« Hürriyet.com.tr

Kaşifler şehri Lizbon

Atlantik Okyanusu kıyısında, Tejo Nehri’nin oluşturduğu haliç üzerine kurulu Lizbon, Portekiz’in başkenti ve en büyük şehri. Lizbon tepeleri, püfür püfür deniz havası, dar sokakları, tramvayı ve eğlence yerleriyle ziyaretçilerini kendine hayran bırakıyor. Adını Macellan, Vasco de Gama gibi kaşifleriyle duyuran Lizbon, kendini keşfetmeye gelecek gezginler için de oldukça davetkar. İşte size Kaşifler şehri Lizbon gezi rehberi…

Serhat SARISÖZEN

Her yeri adım adım gezilmesi gereken Lizbon, tarihi sarı tramvayıyla yapacağınız bir tramvay turu ile kendisini geniş bir çerçeveden görmenize imkan tanıyor. Bu kapsamda, kalabalık oluşuna aldırmazsanız 28 numaralı tramvay, şehrin dar caddelerinde ağır ağır tırmanırken, siz de bu güzel şehri adım adım görebiliyorsunuz. Lizbon’u, alışveriş caddesi Baixa, gece hayatının kalbinin attığı Bairro Alto, eski şehir bölgesi Alfama ve şehir merkezinden biraz uzakta bulunan Belem Mahallesi olmak üzere dörde ayırarak incelemeyi uygun buluyorum.

Kaşifler şehri Lizbon

 Sao Jorge (St.George) Kalesi ve Lizbon Katedrali’nin de yer aldığı ve tarihi 12.yüzyıla kadar ulaşan Alfama Bölgesi, Lizbon’un en eski yerleşim alanı. Bir aracın zor geçebileceği dolambaçlı dar sokaklardan tırmanarak yokuşu çıktığınızda hala yaşamın devam ettiği eski evlerin orijinalliğini görebilirsiniz. Çini kaplı binalar, taş sokaklar, pencereden pencereye uzanan çamaşır ipleri ve balkonlara asılı çamaşırlar size güzel bir eski şehirde gezinme deneyimi verecek. Tepeye çıktığınız zamanki Lizbon manzarası ise olağanüstü. Portekiz halk müziği Fado dinlemek için bu bölgeden daha iyi bir yer bulamazsınız. Fado, sevgililerini veya eşlerini deniz aşırı yolculuğa gönderen Portekiz kadınlarının söylediği, derin acı, hüzün ve özlemi yansıtan ağıt tarzında bir müzik türü. Çok sayıda Fado Evinin olduğu Alfama Bölgesinin tarihi atmosferi, Fado dinlemek için en uygun yer.

Kaşifler şehri Lizbon

Alfama Bölgesi’nde yer alan Lizbon Katedrali (Santa Maria Marior de Lisboa), Lizbon’daki en ihtişamlı kiliselerden. M.Ö. 6.yüzyılda İberler ve Keltler tarafından kullanılan Sao Jorge Kalesi ise şehri tepeden görmenize imkan tanıyan konumu ve tarihi yapısıyla görmeniz gereken yerlerden.

Kaşifler şehri Lizbon

Lizbon’un en önemli meydanı Praça de Commercia (Ticaret Meydanı), alışveriş yapmak, volta atmak ve gün batımını izlemek için önemli bir merkez. Ortasında Kral 1.Jose’un heykeli olan meydan Tejo Nehri’ne kadar uzanıyor. Praca de Commeria’da bulunan Arco de Rua Augusto’nun (Zafer Takı) altından geçtiğinizde Augusto Caddesine ulaşıyorsunuz. Şehrin en popüler caddesi olan Augusto, sokak sanatçıları, mağazaları, mozaik yürüyüş yollarıyla oldukça keyifli. Şehrin manzarasını ayağınıza seren, 45 metre yüksekliğindeki neogotik tarzda Elevator Santa Justa da bu cadde üstünde bulunuyor. Dövme demirden yapılan bu neogotik ilginç asansör, Baixa ve Bairro Alto’yu birbirine bağlıyor. Asansöre bindiğiniz alt kısım Baixa, yukarı çıktığınız kısım ise Bairo Alto Bölgesi oluyor. Yukarı çıktığınızda bağlantı, orada yer alan bir otelin çatısından sağlanıyor. Bairro Alto (Yukarı Mahalle), Lizbon’un alışveriş ve eğlence bölgesi. Rua Garrett buranın ünlü caddelerinden. Bu cadde birbirinden lüks mağazalarla dolu.

Ayrılması zor bir sevgili: Lizbon
Ayrılması zor bir sevgili: Lizbon

Lizbon’da hediyelik eşya satan dükkanlarda sıklıkla karşınıza çıkan horozun bir efsanesi var. Efsaneye göre, kasabaya gelen bir genç handa geceyi geçirmek ister. Bu esnada hanın sahibinin kızı gence aşık olur fakat genç yabancı kıza yüz vermez. Bunun üzerine kız, değerli takılarını gencin çantasına koyar ve genci hırsız diye ihbar eder. Genci zindana atarlar suçsuzluğuna bir türlü yargıcı ikna edemez. Yargıç, evinde kızarmış bir horoz yemekte iken horoz birden canlanır ve gencin masum olduğunu söyler. Bunun üzerine horoz Portekiz’in milli sembolü olur. Her yerde karşınıza çıkan bu renkli horoz, Portekiz dönüşü arkadaşlarınıza vereceğiniz mütevazi bir hediye olabilir.     

Kaşifler şehri Lizbon

Tramvayla şehir merkezinden, kıyıyı solunuzda bırakarak doğuya doğru yapacağınız yaklaşık yarım saatlik yolculuk sizi tarihi Belem mahallesine götürecek. Bu bölgedeki en önemli yapılar Jeronimos Manastırı ve Torre de Belem (Belem Kulesi). Beyaz taşlardan yapılan Jerominos Manastırı’nın 1501’de başlayan inşası 70 yılda tamamlanabilmiş. Hindistan’ı keşfeden ünlü kaşif Vasco de Gama’nın mezarı burada bulunuyor. Gotik tarzdaki bu Manastır, UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınmış. Manastırın 50 metre ilerisinde mavi pencereli Belem Pastanesi (Pastais de Belem), birbirine açılan odaları ve seramik çinileriyle sadece bir pastane değil aynı zamanda tarihi bir mekan. 1837 yılında kurulan bu pastaneyi esas ilginç yapan şey ise dünyaca ünlü enfes Belem turtaları. 

Kaşifler şehri Lizbon

Vasco de Gama, Macellan gibi kaşifler bu şehirden çıkmış. 15. ve 16.yüzyılda yapılan keşifler sayesinde hem Portekiz zenginleşmiş hem de denizciliğin önemi artmış. Sahilde bulunan Kaşifler Anıtı (Padrao dos Descobrimentos), kaşifleri destekleyen Prens Harry, Macellan, Vasco de Gama gibi kaşiflerin anısına yapılmış ve bu kaşifler bu anıtla hep canlı tutulmuş.

Yokuşları ve tarihiyle İstanbul’un kopyası bir şehir: Lizbon
Yokuşları ve tarihiyle İstanbul’un kopyası bir şehir: Lizbon

Bu küçük ve sevimli şehrin okyanus kıyısında gezinirken, Alto’da şehrin tarihi hazinelerini incelerken, Rua Augosto Takının altından geçerken, Praça de Commercia’nın zarif parkelerinde yürürken tam da bu esnada önünüzden sarı tramvaylardan biri akıp geçerken nereden geldiğini belki de hiç anlamayacağınız bir Fado kulağınıza takılacak. Portekizce bilmediğinizden Fadoya eşlik edemeseniz de bu kendine has kültürü keşfetmek için iyi ki Lizbon’a gelmişim diyeceksiniz.  

Fotoğraflar:  Serhat SARISÖZEN




Bir Ana Tanrıça şehri

Kaynak: Serhat SARISÖZEN