GeriSaffet Emre TONGUÇ Korsan Denizi’nin üç incisi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Korsan Denizi’nin üç incisi

Korsan Denizi’nin üç incisi

Kuzey yarımkürede havalar soğumuş olsa da gezegenin birçok noktasında davetkâr bir sıcaklık var. Bana göre bu davetin dünya üzerindeki en etkileyici adreslerinden biri de Karayipler. Bölgede 7 bine yakın ada bulunuyor. Ama benim gönlümde özellikle üç tanesi taht kurmuş durumda. Bir sıcak kaçamak yapmak istiyorsanız işte size bir değil, üç neden birden.

En yeşil ve en güzel adalardan biri
GRANADA

Ocak-mayıs arası adanın kuru mevsimi, kalanında yağışlar hâkim. Karayip Adaları’nın en renkli halini görmeyi istiyorsanız 7 Şubat’ta adada olmanızı öneririm. Bu, İngilizlerden bağımsızlıklarını kazandıkları tarih ve Granadalılar için öyle önemli bir gün ki gururla kutlayıp büyük eğlenceler düzenliyorlar. Ancak ada festival ve kutlamalar dışında da çok davetkâr. Özellikle de birbirinden güzel plajlarıyla, yılın bu zamanlarında. 344 kilometrekare yüzölçümü olan Granada’da 45 plaj var. En güzelleri güneybatı bölümünde. Üç kilometre uzunluğundaki Grand Anse Plajı denize girilecek en iyi yerlerden. Beyaz kumu ve tertemiz suyuyla çok gözde. Grand Anse’nin iki kilometre güneyinde onun kadar güzel ama daha az kişinin gittiği Morne Rouge Bay Plajı bulunuyor. Burası, şnorkel için adadaki en doğru yer. Pink Gin, La Sagesse ve Levera plajları da diğer popüler kumsallar.

Korsan Denizi’nin üç incisi


Karayipler’deki en güzel başkent de bu adada. Adı, St. George’s. Çok hoş bir limanı var. Dik ve dar sokaklardaki kolonyal evler başkente apayrı bir güzellik katıyor. 18. yüzyıldan kalma pembe Anglikan Kilisesi, Market Square’deki pazarda, rengârenk kıyafetleriyle ürünlerini satan kadınlar, Fransızların inşa ettiği ve Fort George olarak geçen kale, St. George’s’a farklı bir hava veriyor. Granada’nın doğu sahilindeki Grenville, adanın ikinci büyük şehri. Yolunuz bu şehre bir cumartesi günü düşerse yerel pazara mutlaka uğrayın. Renkler, baharat kokuları, ortam çok gerçeküstü.

Korsan Denizi’nin üç incisi



Grand Etang Ulusal Parkı, Karayipler’deki en güzel yağmur ormanlarından biri. İçinden dereler akan parkta yürüyüş yolları ve manzara noktaları var. Sönmüş bir volkanın krateri olan Grand Etang Gölü’nün etrafını yürüyerek 60 dakikada dolaşabilirsiniz. Bol miktarda kuş ve Mona maymunu göreceksiniz.

Korsan Denizi’nin üç incisi

Dünya jet sosyetesinin kış üssü
SAINT BARTHELEMY

Kristof Kolomb 1493’te St. Barthelemy Adası’nı keşfettiği zaman yerlilerin kullandığı isim olan ‘Ouanalao’yu değiştirmiş ve kardeşi Bartholome’nin adını vermiş. Ada bugün Fransa’nın egemenliği altında. Topu topu 21 kilometrekarelik bir alanı var. Kısa adı St. Barths olan ada, huzur bulup rahatlamak ve canlanmak isteyenler için yaratılmış adeta. St. Barths’ta misafirlerin en keyif aldığı etkinliklerin başında yemek, içmek, alışveriş ve dünyanın değişik yörelerine ait masajları yaptırmak olduğunu söylersem adanın hedonistler için bir cennet olduğu daha kolay anlaşılır. Saint Barthelemy’ye bir yolculuk planlarken aklınızda tutmanız gereken en önemli noktaysa hiçbir şeyin ucuz olmadığı. Burası zenginlerin ve ünlülerin tatil mekânı... Saint Barthelemy’in çok fazla plajı var ve birçoğu da misafirlerini ağırlama konusunda uzman. Üstsüz güneşlenmenin çok yaygın olduğu bembeyaz kumsalların üzerinde yürürken her an ünlü bir film yıldızına rastlayabilirsiniz. Plajlar arasında en ünlü olanı ise St. Jean Plajı.

Korsan Denizi’nin üç incisi


Ada, tarihi ve doğal güzelliklere sahip her yer için bir örnek olmalı çünkü burada betonlaşmaya geçit verilmiyor. Yeni yapılan oteller 12 odadan fazla inşa edilemiyor. Böylece sadece yerli halkın değil misafirlerin de manzaranın keyfini doyasıya yaşamaları mümkün oluyor. Gustavia ülkenin başkenti ve ana limanı. Günümüz lüks tüketim malları, son moda ve pahalı giysiler, Gustavia’nın şık dükkânlarında adanın misafirlerini bekliyor. Hem İsveç hem de Fransız sömürge dönemlerinden kalan binalarını korumayı başarmışlar. Şehrin tarihini ve kültürünü daha yakından tanımak isteyenlere önerim şehir müzesi için de vakit ayırmaları.

Görülmesi gereken bir diğer yapı da 1787’de İsveçliler tarafından inşa edilen Gustave Kalesi. Kaleye gitmek için katedeceğiniz yolun manzarası bile ayırdığınız vakte değer. Limandan sadece birkaç kilometre uzaklıktaki Shell Kumsalı’nı (Shell Beach) da listenize dahil etmeyi unutmayın. Kayaların oluşturduğu doğal dalgakıranın koruması altındaki kumsal, hem adanın en güzel plajlarından biri hem de restoranlarında sakinliğin ve huzurun tadını çıkarabileceğiniz bir yer.

Gökkuşağının bütün renkleri
MARTINIK

Burası Karayip Adaları içinde en renklisi. Kristof Kolomb öncesi bölgede yaşayan Kariblerin  ‘Çiçekler Adası’ olarak adlandırdığı adanın beş körfezi, çok sayıda koy ve kilometrelerce uzunlukta muhteşem plajı, yanardağı, tepeleri, yağmur ormanları ve neşeli insanları var. Fransızların ‘Alize’ dediği rüzgârın serinlettiği havasıysa ideal, yıl boyu 24-29 derece arasında. Vaval diye geçen karnaval zamanına denk gelirseniz ada kelimenin tam anlamıyla gökkuşağı renklerine bürünüyor. Martinik’te ilk dikkatinizi çeken şey etrafın yemyeşil olması: Japon gülleri Atatürk çiçekleri, begonviller, Hindistancevizi ve mango ağaçları... Topraklar o kadar bereketli ki yer gök muz, papaya, ananas ve avakado gibi meyvelerle dolu. Yeşil bu kadar çok olunca etrafta bol miktarda kuş ve kelebek geziniyor. Adanın tamamı 1088 kilometrekare. Bir yanında Karayipler öbür yanındaysa bol dalgalı Atlantik var. Bolca da dağ mevcut, özellikle de yağmur ormanlarının kapladığı kuzey bölgesinde.

Korsan Denizi’nin üç incisi

Adanın yerleşik nüfusu 360 bin kişi civarında ve bunun üçte biri hem başkent hem de en büyük şehir olan Fort-de-France’ta yaşıyor. Başkent biraz New Orleans biraz da Fransız Rivierası’nın esintilerini taşıyor. New Orleans’taki French Quarter’da göreceğiniz ferforje balkonlu evlerdeki saksılardan sokağa çiçekler taşıyor. Adada yapılacak en güzel etkinliklerden biri Les Grands Ballets Martiniquais’i izlemek.  Genç şarkıcı, müzisyen ve dansçılardan oluşan bu grup, eski plantasyon günlerini değişik dans ve müziklerle canlandırıyor, Beguine gibi bolero ritmi taşıyan kendilerine has danslarını sergiliyor. Asıl eğlenceyse şubat ayının sonunda Vaval Karnavalı zamanında. Her köyde kıyafetler, geçit töreni için arabalar hazırlanıyor. Sokaklarda siyah-beyaz kostümler giymiş, şeytan kılığında insanlar dolaşıyor. İşin içine bir de rom girince eğlence doruklara tırmanıyor.

Martinik’e nasıl gideceğinizi merak ediyorsanız başkente 15 dakika, oteller bölgesine 40 dakika mesafedeki Lamentin Havalimanı’na değişik yerlerden uçak var. Guadeloupe Adası’ndan da feribot seferleri yapılıyor. Vardığınızda amacınız bütün gün plajda yatmak değilse saati yaklaşık 50 Euro’ya taksiyle adayı dolaşabilirsiniz. Benim tavsiyem araba kiralayıp keşfe çıkmanız.

 

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle