GeriHalil KAYA Dünyanın yeni yedi harikası
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Dünyanın yeni yedi harikası

 Dünyanın yeni yedi harikası

Koskoca yedi mimari eseri bu yazıya sığdırmak oldukça zor. Beynimdeki kapladığı bu sınırsız alanı buraya aktarmaya çalışacağım. Gezmekten keyif alan herkese…

Dünyanın yedi harikası, bilindiği üzere, dünyanın farklı yerlerinde bulunan ve insan yapımı mimari eserlerdir. Dünyanın Yedi Harikası  Dünyanın Yeni Yedi Harikası olarak revize edilmiştir. Dünyanın farklı kıtalarında bulunan insan yapımı bu harikalar, yüzyıllara meydan okuyup günümüze kadar gelmiş ve medeniyete etkisi altına almıştır. İsviçre merkezli New7Wonders Vakfı 2000 yılında adına milenyum projesi verdikleri bir proje ile bir oylama başlatmıştır. Proje dünyanın yeni yedi harikasını tekrardan belirlemek esas amaç olmuştur. Yarışmaya aralarında Ayasofya Müzesi'nin de olduğu 21 finalist eser katılmıştır. 2000 yılında başlayan oylama 7 Temmuz 2007 tarihine kadar devam etmiştir. Bu sürede 100 milyona kişi oy kullanarak dünyanın yeni yedi harasını belirlemiştir. 

Dünyanın yeni yedi harikası

1- Machu Picchu, Peru

Her gezgini kendi dilinde çağırır Machu Picchu; Amazon nehriyle beslenen, And dağlarının eteklerinde, Pasifik Okyanusuna kıyısı olan değişik mimarisi ve kendine has yemekleri olan bir ülke. Peru denince akıllara ilk olarak Machu Picchu gelir. İnkalar’ın Cusco dan kısa bir mesafede 2430 metrede kurduğu şehir günümüzde dünyanın 7 harikasından biridir. Varlığı batılılar tarafından 20. yüzyılın başına kadar bilinmeyen bir gezgin çoban tarafından tesadüfen keşfedilen Machu Picchu, İnka Uygarlığı'nın bugüne ulaşan en önemli eseridir.  Sellere karşı teras sitemi ve harç kullanılmadan birbirine geçmiş duvar ustalığının dünya üzerindeki en önemli eserlerinden biridir. Bu şehir zengin ve soyluların İspanyol istilasından kaçıp kurulduğu düşünülmektedir. İnkalar 12.-16. yüzyıllarda büyük bir imparatorluk kurmuş olan Güney Amerika yerli halkıdır. Hiram Bingham’ın ‘Lost City of the Incas’ kitabı var. ‘İnkaların Kayıp Şehri’ muhakkak gitmeden okuyun.

Dünyanın yeni yedi harikası

2- Chichen Itza, Meksika

Chichen Itza, Dünyanın Yeni Yedi Harikası'ndan biri. Kristof Kolomb'un Amerika'ya ulaşmasından önce astronomi ve matematikte ileri bir seviyeye ulaşan Mayalar tarafından inşa edilen bu piramitler günümüzde de yıkık bölümleri olsa da varlığını sürdürmekte. Yucatan yarımadasında bulunan ve bir dönem de bölgenin en önemli dini merkezi olan Itza kentinde bulunan Chichen Itza, günümüzde Meksika'ya gelen turistlerin mutlaka görmek istediği yerlerden biri. Bölgede bulunan Kukulkan Piramidi'nin yüksekliği 24 metredir alana girdinizde sizi devasa bir yapı olarak karşılıyor. Chichen Itza'daki piramitlerin ve diğer yapıların tarihi dokuzuncu yüzyıla kadar dayanmaktadır. Chichen Itza antik kenti, Meksika’nın en çok bilinen ve ziyaret edilen antik bölgeleri içinde yer alıyor. Chichen Itza arkeolojik alanı Kukulkan Piramidi, çeşitli tapınaklar, pok-ta-pok adı verilen maya top oyunu sahası ve yönetim binalarından oluşan geniş bir alanı kapsıyor. Kukulkan Piramidi, 4 tarafındaki 91’er basamağı ve en üst katmanıyla toplam 365 adet basamaktan oluşuyor ve bu da yılın günlerini ifade ediyor. Ayrıca ilkbahar ve sonbaharda ekinoksları sırasında piramide gelen güneş ışıkları piramidin çıkıntıları sayesinde merdiven basamaklarının dibinde bulunan iki yılan başına gelip bir gölge oluşturur. Bu da Maya uygarlığının gök bilimi ve geometri konusundaki ne kadar ileri olduklarının kanıtıdır.

Dünyanın yeni yedi harikası

3- Kurtarıcı İsa Heykeli, Brezilya

Brezilya'nın "Rio de Janeiro" şehrinde bulunan Cristo Redentor yani Kurtarıcı İsa Heykeli, 1926-1931 yılları arasında inşa edilmiştir. Corcovado Dağı üzerinde yer alan İsa Heykeli 710 metre yükseklikte olup muhteşem bir Rio de Janerio manzarası sunmaktadır. Fransız ünlü heykeltıraş Paul Landowski  inşaat malzemesi olarak beton, üzerinde katmanlar halinde sabun taşı kullanılmıştır. Rio de Janeiro sadece Brezilya'nın değil tüm Latin Amerika'nın en ünlü kentlerinden biri. Bir çok ünlü tepeler üzerine kurulu olan ve muhteşem plajlarıyla ünlü bu kent dünyaca ünlü Kurtarıcı İsa heykeline ev sahipliği yapıyor. 38 metre yüksekliğindeki heykel, bulunduğu tepenin 710 metrelik yüksekliği de düşünüldüğünde kente hakim bir konumdadır. Corcovado Tepesi üzerine 1931 yılında inşa edilen Kurtarıcı İsa heykeli, günümüzde Rio de Janeiro'nun simgesidir.

Dünyanın yeni yedi harikası

4- Çin Seddi, Çin Halk Cumhuriyeti

Dünyanın uzaydan görülebilen tek yapısı olarak bilinse de bilinenlerin aksine Uzaydan görünmemekte L( . Çin seddi 289 kilometre yükseklikten gözle görülebilir..Çin inşa edildiği dönem olan milattan önce 3. yüzyıl da hesaba katıldığında tarihsel önemi tartışma götürmez. Hun akınları karşısında Çinlilerin başkenti ve diğer topraklarını koruma amacıyla inşa edilen Çin Seddi, bugün artık turistlerin üzerinde yürüyüp fotoğraf çektirdiği bir yerdir. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde de yer alan Çin Seddi'nin toplam uzunluğu 21.196.180 metredir. Yıkılmış olan kısımlarıyla birlikte uzunluğu 6000 kilometreyi bulan Çin Seddi'nin kalıntıları Po Hay körfezinde deniz kıyısında başlar. Çin Seddi'nde bulunan burçların yüksekliği 14 metreye kadar ulaşabiliyor. Bu set Türklere karşı değil, Moğollara karşı inşa edilmiş. Efsaneye göre bir ejderha Çin seddinin yapımına iş gücü olarak yardım etmiştir. Yıllık 50 milyon kişi ziyaret etmektedir.

Dünyanın yeni yedi harikası

5- Petra, Ürdün

"...zamanın yarısı kadar eski, gül rengi şehir..."Petra daima, sadece görülerek anlaşılabilecek bir mucize olarak kalmalı herkesin aklında.

Mutavazi Gezgin kimliğimle dünyanın birçok köşesine motosikletli motosikletsiz geziler yapmış olmama rağmen hiçbiri bana göre geçmişimize açılan, geleceğe de dair dersleri oluşturan büyüleyici bir pencere niteliği taşıyan Petra’nın etkisini bende bırakmamıştır. Nebatilerin kumtaşından yarattığı Petra, mimari alandaki mucizeleri ve doğal güzelliği gibi insanlığa sunduğu derslerin kalıcı olması nedeni ile bizim gibi tüm gezginlerin kalbinde taht kurduğuna inanıyorum. Ne kadar yazılırsa yazılsın, ne kadar söylenirse söylensin, Petra, öyle sözle, fotoğraflarla, yazıyla anlatılabilecek bir şehir değil. Ortadoğu'nun geçmişine işaret eden, bu renkli geçmişi kendine özgü renkleriyle ziyaretçilerine anlatan Petra'nın ihtişamı ancak görüldüğünde anlaşılabilir. 19. yüzyılın İngiliz şairi J. W. Burgon nasıl anlatmaya çalışmış Petra'yı birkaç kelimeyle; "...zamanın yarısı kadar eski, gül rengi şehir..."

6 Aralık 1985 tarihinde UNESCO tarafından Dünya Kültürel Mirası listesine dahil edilmiştir. Peru'da yer alan Machu Picchu ile kardeş şehir.

Uzun yıllar gözlerden uzak yaşamına devam eden kentin sessizliği, 1812 yılında İsviçreli ‘seyyah' Johann Ludwig Burckhardt tarafından bozulmuş. O yıllarda Osmanlı İmparatorluğu hâkimiyetinde olan bölgede fiam ve Kahire arasında yolculuk yapan Burckhardt, Wadi Musa Dağları arasına gizlenmiş antik bir kentten söz edildiğini duyarak Petra'ya gider. Petra'da yaptığı çizimler ve aldığı notlar daha sonra kitap haline getirilince Petra Avrupalıların da dikkatini çeker. Antik Yunanca'da ‘taş' anlamına gelen Petra'ya, yüksekliği 200 metre, genişliği ise 5 metre olan dar bir kaya geçidinden giriliyor. Yaklaşık 700 metre uzunluğu olan bu geçit boyunca kayalara oyulmuş su kanalları, heykel nişleri ve çeşitli kabartmalar eşlik ediyor Petra ziyaretçilerine. Ama asıl çarpıcı sürpriz geçidin sonunda yaşanıyor. Geçit bittiğinde, Petra'nın simgesi sayılan ve ‘Hazine' adı verilen yapı tüm ihtişamıyla ansızın çıkıveriyor karşınıza. Her ne kadar adı Hazine olsa da aslında burası kayalara oyulmuş devasa bir anıt mezar. Geçmişte burada define arayanların hayalgücünün ürünü olan bu isim günümüzde de kullanılıyor. Indiana Jones serisinin ‘Son Macera' adını taşıyan filminin önemli sahneleri burada çekilmiş. Çok geniş bir alana yayılan Petra'nın tamamını gezmek için en az 1 tam gün gerekiyor. Petra antik kenti, insan çabasının ulaşabildiği noktaların görülmesi açısından çok önemli bir örnek. Ürdün'ün güneyinde yer alan Petra, tahmini olarak milattan sonra beşinci yüzyılda inşa edilmiş bir antik kenttir. 

Dünyanın yeni yedi harikası

6Kolezyum, İtalya

Devasa büyüklükte taştan amfitiyatro, Roma  yaşayan halka hediye olarak Flavian hanedanından İmparator Vespasian tarafından yaptırılmıştır. Taş ve beton malzeme kullanılarak oval biçimde inşa edilen amfitiyatroların dünya üzerindeki en büyüğü. Romalılar amfitiyatroları, yaklaşık iki bin yıl önce gladyatör dövüşleri, hayvan avı, tiyatro ve tarihi savaşların gösterileri için kullanıyorlardı. Eğer Roma’ya gidip  bu devasa Kolezyum’a gitmiyorsanız Roma’yı ziyaret ettim dememeniz lazım.  Russell Crowe’un oynadığı gladyatör filmini izlediyseniz kolezyum hakkında daha fazla görsel bir fikir edinebilirsiniz.

Filmlere ve  romanlara da adı geçen Kolezyum, İtalya'nın başkenti Roma'nın en önemli simgelerinden biridir. Yüzyıllar önce gladyatörlerin birbiriyle dövüştüğü, vahşi hayvanların insanlarla mücadele ettiği bir savaş arenası olan Kolezyum, milattan sonra 72'de yapımına başlanmış ve İmparator Titus döneminde 80 yılında tamamlanmıştır. 

Dünyanın yeni yedi harikası

7- Tac Mahal, Hindistan

Hindistan denilince altın üçgen akla gelen ilk yerlerden bir üçleme bu üçlemenin en önemli şehri ve eseri Agra daki Tac Mahaldir.

Aşkın mabedi olarak bilinen Tac Mahal, Hindistan'ın Agra kentidedir. Dönemin kralı Şah Cihan’ın büyük aşkı eşi Mümtaz Mahal’ın ölümünden sonra uğruna inşa ettirdiği Taj Mahal, büyük aşkının ölümsüzlüğünü günümüzde dahi konuşturacakken, tabii ki Şah Cihan'ı da ölümsüz yapıyor. Hem de inşa sırasında kralı ölüme götüren bir bütçeyle. Aslen bir cami olan Tac Mahal, Dünyanın en çok emek ve para harcanan sayılı yapılarından. Anadolu’dan giden bitkilerin bahçesini süslediği Tac’ın inşasında kullanılan taşlar Çin, Tibet, Sri Lanka, Arap coğrafyası ve Afganistan’dan binlerce fille taşınmış. O taşların dizaynından  da güneşin her anında farklı renkler sunan günümüz mimarisi oluşmuştur. 21 Yıllık inşaatta 22.000 işçi!

Bu büyüklükte bir iddia ile çıkılan yolda 5 yılda 2000’den fazla proje Şah Cihan’a sunulmuş, en son Tac Mahal’in bugünkü haline karar verilmiş. Tac Mahal’in kubbesi Mimar Sinan’ın öğrencileri tarafından yapılmış. Caminin yazılarında da Türk hattatların imzası bulunur. Eserin asıl mimarının ise İranlı olduğu biliniyor. Tac Mahal’in görünüşü dört açıdan da tıpatıp aynıdır. Tasarımı çok özel olan bu yapıda kendini kopyalayan geometrik bir biçim vardır. Tac Mahal içerisinde camii, konuk evi ve muhteşem bahçelere sahip 17 hektarlık bir alana yayılmıştır. Tac Mahal’in yüksekliği 171 metredir.Tac Mahal’in inşaası sırasında malzeme taşımak için 1000’den fazla fil kullanılmış. 1857’deki ayaklanma sırasında Tac Mahal’in duvarlarını süsleyen birçok değerli taş çalınmış.

Dünyanın yeni yedi harikası

 

Yorumları Göster
Yorumları Gizle