GeriPelin AKKUŞ Üzüm bağları arasında pembe bir yolculuk
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Üzüm bağları arasında pembe bir yolculuk

Üzüm bağları arasında pembe bir yolculuk

Vizcaya Köprüsü’nü arkada bırakmış, Bilbao’dan uzaklaşmıştım. Birazdan coğrafya tamamen değişecek ve deniz geride kalacaktı. Bu sefer rotam iç bölgeler… Gün batımı yaklaşmış, gökyüzü adeta renk cümbüşüyle beni büyülemeyi başarmıştı bile. 1.5 saat sonra varacağım nokta: La Rioja Alavesa. İspanya’nın en önemli şarap mahzenlerinin neredeyse 600’dan fazla ve üzüm bağlarının olduğu bölge. Sanatın, gastronominin ve doğal güzelliklerin şarapla kavuştuğu La Rioja… Daha ne ister ki insan!

Gece vardığım için, sabah uyanacağım ortamın eşsizliğini sadece hayal edebiliyordum. Ancak uçsuz bucaksız bağların arasından geçtiğimi biliyor, sabırsız bir heyecanla bağların kokusunu içime çekiyordum. Konaklama için en güzel köylerden biri olan La Guardia’yı seçmiştim. Heybetli ve görkemli Cantabria dağlarının, kuzeyin sert ve aksi rüzgarlarından koruyup kolladığı bir kasabaydı burası. Etrafı surlarla çevrilmiş bu sevimli kasaba, ışıklar içerisinde beni karşıladı. Her şey mi butik, her şey mi bu kadar seçici, her şey mi bu kadar ortamla uyumlu olabilirdi? Evet, aynen böyleydi…

Sabah hiç ummadığım kadar hızlı olmuştu. Uyandım ve hayal ettiklerimin tam ortasındaydım. Sonsuz üzüm bağları, sessizlik, huzur ve kartelalarda bulamayacağınız renkler… Surlarla çevrili bir kasaba. Tepe üstünde olduğu için La Guardia, inanın abartmıyorum 5 km. uzağı bile görebileceğiniz bir görüş açısına sahip.

Üzüm bağları arasında pembe bir yolculuk


Sabahın ilk ışıkları ile hareketlilik başlamıştı. Kasabanın küçük bir meydanı var. Ve bu  meydanı çevreleyen onlarca kafeterya ve restoran bulunmakta. Eski bir kasaba burası, geçmişi 10. yy’ a dayanmaktadır. Tabi ki bu kasabanın ana caddesi olarak bilinen caddede ki restoranlarda çok farklı şarap tadımları yapabilirsiniz. Zaten gastronominin yıldızı sayılan bölgeye, bir de yıldız şaraplar eklenince, değmeyin keyfime. Bir de bu şarap tadım mekanlarının hepsinin ayrı ayrı mahzenleri var. Esi zamanlarda buralar, savunma tünelleri olarak ta kullanılmış. Zaman kaybetmeden tarihi sokaklara kendimi attım. Her köşenin kendine has bir karakteri vardı. Önünden geçtiğim her kafeteryada oturup bir şeyler içmek, arzusu ile dar sokaklarda kayboldum. Çok güzeldi la Guardia, çok güzelsin La Guardia…

Bu bölge Dünya’nın en önemli şarap mahzenlerine ev sahipliği yapıyor. Her birini tek tek görmek ve gezmek gerekir. Tabi ünlüler arasında bir de yerel olanları da atlamamanız önerim. Yerel ve asırlarca aile şarap mahzenlerinden biri olan ve en çok sevdiğim Gomez de Segura. 1948 tarihinden bu yana sektördeler. Mahzenlerinde ki şarap yapımını, aşama aşama bize anlatan ve ailenin en büyük kızlarından biri olan Ana’dan çok şey öğrendim. Bir akşam yemeğinde, kadehinizde ki şarabın, geçtiği yollar inanılmaz detaylı ve bu aile üzümün ezilmesinden saklanmasına kadar tamamen doğal yollarla ilerledikleri için, her şey çok lezzetli. Tempranillo ( üzüm çeşidi ) en çok kullandıkları. Tatlar çok doğal, kokular çok özel, çok taze... Mahzenin derinliklerinde öğrendiğim bilgilerle adeta kendimi donattım. Hatta kendinize özel, şişelerde ailenizin soy ismini görmek isterseniz, 300 litrelik fıçılarda, 4 yıl beklettikten sonra, sizler için hazırlayıp, adresinize gönderebilecekleri şaraplar yapmaları da harikulade bir fikir. ‘Neden olmasın’ diye düşünüp ayrıldım Gomez de Segura’dan…

Üzüm bağları arasında pembe bir yolculuk


Tabi muhakkak mimar Santiago Calatrava tarafından tasarlanan, Bodegas Ysios’u,  Frank Gehry’nin Marquez de Riscal’ını, Zaha Hahid tarafından yapılan Bodegas  R. López de Heredia Viña Tondonia’yı muhakkak görmelisiniz.Tamamen tasarımlarıyla dikkat çeken bu mahzenler, ürünleriyle de Dünya’da çok iyi noktadalar. Burası başka bir gezegen adeta. Manzaralar hafızalardan hiç silinmeyecek, tatlar ve kokular hep siz de saklı kalacak. Her yer üzüm bağları, şarap mahzenleri. Tabi malzeme harika olunca, çekilen kareler de müthiş güzel. Her anı karelemek isteyeceksiniz, eminim! Akşam saatlerinde, güneşin batmasına yakın Cantabria dağları daha belirginleşmiş, ışıkla birlikte daha da güzelleşmişlerdi. Bu büyülü manzarayı görebileceğiniz, bağlarla dolu bu vadiye bakıp dinlenebileceğiniz en güzel noktalardan biri de ‘ Balcon de la Rioja.

Üzüm bağları arasında pembe bir yolculuk


Manzara inanılmaz etkileyici. Şarabınızı yudumlarken saatlerce vadiye bakabilirsiniz. Üzüm bağları arasından kıvrılan yollar, uzaktan belli belirsiz görünen başka köyler,  güneşin batışıyla renk değiştiren üzüm bağları ve sessizlik, adeta sizi baştan çıkaracak. Akşamın güzelliği, vadinin sessizliği, ortamın doğallığı ve size eşlik eden her detay ile Rioja’da bir akşam. La Guardia’da tekrar ışıklar yanar. İnsanlar akşam yemeklerini yemek üzere evlerinden çıkarken, ben aklımda kalan manzarayla yazımın son cümlelerine yaklaşırım. Size o kadar güzel bir ortamdan yazıyorum ki, umarım yollarımız bir gün bu güzel balkonda kavuşur sevgili okurlarım. La Rioja’dan sevgiler…

Yorumları Göster
Yorumları Gizle