
Zirvede Olympos Teleferik tesislerinde dinlendikten sonra teleferik ile aşağıya inebilir, buradan transferinizi sağlayabilirsiniz. Manzarasından, coğrafyaya kadar teleferik deneyimini yaşamak bile güzel.

Doğa, tarih ve deniz sevdalısı olunca Çıralı ziyaretçilere birden fazla alternatif sunuyor. Likya birliğinde üç oy hakkına sahip altı şehirden biri olan Olympos’u gezmek, 1960’lı yıllarda kapatılmış krom madeninin bulunduğu Maden Koyu’na (Atbükü) yürüyüş, Boncuk Koyu’nda yoga ve tabii ki denizin keyfini çıkarmak Çıralı’da yapabilecekleriniz arasında...

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle