GeriMehmet YAŞİN Kuzey Ege’de sıcakları unutturan lezzetler
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kuzey Ege’de sıcakları unutturan lezzetler

Kuzey Ege’de sıcakları unutturan lezzetler

Geçen haftaki bunaltıcı sıcaklarda, akıllı insanların pek yapmayacağı bir yolculuğa çıktım. Amacım Kuzey Ege’deki bildiğim, bilmediğim lezzet duraklarını ziyaret etmekti. Aslında bu sıcaklarda yemek yemek, yolda yürümek kadar zor! Onun için gölgelerdeki masalara sığındım, arada bir esen sert poyrazdan yardım dilendim ve Edremit’ten başlayarak Cundaya kadar olan listemdeki lezzet duraklarını ve yemeklerini sizin için kontrol ettim.

Yolculuğum Edremit’ten başladı. Körfezin bu büyük ilçesi görmeyeli daha da büyümüştü. Binalar, binalar, binalar… Dar yollarda üst üste arabalar. Kaldırımlarda omuz omuz insanlar… Çoğu turist, birazı yerli… Sıcak acımasız. Güneş kavuruyor adeta. Nereye sığınırsan sığın kaçış yok güneşten. Bir pencerenden, bir vitrinden yansıyıp seni buluyor. Zaten mağaza tentelerinden başka saklanacak bir gölgelik yok çevrede. Benim adresim belli: Tabii ki Cumhuriyet Lokantası. Edremit’ten her geçişimde, kapısını çaldığım muhteşem lezzet durağı. Herkes yerli yerinde… Ali Gökarslan tüm kibarlığı ile masa masa dolaşıyor. Eşi ve kızı kasada… Garsonlar yıllardan beri aynı. Her biri emektar olmuş artık. Mutfak, eskisi gibi lezzet üretmeye devam ediyor. Yemeklerin sergilendiği vitrine bakmak bile insanın ağzını sulandırıyor. Salon serin, hava yemek için çok elverişli.

Kuzey Ege’de sıcakları unutturan lezzetler



Yemek faslına fırında kuzu ile başladım. Çatalın ucunu batırınca etler kemikten ayrılıyor. Üstü nar gibi kızarmış. Nohutlu ve parça etli keşkek yörenin geleneksel yemeği… Düğünleri şenlendiren bu muhteşem yemek, şimdi de benim damağımı şenlendiriyor.
Kadınbudu köfte, mutlaka bu lokantada yenmeli. Böylesine kıvamında yapılmış, böylesine lezzetli bu özel köfteyi, başka hiç bir yerde yemedim. Buna rahmetli annemin mutfağı da dahil.

Döner, tereyağlı sosu ile damağıma feleğini şaşırtıyor. Kalın kaymaklı koyun yoğurdu başlı başına bir yemek. Revani her zamanki gibi çok lezzetli ama kaymaklı lor tatlısını tarif etmekte aciz kalırım. Cumhuriyet Lokantası bir kez daha yaşamıma lezzet katıyor.
Karnım tok, dudaklarımda keyifli bir ıslık Burhaniye’ye doğru gidiyorum. Pazarı gezeceğim. Pazartesi günleri kurulan pazarın ünü tüm Ege’ye yayılmış. Bütün körfez bu pazara akıyor. Mahşer yeri gibi... Satıcıların bağırışları sıcakta eriyor adeta. Domatesler kıpkırmızı. Çanakkale diyorlar ama bunun için daha bir hafta var. Kim bilir hangi tarlada yetişmiş olan bu domatesler, Çanakkale’nin şöhretine sığınmışlar. Yeşiller, sarılar, mor patlıcanlar... Meğerse meşhur kemer patlıcanlar Burhaniye orijinliymiş. Hikâyesi uzun, başka bir yazıda anlatırım.

Kuzey Ege’de sıcakları unutturan lezzetler


Yemekleri ezen börek lezzeti

Buraya gelmişken, Ayten Abla’nın Boşnak böreğini yemeden gitmek olur mu hiç? Ayten Abla’nın lezzet durağının adı Oklavam. Küçücük bir yer. İki kişi sığmaz. Kapının önünde iki tane masa var. Hepsi o kadar. Ama böreğin lezzeti çok büyük, koca lokantalara sığmaz, taşar gider. Çıtır çıtır bir yufka, içinde soğanlı, patatesli kıyma. Peynirlisi de bir o kadar lezzetli. Ayten Abla’nın mantısı da, kabak çiçeği dolması da çok lezzetli ama onlar böreğin şöhreti altında ezilmişler. Ev yapımı cevizli baklavanın mutlaka tadına bakmalı. Koca Camii’nin ve asırlık çınarın hemen kıyısındaki Ayten Abla’yı herkes tanıyor. Kapıdan her çıkanın elinde mutlaka börek dolu bir poşet oluyor.

Kuzey Ege’de sıcakları unutturan lezzetler



Burhaniye’den ver elini Havran. Aşçı Bekir’in Lokantası, bildik bir lezzet durağı. 68 yıldan beri kasabanın damağını şenlendiriyor. Her gün 10-12 çeşit yemek çıkıyor. Ama benim aklım fikrim işkembe çorbasında. “Bu sıcakta işkembe içilir mi” diye sormayın. Belki haklısınız ama bu lezzetli çorbayla “Senede bir gün” karşılaşıyorum. Hasret gidermemi hoş görün lütfen. Yine de “Hayır” diyorsanız, Konya’nın ‘Sıra Fasulyesi’ ile yapılan fasulye yemeğini öneririm.



Ayrıca bu lokantada, ‘askıda yemek’ uygulaması var. Onun için hesabı yuvarlayın. Sizin fazladan ödediğiniz para tahtaya yazılıp, yoksulların karnı doyurulacak. Havran”a gelmişken Köfteci İsa’ya uğramayı da ihmal etmeyin. 70 yıllık bu lezzet durağında köfteler pamuk gibi yumuşak. Sıcağa rağmen lezzet hissediliyor. Yemek faslının bitirip, direksiyonu Ören’e doğru çeviriyorum. Sırada görsel şölen var. Güneşi batıracağım. En uygun nokta, plajın hemen üstündeki Karakaş Oteli…

Kuzey Ege’de sıcakları unutturan lezzetler



‘Eşek İnbadı’ denizi allak bullak ediyor. Plajı döven dalgalar çok haşmetli. Gözlerim beyaz köpüklere dalıp gidiyor. Güneşin acelesi var sanki. Kaz Dağları’nın ardından kaçıp gidecek. Gökyüzü turkuaz, dağlar ise mor. Tanrı Zeus’un dağlarının zirvelerinden ışıklar fışkırıyor. Renklerden renkler doğuyor, bir resim gibi…

Tost yemeden Ayvalık geçilmez

Ayvalık’a vardığımda karanlık iyice bastırmıştı. Sabah soluğu, Eski Matbaa Sokak’taki Sultan’da aldım. Ayvalık’ta kahvaltıda Ayvalık Tostu yenir. En lezzetlisi burada yapılıyor. 25 yıldan beri aynı köşede. Klasiğinden, kavurmalı olanına tam 25 çeşit tost var. Etler bonfile, sucuk kendi imalatları, peynirler yörenin. Sepet ve tulum peynirleri tosta çok yakışıyor. Sıcak ara vermeden yakıyor. Güneş kızgın. Yakıp yıkıyor. Ayvalık’taki bir başka gözdem Paşa Çorba... Bıraktığım gibi duruyor. Yani aşırı lezzetli ve kalabalık! Kabak Çiçeği dolmasından zeytinyağı damlıyor. Akkız, Arapsaçı tam yazlık yemekler. Ama ilikli kemik suyunda pişen dilli paça çorbasını içmeden olmaz. Tadını tarif etmek imkânsız! İçtikçe içesim geliyor. Son noktayı küllü suyla yoğrulmuş kalbura bastı tatlısı ile bitiriyorum.

Kuzey Ege’de sıcakları unutturan lezzetler



Buraya gelmişken peynir almadan gitmek olmaz. Sarıbaş’ta insan ne alacağını şaşırıyor. Kargo için oldukça büyük bir paket oluşturuyorum. Peynirler, tereyağı, zeytinyağı, sele zeytini… Sırada Şeytan’ın Kahvesi var. 1865 yılında açılan kahve, bir zamanlar Rum müzisyenlerinin toplanma yeriymiş. Bu tarihi kahvenin buz gibi koruk suyu meşhur... İnsanın içini üşütüyor. Sıcak için bire bir.
Sıra geldi dondurmaya. Ayvalık’ta dondurma denince akla hemen Çamlık Dondurmacısı geliyor. Karadut, limon, kaymak… Yanında Güngör beyin sohbeti! Güngör Sezer eski kaleci. Dondurmaların fikri ondan çıkıyor ama bütün işi yapan eşi Zerrin Hanım…
Otelden önce 1942 doğumlu ‘Güler Tatlıhanesi’ne uğrayıp, lor peynirli baklavanın, sakızlı kurabiyenin, kavala kurabiyesinin, sakızlı kurabiyenin tadına bakmam lazım.

Kuzey Ege’de sıcakları unutturan lezzetler



Otelimin adı Orchis. 1891 yılında sabunhane olarak inşa edilen bina restore edilip, güzel bir otele dönüştürülmüş. Mutfağı da sağlam… Akşamları bir müzisyen, buzukisi ile hasret şarkıları söylüyor. Ertesi gün sırada Cunda var. Buradaki lezzet duraklarının şöhreti malum! Bay Nihat, Ayna, Girit Sofrası, Cookpoint, lokma… Her birinde bir kaç lokma. Maksat karın doyurmak değil, hasret gidermek.
Taş Kahve’de ayrılık kahvesinden sonra, şimdilik geziye noktayı koyuyorum.

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle