GeriSevda SERBEST Eceabat: Deniz, doğa, tarih, sanat ve üzüm bağları...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Eceabat: Deniz, doğa, tarih, sanat ve üzüm bağları...

Eceabat: Deniz, doğa, tarih, sanat ve üzüm bağları...

Geçtiğimiz hafta sonu sakinliği, bozulmamış doğasıyla bizi dinlendiren, dinlendirirken keyif veren bir keşif yaptık. İstanbul'a dört saatlik mesafedeki Eceabat'a daha önce neden gelmedik dediğimiz pek çok detayla karşılaştık. Eceabat, Çanakkale Şehitliği’nin de burada yer alması sebebiyle daha çok tarihi bir yer gibi görünse de bozulmamış yemyeşil doğasıyla, gizli koylarıyla ve ülke turizmine katkı sunan tesisleriyle de konuşulmaya değer pek çok hazineye sahip.

Her yanı tarih kokuyor
Eceabat'a gelince tarih dört bir yanımızı sardı. İlk görmemiz gereken yere doğru, Morto Koyu önündeki Hisarlık Tepe üzerinde bulunan Şehitler Abidesi'ne doğru yol aldık. Çanakkale Savaşı’nda hayatını kaybeden 253 bin Mehmetçiğin anısına yaptırılan ve dört ayak üstüne oturtulan Abide tüylerimizi diken diken edecek kadar etkileyiciydi. Ardından Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan Kilitbahir Kalesi'ne ve Seddülbahir Ahmet Uslu Müzesi'ne de uğramayı ihmal etmedik. Biz vakit bulamadık ama arkeoloji ilgi alanınıza giriyorsa Alexandreia Troas Kenti de buraya kadar gelmişken mutlaka görülmesi gereken yerlerden.

Eceabat: Deniz, doğa, tarih, sanat ve üzüm bağları...


Gizli kalmış koylar
Eceabat'ın doğası çok bozulmamış. Her an burnumuza gelen çam kokuları eşliğinde Kabatepe Orman Kampı tabelasını takip ederek pek çok gizli kalmış plaja denk gelinebiliyor. İlk durak Batık Gemi Koyu. Yeşil ve mavinin birbirine pek yakıştığı el değmemiş bu plajdan serin sulara kavuşuyoruz. Cennet Koyu, Tekke Koyu, Kum Limanı da diğer gizli kalmış koylardan. Yol boyu göreceğiniz manzaralar da cabası.

Bağların ortasında sanat ve lezzet buluşması
Konaklamak için Eceabat Kumköy'deki Hotel Caeli'ye geldik. Otel dediğime bakmayın, ülke turizmi için o kadar güzel işler yapmışlar ki, sadece otel dersem haksızlık edecekmişim gibi geliyor. Ülkenin ilk lüks şarap ve SPA oteli olan Hotel Caeli'nin odaları bağ, orman ve göl manzaralı. Sabah uyandığımda balkonumdaki manzara adeta bir Toskana sabahıydı. Şehir gürültüsünden uzak, sadece doğayı dinleyip, kokusunu duyabildiğim, gece yıldızları seyredebildiğim güzellikteydi.


En sık dikimli bağ
Otelin etrafındaki 1700 dönümlük Caeli bağlarında Bordo tipi şaraplar üretiliyor. Dev bağların yüzde 80’inde Cabernet Sauvignon, Merlot, Cabernet Franc ve Petit Verdot üzümleri dikili, yüzde 20’de de Sauvignon Blanc, Chardonnay ve Viognier gibi beyazlar bulunuyor. Oda penceresinden gördüğümüz bu bağlarda 1x1 metre sıklığında dikilen üzümler elle toplanıp, geleneksel yöntemler ile sıkılıyor. 8-24 ay arasında yıllandırılıyor. Otelin yanında konumlanan üretim tesisi mimari açıdan oldukça etkileyici. Konaklama yapılmasa bile buraya bağları, şarap üretim tesisini gezmeye ve şarap tadımı yapmaya gelebiliyorsunuz. 17, 24, 31 Ağustos, 7, 14, 21 Eylül ve 5, 12 Ekim tarihlerinde kişiye özel bağ bozumu ve gastronomi turları düzenleniyor.

Eceabat: Deniz, doğa, tarih, sanat ve üzüm bağları...


Nereye baksanız çağdaş sanat
Porta Caeli, Latincede ‘Cennet Kapısı’ anlamına geliyor. Tam bir sanat cennetine düşmüştük. Otelin giriş kapısında Seçkin Pirim isimli sanatçıya ait ‘Cennet Kapısı’ isimli eser özellikle gün batımında bağlara karşı pek bir güzel konumlanmış. Bu kapıdan geçtikten sonra hem kapalı alanlarda hem de açık alanlarda ne tarafa baksak incelemek istediğimiz pek çok çağdaş sanat eseriyle karşılaştık. New Yorklu sanatçı Carole Feuerman'ın Contemporary Art İstanbul'da gördüğüm eserlerini SPA alanında görmek oldukça güzel bir tesadüf oldu. Aynı şekilde Koreli sanatçı Seo Young Deck’in insan bedenine ait eserlerinden birini incelemek de...

Gastronomik deneyim
Hotel Caeli arazilerinin içinde bir de mutfakta çıkan lezzetler için ekip diktikleri bahçe ve çiftlik yer alıyor. Keçiler, mandalar, atların olduğu bu çiftliği gezebiliyorsunuz. Ben gidip bir kaç yavru keçi kucakladım bile. Mutfaktan çıkan her yemeğin arkasında bu çiftlik ve bahçe var. Kendi ürettikleri sebzelerle mevsiminde bir sofra sunuyorlar. Yine keçi sütünden yaptıkları dondurmaların, manda yoğurdunun da sırrı bu çiftlikten geliyor.

Eceabat: Deniz, doğa, tarih, sanat ve üzüm bağları...

Mevsiminde, kendi yetiştirdikleri bu malzemeleri ise şef Mehmet Açıl ve ekibi işliyor. Öyle iyi bir mutfakla karşılaştık ki, bölge turizmi açısından oldukça faydalı olduğunu düşünüyorum. Saroz Körfezi’nden kaplan karidesler, üç farklı dağ mantarıyla hazırlanmış Trakya kaşarlı bin yaprak börek daha başlangıçlarda aklımı başımdan aldı. Sadece bin yaprak böreği için tekrar tekrar gelebilirim bu mutfağa. Organik manda kaymaklı pırasa eşliğinde sunulan levrek ızgara ve ev yapımı patatesli mantıyla gelen Tekirdağ boz sığır bonfile ve yine mevsime göre değişen çeşitleriyle şef ve ekibi alkışı hak ediyor. Kesinlikle atlamak istemediğim bir detay ise yemeklerde masaya gelen zeytinyağına doyamamış olmam. Yine kendi zeytinliklerinden elde ettikleri Caeli Zeytinyağını dileyenler evlerine de götürebiliyor.

Eceabat: Deniz, doğa, tarih, sanat ve üzüm bağları...

Eceabat: Deniz, doğa, tarih, sanat ve üzüm bağları...


Üzümden gelen sağlık...
Bu müthiş doğanın içinde 700 metrekarelik içerisinde sanat eserlerinin özenle yerleştirildiği SPA merkezi de oldukça başarılı. Bahçe manzaralı havuzunda yüzüp, güneşlenme terasında biraz keyif yaptıktan sonra kendimizi Uzak Doğulu masaj terapistlerinin ellerine bıraktık. Deneme fırsatımız olmadı ama üzümün antioksidan etkisiyle yaşlanma karşıtı terapileri Vinotherapie de oldukça iddialıymış.

 Daha detaylı bilgilere kesfettik.com tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle